1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Yarın Süleyman Soylu da mağdur olsa onun da hakkını sorarım
Yarın Süleyman Soylu da mağdur olsa onun da hakkını sorarım

Yarın Süleyman Soylu da mağdur olsa onun da hakkını sorarım

(HDP) Kocaeli Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu TBMM’de Basın Toplantısı Düzenledi.

A+A-

Dr. Gergerlioğlu: “Yarın Süleyman Soylu da mağdur olsa onun da hakkını sorarım. Ben herhangi bir grubun üyesi olsam kimseye bırakmam kendim söylerim.”

'Kral çıplak' 'çıplak arama var' dediğim için, kadınlara, erkeklere, çocuklara yapılan cinsel tacize karşı çıktığım ve tüm kamuoyu yanımda olduğu için bana saldırıyorlar!

Değerli basın mensupları öncelikli olarak şahsımla ilgili bir konu ile ilgili açıklama yapmak isterim. Değerli arkadaşlar çıplak aramayı gündeme getirdim diye bana inanılmaz saldırılar, hakaretler, iftiralar yağıyor. Milletin bireylerinin uğradığı bu utanç verici cinsel işkenceyi kamuoyuna duyurduğumuz için bütün bunlar yapılıyor. Katıldığım bir panel bahane edilerek şahsıma yönelik ağır hakaretler, iftiralar yapılıyor. Bunun hakkında bir bilgi vereyim.

Ben herhangi bir grubun üyesi olsam kimseye bırakmam kendim söylerim. Ben bir insan hakları savunucusuyum, mağdurun kimliğine bakmam.

Süleyman Soylu hakkımda hakaret içeren bir açıklama yapmış. Aslında onun seviyesine inmek istemem ama bir insan hakları savunucusu olarak hakkı üstün tutarım ve buradan beyan edeyim; neden bana saldırıyorlar, 'kral çıplak' dediğim için, 'çıplak arama var' dediğim için, kadınlara, erkeklere, çocuklara yapılan cinsel tacize karşı çıktığım ve tüm kamuoyu yanımda olduğu için. Arkamda millet olduğu için bana saldırıyorlar. Ben herhangi bir grubun üyesi olsam kimseye bırakmam kendim söylerim. Ben bir insan hakları savunucusuyum, mağdurun kimliğine bakmam. Zalime karşı mazlumun yanındayım yıllardır. Ben sadece mağduriyetlere odaklandım. Yarın Süleyman Soylu da mağdur olsa onun da hakkını sorarım. Yarın AK Parti muhalefete düşse, mağdur olsa onun da hakkını sorarım. İnsan hakları savunucularını anlamayanlar yalanlar, hakaretler ve iftiralarla saldırabilir ama biz biliyoruz ki kamuoyu arkamızdadır.

Şahsımın ifade özgürlüğü ile ilgili sunumunu canlı olarak tüm dünyaya, tüm kamuya sunulan bu online paneli sanki gizli saklı bir olay varmış gibi sunmaya çalıştılar.

Hakkımda diğer bir iddia gizli toplantı yaptım iftirasıdır. İnsan Hakları Haftası’nda 9 Aralık günü bir ABD İnsan Hakları Kuruluşu’nun davet ettiği online panele katıldım. Panele her farklı kesimden insan katılmıştı. Ben de onlardan biriydim ve benden de ifade özgürlüğü ile ilgili bir sunum yapmam istendi. Ben de ifade özgürlüğü ile ilgili 15-20 dakikalık bir sunum hazırladım ve sunumumu orada gerçekleştirdim. Bu toplantıya Türkiye’den insan hakları savunucuları; Ahmet Nesin, Eren Keskin, Şebnem Korur Fincancı da katılmıştı ve farklı ülkelerden insan hakları savunucuları da katılmıştı ve bu toplantıda var olan kişiler üzerinden bana yalan, hakaret ve iftiralarda bulunuldu. Ben görüşlerimi her yerde söylerim. İfade özgürlüğü ile ilgili görüşlerimi hangi medya organı olursa olsun, hangi panel olursa olsun orada insanlara aktarırım. Orada başka kimselerin varlığı, onların dediği beni ilgilendirmez. Basketbolcu Enes Kanter’in de orada benden sonra sunum yapmasından dolayı sanki gizli saklı bir durum varmış gibi kamuoyuna imaj vermeye çalıştı yandaş medya. Devlet kanalları, TRT kanalları hepsi çullanıp, trol medyacılığı yapıyor, trol medyacılığı başka bir şey değil. Şahsımın ifade özgürlüğü ile ilgili sunumunu canlı olarak tüm dünyaya, tüm kamuya sunulan bu online paneli sanki gizli saklı bir olay varmış gibi sunmaya çalıştılar. Hiçbir kimse bu program hakkındaki twitini silmemişken ki basketbolcu Enes Kanter twit attı sonra sildi dediler yalan, yalan başka bir şey değil.

Burada ben sunumumu yaptım, benden sonra da başka insanlar ifade özgürlüğü ile ilgili sunumlarını yaptılar, kamuya açıktı ve Youtube’da da şu anda kaydını bulabilirsiniz.

Burada ben sunumumu yaptım, benden sonra da başka insanlar ifade özgürlüğü ile ilgili sunumlarını yaptılar, kamuya açıktı ve Youtube’da da şu anda kaydını bulabilirsiniz. Ben de şu anda kendi web sitemde bu paneli yayınladım, kendi konuşma metnimi yayınladım ve sosyal medyamdan da paylaştım. Ne var bunda? Ne var? İnsanlar görüşlerini ifade edemeyecek mi? Yanında birisi var diye nedir bu kıyamet koparmalar? Ben yanımdaki birisi ile aynı fikirde olmak zorunda mıyım? Kendi sunumumu yapmışım ve sonra panelden ayrılmışım ne var bunda? Ama birilerinin derdi çamur atmak! Yalan, hakaret, iftira atmak! Allah hem bu dünyada hem öte dünyada iftiracıların hakkından gelir! Bu dünyada biz yargı yolu ile bu iftiracıların hakkından geleceğiz, hakkımda yalan, yanlış haberler yapan, hakaretler edenler yanlarına kalacağını düşünmesin, hepsi hakkındaki adli süreçler başlamıştır. Hepsi bilsinler ki ileride bu attıkları yalanlardan, iftiralardan dolayı ceza alacaklar ve tazminat ödeyecekler. Bunu yakinen bilsinler!

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı güya ama kalkıp insanlara yalan, iftira ve hakaret ile saldırabiliyor işte Meclis’in hali bu. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’na getirilmiş bir insan, insan haklarını ihlalini, yalancılığın, iftiracılığın daniskasını yapıyor.

Bunu vesile ederek bana mecliste hakaret eden İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Hakan Çavuşoğlu’na da buradan bir şeyler söylemek isterim. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı güya ama kalkıp insanlara yalan, iftira ve hakaret ile saldırabiliyor işte Meclis’in hali bu. İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’na getirilmiş bir insan, insan haklarını ihlalini, yalancılığın, iftiracılığın daniskasını yapıyor. İşte Meclis’in hali bu! Böyle bir insanı İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı yapmışsınız, insan haklarını ihlal işleri ile uğraşıyor. Diğer medyada aynı şekilde. Ben ne ise onu söylüyorum! Kamuoyunda da bunu söyledim. Her yerde de söyledim. Ne ise bunu söylüyorum, kendi sosyal medyamdan da ilan etmişim ama bana yapılan saldırıların nedenini tüm kamuoyu çok iyi biliyor neden? Çünkü Allah’ın izni ile tek başına gözaltı merkezleri ve cezaevlerindeki çıplak arama meselesini gündem ettim, inat ettim sonuna kadar gittim bu konu Türkiye gündemine girdi, sosyal medyada TT oldu, siyasetin gündemine girdi, medyanın gündemine girdi, Meclis’in gündemine girdi, bugün çıplak arama konuşuldu.

Biz Allah’a şükür hakkın, hakikatin yanındayız, haklıyız. Ben gündeme getirdiğim konulara inanmasam gündeme getirmem!

