352286612

Ahmet DEMİRKAYA


Ülkenin Üvey Evlatları


Nereden başlayacağımı bilmiyorum ama bildiğim tek şey gece sabaha kadar uyumamış olmam. Gelecek partisi kurucular kurulunda yer almış ve halen parti yönetimin de olan araştırmacı yazar Bahadır Kurbanoğlu sosyal medya hesaplarında bilgi paylaşımında bulunduğumuz ve engin bilgilerinden istifade ettiğimiz bir isim. Yaklaşık üç hafta önce kadar yine parti meclisi üyesi ve “En Politik” dergi yazarı Aynur Algül hanımefendinin telefon numarasını vererek kendisiyle görüşmemi istedi. 

Önce bir mesaj attım ama cevap alamadım. Sonra da kendi kendime “körler sağılar bir birini ağırlar” atasözünü terennüm edip (kötü anlamda değil) görme engellilerin telefon kullanma yöntemlerini bilmediğim için en iyisi arayım dedim. Geçtiğimiz cumartesi yarım saate yakın görüştük kendisiyle. Özellikle siyasilerin kendi içlerinde çözüm üretmek yerine hep birilerine yönlendirmesini çok hoş karşılamasam da umutsuz dünyanın her bir nefesini umut ışığı olabilir düşüncesiyle yaptığımız bu görüşmenin de çözüm olmayacağını biliyordum ama çok verimli bilgiler paylaşmış olmamız yine de ümit var olmak gerektiği izlenimi oluşturdu. Özellikle En-politik dergisindeki beş serilik “Dünyada ve Ülkemizde Erişebilirlik Serüveni”  adlı makalelerini şiddetle okunmasını tavsiye ediyorum. 

Yazıdan da anlaşılacağı üzere Aynur hanım görme engelli bir hanım kardeşimiz. Görme engeline rağmen yurtiçinde ve yurtdışında birçok başarılı çalışmalara imza atmış donanımlı da bir kardeşimiz. Özellikle yaşam koçluğu gibi bir misyona sahip olması imkân verildiğinde engellilerin neler yapabileceğinin canlı bir örneği aynı zamanda. Kendisini Gebze Marmara gazetesi okuyucuları adına tebrik ediyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyorum.

Ancak ne var ki bu görüşme biz işitme engelliler adına çözüm niteliğinde olmadığını söyleyeyim. Zaten bunu kendisi de kabul ediyor. Dikkat ederseniz yazının başlığı devletin üvey evlatları değil ülkenin üvey evlatları olarak atıldı. Zira biz işitme engellileri mağdur eden, ayrıştıran, ayrımcılık yapılan, erişe bilirliği en kısıtlı engelli gurubu olmamıza karşın toplum tarafından görülmeyen, anlaşılmayan, bırakın haklarını almayı üstelik hakları gasp edilen toplumsal bir anlayışımız var. İşitme engelliler dışındakilerin engeli görünür olduğundan en azından toplum acıyarak da olsa bir yardım eli uzatıyor. İşitme engelliler sadece alay ediliyor, sağır duymaz uydurur diye. 

Aynur hanım yazı dizisinde 1800’lü yılların Avrupa’sında engelli yaklaşımından başlayarak günümüze kadar elde edilen hakların kolay elde edilmediğini, hepsinin zorlu bir süreçten geçtiğini anlatıyor. Gerçekten de eski Yunan ve Roma da doğan bebeklerin ebeveynleri tarafından doğar doğmaz kontrolleri yapılıp her hangi bir engele rastlandığında sepetlere konulup nehirlere veya yol kenarlarına bırakılıp ölmesinin beklendiği tarihlerden şuan erişebilirliğin üst düzeye gelmesi veya gelmiş olması büyük başarı. Bunu yine Avrupa milletlerinin başarmış olması benim en çok yadsıdığım bir durum. Kız çocuklarının diri diri gömüldüğü topluma medeniyet ışıklarını yakan İslam peygamberi ümmetinin hala bu konularda güdük kalması gerçekten garipsenecek bir tutum.

Evet bende kabul ediyorum, hiçbir hakkediş emeksiz, zahmetsiz mücadelesiz olmuyor, olmaz. Ancak ne var ki bizim mücadelemizin anlaşılır olabilmesi için önce bizim birçok şeyi anlamamız gerekiyor. Anlamak için de duymak, duymadığımızın görünür olması gerekiyor. Bunun içinde siyasilerin çıkardıkları yasalar işitme engelliler için daha belirgin olması gerekiyor. Engelli tanımlamasını önceleri sağlık bakanlığı yapıyordu şimdi Aile ve sosyal politikalar bakanlığı. Hadi aileden ve politikadan anlar da engelliliği nasıl anlayacak bu donanımsız insanlar?

Haklarını teslim etmek gerekir ki AB uyum yasaları çerçevesinde dahi olsa engellilerle ilgili yasal düzenlemeleri bu iktidar yapmaya çalıştı. Fakat 2006 da yaptığı değişiklikle işitme engelliler iyice mağdur edildi. Daha doğrusu engelleri yok sayıldı. Eh ne de olsa çoğu işitme engelliler kendilerini ifade edemiyorlar ya, sesleri de çıkmaz onlarda gül gibi yönetirler ülkeyi. Zaten toplumda beni engelli görmediği için bende kabul etmedim, kimseye de muhtaç değilim çok şükür. Ama bu demek değil ki duymadığım için zorlanmıyorum? Duymadığım için istismar edildiğim çok anılarım var. 

