1. YAZARLAR

  2. Ahmet DEMİRKAYA

  3. Musa’nın Asası
Ahmet DEMİRKAYA

Ahmet DEMİRKAYA

Musa’nın Asası

A+A-

 

Geçtiğimiz kurban bayramıydı, hanımlar içeride etlerle uğraşırken ben de bir kardeşimizle bahçede sohbet ediyorduk. Günlerden bayram olunca konuda dinden gidiyor haliyle. Günümüzde Müslümanların Kur’an dan uzak menkıbelerle yaşadığı din anlayışla toplumsal barışı ve huzuru sağlayamadığı düşüncelerimi paylaşıyorum. 

Tabii örneklemeler de haliyle Kur’an dan oluyor. Fakat kardeşimiz her iki cümlemin ardından itiraz edip, o yorum, bu yorum, onu farklı yorumlayan var bunu farklı yorumlayan var diye sözlerimi kesip beni konuşturmak istemiyor. 

Tamam kardeşim bunların hepsi yorum ve tabi ki yorumlar olacak, farklı anlamalarla, fikirlerle esas gerçeği yakalamak için bu yorumlar şart zaten. Ancak bunların toplumsal karşılığına bakmak lazım, ne getiriyor ne götürüyor, yaşamaya çalıştığımız hayata bu din anlayışı ne katıyor ona bakmak lazım dedim.

O zaman Musa AS asası ile denizi yarıp taraftarlarını Firavunun hışmından kurtarışıyla günümüzdeki zulümlerden nasıl kurtulacağız, elimizde onun asası gibi bir asamız yok, zulmün başına neyi vurup da kurtulacağız anlat da anlayalım dedi. Kendisi de bir zamanlar hararetli bir şekilde meal takip eden biri. Baktım ki niyeti iyi değil, salgın onun psikolojisini de etkilemiş, uzatmadan konuyu kapattım.

Konu o gün için kapandı ama hayat ve Kur’an tavsiyeleri devam ediyor. İlahiyatçı değiliz ama uzun süredir Türkçe karşılaştırmalı meal okumaya çalışıyorum. Kimseye din öğretmeye, din satmaya niyetimiz yok, ne öğreniyorsak kendimiz için öğreniyoruz. Hayatın önümüze çıkaracağı sürprizlere de hazır oluyoruz böylelikle. İşte bu okumalarda böyle bir sürprizle karşılaştım. 

Meal okuduğumuz için açıklamayı da mealen yapacağız. Konunun uzmanı olanlar da süre ayet yerlerini belirleyip teyit edebilirler. 

Rabbimiz geçmiş kavimlerden örnek verirken ilahi kitapların aşama aşama geçirdiği süreçlerden bahsediyor. Zaten Kur’an ile de nuru tamamladığını söylüyor. İşte bu süreçlerde birbirine düşen çoğu kavimlere uyarı için peygamber ve kitap gönderiyor, bozgunculuk yapmamaları konusunda uyarıyor. 

Onların çoğu inanmak yerine inanmamak için elçilerden mucize istiyor. Akıl ederek hayatın içinde, hayatın gerçeğiyle uyaran insan peygamberden hayatın dışında bir şeyler istiyorlar inanmak için. Oysa Allah, her kavmin yaşadığı dönemlerdeki uygun bilgiler veriyor, elçilerine de kavimlerinin kültürlerine göre donanım ve yetenekler vererek uyarıcı görevini yüklüyor.

Musa AS döneminde de falcılık, büyü yapma revaçta olmasına karşın Musa AS’ı bunlara karşı duruşla mücadeleyi emrediyor ve fakat mucize konusunda ısrarcı olunduğu için ASAsını kullanması emrediliyor. Aslında mucizenin gerçekleştirilmesi inanamayanları inandırmak için değil mucizenin sonunda mucize isteyen kavimler gibi helak edilmesi gerçeği yatıyor.

Şunun altını özellikle çizmek gerekir ki, din öğretisinde mucizelerin devreye girmesi ne pahasına olursa olsun bu insanları uyaralım değil, başka bir ifadeyle biz bu kavme torpil geçip mucizeyle kolaycılığı öğretelim de kurtulsunlar değil, insana verdiğimiz iradeyi akıllarını kullanarak hayatı yaşanılır hale getirsinler uyarılarına uymadıkları içindir. Mucize gibi görününce herkesin inanacağı bir şey ölümü ve ahireti anlamsız kılacağı için kitabı ve peygamberliği de anlamsız kılacaktır.

Kur’an son kitap, Hz. Muhammed son elçi olduğu için bununla birlikte mucize defteri de kapanmıştır. Halk arasındaki tabirle, bu saatten sonra aklını ve iradesini kullanamayanlar, ellerinde Kur’an gibi aklına, iradesine yol gösterici varken mucize bekleyenler boşa beklerler. Elin oğlu kafasının içindeki akıl asasını kullanarak uzayları keşfe giderken, teknolojinin her  türlüsünü üretip bizim gibi mucize bekleyenlere pazarlarken bizim hala mucize beklememiz akılsızlığımızın dik alasıdır.

Tabi bizimkileri de anlıyorum, onların ürettiği teknolojiye, eşyaya, mala mülke para yetiştireceğim derken girdiği bunalımdan çıkış yolu olarak mucizeyi görüyor, onu bekliyor. Eh inandığın dini bir bütün olarak anlamazsan parçalarıyla da param parça olursun. Daha doğrusu birileri seni din adına paçavraya çevirir sen de onu din zannedersin.

Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.