Çıplak arama konuşuluyor ama iktidar bunu kabul ediyor mu? Reddediyor, cümle alem diyor ki: “Ben çıplak arandım.” İktidar AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin diyor ki: “İnanamıyorum, öyle şey mi olur?” sen başka bir dünyada yaşıyorsun herhalde, biz bu dünyadayız herkes ne olduğunu görüyor sen de başka dünyadasın. “Silivri soğuktur.” Diye dalga geçiyorlar, evet Silivri her zaman soğuktur, orada çıplak kaldığın zaman daha da soğuktur, daha da üşürsün. Öyle insanların korku, utanç, şok duyguları ile alay eden anlayışlar var maalesef. Özlem Zengin benim Meclis’i “terörize” ettiğimi söylemiş, yani Meclis’te burada basın toplantılarında yıllardır basın mensupları da burada yıllardır ben size burada ne anlatıyorum? Hak ihlalleri anlatıyorum, işte bakın defalarca anlattığım hak ihlalleri var. Bir kere bile terörist olun mu dedim size? Bir kere bile bu Meclis’te birisine hakaret mi ettim? Yalan mı attım? İftira mı ettim? Ama gerçekleri kabul etmek istemeyenler ne güzel böyle insanları etiketleyebiliyorlar ve iftiralar atabiliyorlar, inanılması mümkün değil! Biz Allah’a şükür hakkın, hakikatin yanındayız, haklıyız. Ben gündeme getirdiğim konulara inanmasam gündeme getirmem! İnandığım için gündeme getiririm ve inandığım için haklı olduğum için Allah’ın izni ile de bu konular gündem olur!

Arkadaşlar bu ülkede mağduriyetleri söylediğiniz zaman herhangi bir kimliğin uğradığı mağduriyeti söylediğiniz zaman o kimlikten mi olmanız gerekiyor? Ben defalarca söyledim; ben mağdurun kimliğine bakmam!

2,5 yıldır siyasetteyim birçok konuyu gündem ettim Allah’ın izni ile de doğru söylediğim, yalan söylemediğim, kimseye iftira, hakaret etmediğim için de birçok konu bu ülkenin gündemine geldi, birçok konuyu da hallettik ama bize bu yaptıklarımızdan dolayı kin, nefret duyanlar hakkımızda yalan, iftira atmayı çok beceriyorlar. Ben online panele katılmışım FETÖcü olmuşum. Vay efendim FETÖcüler, PKK’ciler kol kola girmişler. Yalanın bini bir para. Arkadaşlar bu ülkede mağduriyetleri söylediğiniz zaman herhangi bir kimliğin uğradığı mağduriyeti söylediğiniz zaman o kimlikten mi olmanız gerekiyor? Ben defalarca söyledim; ben mağdurun kimliğine bakmam uğradığı ihlale bakarım, mağdurun kimliğine bakmam uğradığı ihlale bakarım öyle olsaydım insan hakları savunucusu olamazdım, öyle olsaydım cesurca birçok konuyu gündeme getiremezdim, öyle olsaydım kimseyle de konuşamazdım ama bizim bunları yapmamız lazım, Türkiye’nin konuşan bir ülke olması lazım, Türkiye’nin ötekileştiren, şeytanlaştıran, cadılaştıran bir ülke olmaması lazım. Bu ülkede biz sorunlarımızı kavga ile çatışma ile çözemeyeceğiz, barış diyoruz, evet sonuçta insan hakları diyoruz, bu ülkede meseleler yaftalayarak, etiketleyerek çözülemez diyoruz.

Uşak Emniyet Müdürü hakkında suç duyurusunda bulunacağım bunu da buradan ilan edeyim neden? Çünkü şahsıma yönelik yalan, hakaret ve iftiralarda bulunmakla kalmadı görevini de aksattı

Ben bunu tekrar söylemiş olayım, çıplak arama gerçeğini örtmek için bize yalanlar, hakaretler, iftiralar, suç duyuruları ile istediğiniz kadar saldırın boşuna ben yarın Uşak Emniyet Müdürü hakkında suç duyurusunda bulunacağım bunu da buradan ilan edeyim neden? Çünkü şahsıma yönelik yalan, hakaret ve iftiralarda bulunmakla kalmadı görevini de aksattı, çıplak aranan genç üniversiteli öğrenci kadınların uğradığı mağduriyet konusunda tek bir idare soruşturma da başlatmadı ve biz bu suçları işleyip üstünü örtüp, üstüne de iftira atanlar hakkında gereken işlemleri yapacağız. Bu ülkede kamu görevlileri görevini yapacak, gözaltına düşebilirsiniz, cezaevine girebilirsiniz, hiçbirinizin çırılçıplak soyunup oranıza, buranıza ellenme durumu olamaz. Her insanın onuru vardır arkadaşlar, onuru vardır ya! Benim de onurum var, sizin de onurunuz var! Nedir bu? Çırılçıplak soyun, makatına elini soksun hangi birimiz bundan utanmaz, şok içinde kalmaz? Ben bunu gündeme getirdiğim için Türkiye’de şu anda çok büyük bir şey oluyor.

