1. YAZARLAR

  2. Ahmet DEMİRKAYA

  3. Bu Millet Nereye
Ahmet DEMİRKAYA

Ahmet DEMİRKAYA

Bu Millet Nereye

A+A-

Bir toplumda ahlak ve vicdan körelip yok olmaya yüz tutmuşsa o topluma ne devlet bir şey yapabilir ne de hükümetler. Bir ülkede adliyelerin, karakolların, televizyonların hastanelerin işlevi olması gerekenden fazla artmışsa psikolojik travmalar artmış toplumsal güven sarsılmış demektir. Her köşeye yaptırdığımız işlevini yitirmiş camiler ve ibadetler böylesi toplumlarda aksesuar hükmündedir. Paranın enflasyonunu gün be gün takip edenler ahlaki enflasyonu görmezden gelmeye başlarlar.

Bazı çevreler bunun siyasi iktidarların suçu olarak görürler. Evet, siyasilerin payı azımsanmayacak kadar büyük. Ancak ne var ki siyasiler toplumsal taleplerle kendi varlıklarını sürdürebilirler. Devletlerarası ilişkilerde, başka ülkelerdeki gelişmeleri de yine toplumsal taleplere ve genel ihtiyaçlara göre belirlerler. Millet olarak kendi inanç, gelenek ve göreneklerimize göre kendi toplumsal kültürümüzü kaybetmiş ve de yerine yenisini üretememişsek başka kültürlerin etkisi altında kalınması kaçınılmazdır. Bu anlamda siyasilerden medet ummak beyhude bir beklenti olur.

Öyle ya, karıyla kocanın, anneyle oğlunun, babayla kızının, halayla teyzenin, amcayla dayının, kardeşle kardeşin, komşuyla komşunun arasına siyasiler niye girsin ki? Siyasilerin böyle bir parti programları yok, seçim vaadi de vermezler, veremezler. Kaldı ki siyasilerinde faklı görüşte tabanları ve destekçileri var. Hiç kimsenin ahlak enflasyonu diye bir derdi yok, vatandaşın beklentisi ekonomik enflasyonun azaltılması veya yok edilmesi. Millet olarak birbirimizi yiyoruz, açarlar hastaneleri, yaparlar yeni devasa adliyeleri gider uğraşırsın. Devletin görevi, nerede talep artarsa oradaki arzı dengelemektir.    

Biz ne ara bu hale geldik diye insan sormadan edemiyor. Ben de desem ki sevgimiz bizi öldürüyor, kaç kişi inanıp doğru der? Bir anne düşünün, çocuğu yanlış bir şey yapıyor veya söylüyor. Onu bir büyüğü görüp uyarıyor. Bun gören anne o kişiyle bütün ilişkilerini bitirecek kadar tepki gösteriyorsa bu kimin işine yarıyor? Böyle yapmakla bu anne çocuğunu çok mu sevmiş oluyor, yoksa farkında olmadan çocuğunun yeni tehlikelere yelken açmasına katkı mı sunuyor? Çocuklarımızın yaptığı yanlışlara gülüp geçiyor uyaranlara da tepki gösteriyorsak toplumsal tehlike burada başlıyor demektir. 

Bu konunun açıklanması için küçük bir örnek. Ama asıl toplumsal yozlaşmanın, ahlaki çöküntülerin topluma yansıyan kötü örneklerini her gün haberlerde dizi izler gibi takip ediyoruz. Kadın cinayetleri artık kronikleşti, hiç girmiyorum artık o konuya. Ya üç yaşındaki masum çocuğun öldürülüp derin dondurucuya konulmasına ne diyeceğiz? Tam bu yazıyı yazmaya başladığım saatlerde Fehmi İlkay Çeçen hoca bir tweet paylaştı. Kısas ayetini de delil göstererek canilerin de aynı şekilde cezalandırılması gerektiğini söylüyor. El hak doğru da söyle, ancak ne var ki biz çocukların yaptıkları yanlışları anlatamadığımız topluma kısası nasıl kabullendireceğiz?

Yukarıda verdiğim anne çocuk örneğinden daha vahim örnekleri de gördüm. Adam biriyle bir iş yapıyor. Sonra bakıyor ki arkasında iş yaptığı adam kuyusunu kazıyor. Bizimki ondan önce davranıp öyle bir oyun oynuyor ki adam feleğini şaşırıyor. Bunu yapanda öyle bir ballandıra ballandıra anlatıyor bir de övünüyor. Allah aşkına bunu neresi övünülecek bir şey. Toplumsal çöküntünün değirmenine su taşıdığını farkında değil sanki. Daha bu örnekleri çoğaltabiliriz de işin en kötü yanı ne biliyor muzunuz? Yanlış yapanlar yalana baş vurup yanlışını telafi ediyor, üstelik bir toplumda rağbet görüyor. Kimse de yanlışından ve yalanından dolayı ona bir şey demiyor. 

Toplumsal çöküntünün ana lokomotifi “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” felsefesi. Aslında herkes bir birine acımasızca dokunuyor, küçükler kendi içinde tolere edilirken büyük dokunuşlarda canı yananın ciyak ciyak sesi çıkıyor, gerisi izliyor. Ta ki dokunmayacağını sandığı yılan kendisini ısırana kadar. Ne hikmetse bizim gibi yılandan sakındıranlar da kötü adam ilan edilecek neredeyse. Biz yalandan korktuğumuz kadar yılandan korkmuyoruz. Her yalan başka bir yılanı besler, asıl tehlike bu. Siz, siz olun yalandan da yılandan da kaçının.

Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum