1. YAZARLAR

  2. Ahmet DEMİRKAYA

  3. Hoş Mu Geldin Ramazan
Ahmet DEMİRKAYA

Ahmet DEMİRKAYA

Hoş Mu Geldin Ramazan

A+A-

Her yıl büyük sevgi ve coşkuyla karşılanan Ramazan iki yıldır salgın sebebiyle en azından oruç tutanlar, teravihe gidenler tarafından hoş karşılanamıyordu. Bu yıl teravihlere getirilen serbestlik Ramazanın karşılanmasında biraz hoş görülse de eski tadında olmadığı bir gerçek. Aslında hoş karşılama şova dönüştürüldüğünden beri Ramazanın ruhuna uygun karşılama olmuyordu ama bir hayli eğlenceli geçtiği söylenebilir.

Geçenlerde bir fıkra okudum Ramazanla ilgili. Ramazan sebebiyle 100 kişiye sorduk 89 adet hastalık tespit ettik diyor fıkrada. Geriye kalan % 11 de ekranlardaki hocalar zor avutuyor olsa gerek. Zira bizim çocukluğumuzda fakrı zaruret için de yaşadığımız Ramazanların tadı gerçekten kalmadı. O dönemler saf Müslüman sevgisiyle Ramazan sevinci yaşardık. O dönemlerde de çarşıya pazara hakim kapitalizm bizlerden daha çok seviniyordu Ramazanın gelmesine. Ama günümüzde en çok sevinen ve hoş gelinmesi için gayret eden Müslümanlar değil kapitalistler ağır basıyor. Hem de zamların zirve yaptığı şu zor günler de hiçbir neşesini kaybetmeden Ramazana hazırlandılar, hazırladılar milleti.

Ee kaz gelecek yerden tavuk esirgenmezdi, öyle yapıyorlardı kapitalizmin sahadaki figüranları. Fiyatlar 10’a 100’e katlanması umurlarında bile değildi kapitalistlerin. Tabiri caizse tüketim yularını ellerine geçirmişlerdi bir defa bırakırlar mı? Her şey ucuz reklamlara bakıyordu ve öyle de yapıyorlardı. On gün öncesinde haberleri bile harlanıp servis ediliyordu “Ramazan öncesi hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor, çarşı pazarlar şenlendiriliyordu” televizyon kanallarında. Bir de vatandaşın gözlerinin içine baka baka “bu sene Ramazan alışverişi cep yakıyor” dedikten sonra insanların nefsini cezbeden ürünleri gözler önüne sererek “hadi almayın da görelim” der gibi. Zaten bir ay yemeden içmeden kesilecek olma endişesi var, nasıl sabır gösterilecek bütün bunlara. Üzülmeyin bankalar ne güne duruyor, kullan kredi kartını bayramdan sonra ödersin. Yeter ki kapitalizmin zam yapma coşkusu kırılmasın, bizim de nefsimiz mahrum kalmasın bir ay boyunca.

Gerçekten Ramazan anlayışı çarşıya pazara yansıttıkları gibi mi bilinmez ama öyle ise yandı gülüm keten helva. Oruç baştan 1-0 yenik başlamış demektir. Oruç, akıldır, iradedir, vicdandır, merhamettir (merhamet acımak değil, acıtmamaktır) sevgidir nefse hakim olmak demektir. Her türlü haksızlığa, zorlamaya, nefsi zaafa düşürecek bütün girişimlere akıl ve iradeyle karşı koymak, inandığı değerler yönünde kitaba uygun hareket etmek demektir oruç. Bunun için bedeni, zihni kalbi hazırlamaktır oruç. Aynı savaşın zor şartlarına alıştırılıp hazırlanan askerler gibi oruçta sahibini bir yıllık hayat mücadelesine hazırlayıp aklı, nefsi iradeyi diri tutmaktır oruç.  

Akşama kadar mideyi boş bırakıp akşam envaı çeşit yiyecekle bağırsakları doldurmak oruç değil, iradeyi de güçlü kılmak bununla mümkün değil. Düşman askerine yardım ve yataklık etmekten farksızdır. Kaldı ki oruçluyken bunun yansımaları da görülüyor zaten. Sırf bu yüzden Ramazanlarda ve özellikle iftar saatlerine yakın dışarı çıkmayı hiç sevmem. Her an kimin patlayacağı, kime patlayacağımız belli olmuyor. Bırakın orucun kazanımlarını daha Ramazan içinde başlıyoruz kaybetmeye. Böyle bir oruç anlayışıyla iradeyi güçlendirmek de zor. Aç kalmak zannettiğimiz orucu tuttuğumuz kesin de acaba oruç bizi tutuyor mu? Kapitalizme hoş geldin ya şehri Ramazan.

 

Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.