CHP Milletvekili Tuncay Özkan’da ilk kez tutuklandığı zaman çıplak arandığını söyledi Meclis’te. Herkes nefesini tuttu onu dinledi. Bunu söylemek kolay değildir ama o bunu yaptı.

Kadınlar, erkekler, siyasetçiler, gazeteciler çıplak arandıklarını ilk kez ilan ediyorlar! Dün Genel Kurul’daydım izlediniz mi bilmiyorum? CHP Milletvekili Tuncay Özkan’da ilk kez tutuklandığı zaman çıplak arandığını söyledi Meclis’te. Herkes nefesini tuttu onu dinledi. Bunu söylemek kolay değildir ama o bunu yaptı. Eski Milletvekili Sayın Eren Erdem o da çıplak arandığını söyledi. Birçok kadın çıplak arandığını söyledi. Kamuoyunun bizim gündeme getirmemiz ile zor bela utanç ve korku hislerini aşarak bunları söylemesi sonrasında ben hedef haline geldim. Bana yalanlar, hakaretler, iftiralar. Bir insanın ifade özgürlüğü ile ilgili bir sunum yapmasından sonra linç edilmesi kadar şoke edici bir hadise olur mu? 2020 yılını böyle kapatıyoruz, ifade özgürlüğü ile ilgili kavramı dünya ve Türkiye gelişimini anlattığım, Türkiye’nin halini anlattığım için bana linç uygulanıyor. “O toplantıda senden sonra şu konuşmuş.” Bana ne konuşursa konuşsun. Bir insan hakları örgütü beni bir toplantıya çağırmış orada ben konuşmuşum benden sonra da orada isteyen konuşmuş, bunun benimle ne alakası var? Toplantıda sunumumu yapıp ayrılmışım, ne var bunda? Ne sıkıntı çıkarıyorsunuz? Ama meseleyi ben biliyorum çıplak arama konusunda Türkiye gündemi oluşturduğumuz için bize belden alta vuruş yapıyor, bunu da buradan kamuoyuna ilan ediyorum. Hakkımda birçok medya kuruluşunun saldırısı oldu, bize kimse dönüp de sormadı “Ya sen ne diyorsun bu konuya?” ama bol bol saldırı yapıldı, hakaret, yalan, iftira, dinlesinler bunu birazcık utanma duyguları varsa utansınlar ama bilsinler ki yanlarına kalmayacak, biz tüm adli işlemlere başvuracağız!

“Selahattin Demirtaş’ı çıkaramayız, AİHM’e karşı karşı hamle yaparız.” diyenler AİHM’in kararını yine takmayacaklarını söylüyorlar.

Başka bir konu: İşte Türkiye’de yargının konusu ortada, devlet yargısı ile, yasaması ile, yürütmesi ile her şeyin üstünü örtmek ile meşgul. Selahattin Demirtaş. Sayın Selahattin Demirtaş 4 yıldır haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde, tüm toplum da biliyor haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde AİHM bu konuda ikinci kez ihlal kararı veriyor ama bakıyorsunuz; “Onu çıkaramayız, AİHM’e karşı, karşı hamle yaparız.” diyenler AİHM’in kararını yine takmayacaklarını söylüyorlar. “AİHM bir teröriste yardımcı olmuştur.” gibi hüküm içeren sözler söylüyorlar, ya senin Anayasa 90. Madde’de kabul ettiğin uluslararası bir üst mahkeme senin yerel siyasetinin çok yanlı olduğunu, iktidarın emrinde olduğunu net bir şekilde defalarca söylüyor, tüm maddeleri ile söylüyor, büyük bir rezaleti öne sürüyor, Türkiye’yi adeta 5. Sınıf bir ülke olarak gördüğünü söylüyor ve ardından sen kalkıp hala diyorsun ki: “Teröristler yan yana.” Utanç verici bir haldir, senin o zaman AİHM’i üst mahkeme olarak kabul etmemen gerekiyor. Hem kabul etmişsin hem de oraya bu afra, tafrayı yapıyorsun sen de gitmedin mi AİHM’e ey Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, sen de 3 kez AİHM’e gittin senin işine geldiği zaman AİHM iyi, Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilmesi gerektiğini, haksız, hukuksuz tutuklu olduğunu söylediği zaman AİHM kötü. Artık bu Türkiye toplumuna bu memleketin halini biz daha nasıl anlatalım arkadaşlar? Bu memleketin hali daha nasıl anlatalım anlamak mümkün değil, bu kadar çifte standart, bu kadar haksız, hukuksuzluk dünyanın başka yerinde nasıl olur? Sana gelince AİHM güzel, başkasına gelince AİHM şeytan maşallah! AİHM’den ceza alan ülkeler arasında ilk 3 sırayı bırakmıyorsun neden? Çünkü ülkede adalet mi var, hukuk mu var? Türkiye’de sokaktaki bir vatandaşa sor “Bu ülkede yargıya güveniyor musun?” rezalet bir durumda. Yargıya adliye binasındaki memurlar bile güvenmiyor ya, yapılan anketlere yansıyor bu inanın ki bununla ilgili anketlerde şoke edici oranlar var!