Yeri geldi benim gibi işitme engelli anam istismar etti, yeri geldi babam kardeşlerim, yeri geldi çocuklarım iş arkadaşlarım tarafından hep istismar edildik. Yani işitme engelliler ayrı bir kategori. Devlet istismar edince toplum dünden buna meyilli. Ben çocuklarıma okula başlamadan aldım cihazlarını. Doktorlar bana vermemek için dokuz takla attılar yıllarca, halen de öyle. Bazı gruplardaki bireysel özgürlükçü yazar çizer arkadaşlar “ sen olayları kişiselleştiriyorsun, bu kişisel bir sorun” diyorlar. Engelli bir birey olarak kabul edilmeyince sorununuz da kişisel oluyor. Oysa sizlerin normalitelerinizde hareket edebilmem için erişebilirliğimin de normal olması gerekiyor. Sizler bile görüntülü yayınlara bağlanmak için zorluklar yaşıyorsunuz. Oysa ben cihazların demode olmasından dolayı sizlerden on kat daha fazla zorluk çekiyorum varlığımı kabul ettirebilmek için. Yeri gelmişken, ülkemizde 406 bin (%1,1) erkek,429 bin (%1,2) kadın olmak üzere 836 bin işitme engelli var. (2015 verilerine göre)

Aynur hanımla konuşmadan önce işitme cihazları satan bir firmaya gittim. More teknoljisi diye yeni model cihazlar 22 bin liradan başlıyor. Devletin katkı payı brüt 1500 Tl. Ve ben bu şartlarda işitme engellilerin normalleşme mücadelesini vereceğim, öyle mi? Kaldı ki, firmaların çoğu bu teknolojik cihazları IPOHONE telefonlarla uyumlu üretiyor. Günlük zaruri ihtiyaçlarımızı zor karşılarken bir de normalleşebilmemiz için teknolojiye onca para yatırmamız gerekiyor. İşitme engellilerin bu yaşadıkları açık istismar değilse nedir Allah aşkına? Ki işitme engelliler içinde bunları dile getirebilen tek kişiyim, ya diğerleri, cihazla da olsa duyamayacak olanlar veya bizim cihazlardan on kata daha pahalı olan implantı kaç aile çocuğuna uygulatabilir?

Ha diyorsanız ki, arkadaş sende çekil köşene, etliye sütlüye karışma, bizlerin işlerine burnunu sokma, 1800 yılların Avrupası gibi ölümü bekle, ona da eyvallah. Zaten 2016’dan sonra düşündüğüm tek şey ölüm. Lakin o da takdiri ilahinin tecellisine bağlı, isteyince ölünmüyor. Ben yine da Aynur hanımın yaktığı umut ışığını taşımak istiyorum. Benim gibi işitme engelli olan çocuklarıma kötü örnek olmak istemiyorum. Onların yaşama heyecanlarını diri tutmaya çalışıyorum. İşitme engellilerin sorunlarını dile getirmeye çalışıyorum. Bu zorlu süreçleri tarihe not düşüyorum ki gelecekte işitme engellilerde normalleşsinler. Devlette, toplumda üvey evlat muamelesi yapmasın. 

Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…

 

TEM Otoyolu Kocaeli geçişinde bayram dönüşü yoğunluğu

Araçta başlayan tartışma kazaya neden oldu: 1'i ağır 2 yaralı

Darıca'da bir vatandaş boğulma tehlikesi yaşadı

Bayram tatilinin acı bilançosu: 5 günde 36 kişi yaşamını yitirdi

Çayırova'daki fabrika yangını kontrol altında alındı

Çocukların gözü önünde eşini bıçaklayarak kurşunlayan koca tutuklandı

Mezarlıkta bir kişi asılı halde bulundu

Bariyere çarpan araçta 2 kişi sıkıştı

Otobüs ile minibüs çarpıştı: 1 çocuk yaralandı

Aspiratör yangın çıkardı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Galatasaray 38 33 2 3 66 102
2.Fenerbahçe 38 31 1 6 68 99
3.Trabzonspor 38 21 13 4 19 67
4.İstanbul Başakşehir 38 18 13 7 14 61
5.Kasımpaşa 38 16 14 8 -3 56
6.Beşiktaş 38 16 14 8 5 56
7.Sivasspor 38 14 12 12 -7 54
8.Alanyaspor 38 12 10 16 3 52
9.Rizespor 38 14 16 8 -10 50
10.Antalyaspor 38 12 13 13 -5 49
11.Gazişehir Gaziantep 38 12 18 8 -7 44
12.Adana Demirspor 38 10 14 14 -7 44
13.Samsunspor 38 11 17 10 -10 43
14.Kayserispor 38 11 15 12 -13 42
15.Hatayspor 38 9 15 14 -7 41
16.Konyaspor 38 9 15 14 -13 41
17.Ankaragücü 38 8 14 16 -6 40
18.Fatih Karagümrük 38 10 18 10 -3 40
19.Pendikspor 38 9 19 10 -31 37
20.İstanbulspor 38 4 27 7 -53 16

YAZARLAR