Biz devam ediyoruz gündemimize. Hak ihlallerine devam ediyorum, istedikleri kadar bizi terörize ediyor desinler biz garibanın, ağlayan kadınların, dertli annelerin, dertli babaların, mazlum çocukların sesini burada duyurmaya çalışacağız. Bunları örtmeye çalışan vicdansızlara inat biz görevimizi yapmaya çalışacağız arkadaşlar. Bakın cezaevlerinde neler neler oluyor?

Selçuk Hukuk’ta okuyor ama online sınavlara giremiyor.

Mehmet Koçak Konya Ereğli Cezaevi’nden yazmış bize. Selçuk Hukuk’ta okuyor ama online sınavlara giremiyor. Böyle çok mahpus var. Habire böyle cezaevlerini arayıp online sınavlara giriş konusunda gayret ediniyoruz.

Sincan'da uygulanan görüntülü kamera uygulaması hak ihlallerine yol açacak.

“Sincan'da uygulanan görüntülü kamera uygulaması hak ihlallerine yol açacak. Odamızda kamera/ses alıcısıyla 24 saat olacak, insanla temasımız kesilecek, her şey dijitalleşecek, uygulama yeniden düzenlensin, kullanmayacağız.” diyor Nilüfer Şahin, Sincan Cezaevi’nden. Yani görüntülü görüşme diyorsunuz ama insanların o zaten dört duvar arasındaki odanın içine her saniyesini izleyebilecek kameralar koyuyorsunuz. İnsanların mahremiyeti var ama bunlar da göz ardı ediliyor.

İnsanların tıkıldığı cezaevi koğuşlarının hali bu

“Corana Virüs ’ün hızla yayıldığı bu günlerde test yapılmadan koğuş birleştirmeleri hızla devam ediyor. Kandıra 16 kişilik Kapalı T2 C-5 koğuşu 29 kişi oldu.” diyor bize yazan bir kişi. İş Sağlığı ve Güvenliği Yönergesine göre çalışma yerlerinde kişi başı 10 m3, koğuşlarda kişi başı 12 m3 havaya ihtiyaç var. Standart bu insanların tıkıldığı cezaevi koğuşlarının hali bu!

Kandıra Cezaevi’nde eski vekillerimize yönelik baskınlar, insanların notlarının toplanması devam ediyor

Arkadaşlar bunlar da yetmiyor cezaevlerinde haksız, hukuksuz baskınlar devam ediyor! Kandıra Cezaevi’nde eski vekillerimize yönelik baskınlar, insanların notlarının toplanması devam ediyor!

Yıllarını vermişsin 70 tane deftere bir kitap taslağı yazmışsın onlar uçuveriyor!

Bakın geçtiğimiz gün bir mahpusa yönelik öylesine bir işlem yapıldı ki 70 tane defteri alındı Muhammet Bey’in 70 tane defteri alındı bakın Kandıra Cezaevi’nde! Bize iletti mahpus yakınları Kaç tane kitap için 70 tane deftere notlar almış, yıllarını vermiş ve siz gelip baskın yapıp o 70 defteri alıp götürüyorsunuz. Yani insana yapılabilecek en büyük işkencedir, en büyük haksızlıktır. Yıllarını vermişsin 70 tane deftere bir kitap taslağı yazmışsın onlar uçuveriyor!

Kimse haksızlığa uğramak zorunda değildir

Gebze Cezaevi’nde 27 Kasım’da yapılan baskında; adeta insanlara Covid bulaştırma operasyonu yapıldı. Bütün defterleri, kitapları, notları her şeyi derlenip, toparlanıp götürüldü. Cezaevlerinin hali bu maalesef arkadaşlar ve biz bu hali kabul etmiyoruz, kimse yalnız değildir, kimse haksızlığa uğramak zorunda değildir!

Çıplak arama ve taciz, gözaltı merkezlerinde ve cezaevlerinde bitene kadar mücadele edeceğiz. Kimseye boyun eğmeyeceğiz!

Çıplak arama mevzusuna yine giriyoruz. Uşak Valisi’nin çıplak arama yanıtı konusunda bir şeyler söyleyeyim. Biz bu konuyu gündeme getirdiğimizde “FETÖ, PKK hepsi bir arada.” Gibi bir edebiyat yapıyorlar. Biz onlara şunu söyleyelim; Çıplak arama ve taciz, gözaltı merkezlerinde ve cezaevlerinde bitene kadar mücadele edeceğiz. Kimseye boyun eğmeyeceğiz! İşkence insanlık suçudur, cinsel işkence de dahil buna, tüm işkenceler bütün bu işkenceleri örtbas eden Adalet Bakanlığı, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, İçişleri Bakanlığı’na rağmen biz çıplak aramaya, cinsel tacize rağmen mücadelemize devam edeceğiz. Ben tek başıma da olsa bunu tüm dünyaya duyurmaya devam edeceğim ne derlerse desinler, ne iftiralar atarlarsa atsınlar, ne davalar açarlarsa açsınlar, hakkın, hakikatin aydınlığını hiçbir şekilde engelleyemezler, bastıramazlar!

Uşak Emniyet Müdürlüğü, Valiliği dava açsın biz gelir mahkemede onları rezil, mahcup ederiz.

Uşak'ta çıplak aramaya uğrayan genç öğrencilerden birinin babası beni aradı. “Vekilim, Allah razı olsun, sen bizim uğradığımız mağduriyeti dile getirdiğin için senin hakkında sana dava açacaklarmış.” O Uşak Emniyet Müdürlüğü, Valiliği dava açsın biz gelir mahkemede onları rezil, mahcup ederiz. Bakın hal bu açacaksanız açın davanızı, suç duyurusu yapmışsınız açın hodri meydan, buyurun açın. Orada sizin bütün bu skandalınız ortaya çıkacak. Baktılar ki dava suç duyurusu ile bir şey olmuyor, Uşak Emniyeti’nin koridor görüntülerini yayınladılar, insanları kandırmaya çalışıyorlar. Ya çıplak arama koridorda mı yapılır arkadaşlar? Çıplak arama kamerasız bir odada yapılır. İnsanları kandırmak için koridor görüntüsü yayınlayarak; “İşte bakın biz çıplak arama yapmadık.” diyorlar. Siz milleti saf mı zannettiniz, koyun mu zannettiniz? Bütün bunlar bilinmeyecek kadar zor şeyler mi? Biz bu çıplak arama sorunları için suç duyurusunda bulunacağız arkadaşlar bu suç ortadan kalkana kadar da mücadele edeceğim ta ki gözü yaşlı, utanç ve korku içinde bir kadın ve erkek çocuk kalmayana kadar bunu yapacağız. Biz tüm kamuoyuna sesleniyorum bunu başarabiliriz. Demokratik hukuk devleti kurmanın bedelleri var, bu bedelleri birileri ödüyor, birileri de ödeyebilir ama bedel ödemeden hukuk devleti olmuyor! Demokrasi olmuyor! Batıda biz bunun mücadelesini çok gördük, Türkiye bu mücadele vereli daha çok istiyor, olması gerekiyor. Ben şunu görüyorum arkadaşlar ben bu çıplak aramayı gündem ettim diye bize tüm devlet kurumları, devlet yetkilileri, iktidar yetkilileri saldırdı! Ama benim içim rahat neden? Çünkü Allah’a şükür benim arkamda devlet değil millet var! Milletin mazlum fertleri var, mazlumların, mağdurların, garibanların derdini gündeme getiriyorum. Her hafta inatla gündeme getiriyorum, sonuna kadar da getireceğim! Ta ki ağlayan bir kişi kalmayana dek! Bizim anlımız açık ve diyoruz ki: “Bu tacizi bitirelim.” Şimdi ben iktidar yetkililerine şaşırıyorum; nasıl bir duygu ile bu artık herkesin itiraf ettiği çıplak arama mevzusunu örtbas etmeye çalışıyorsunuz, yalanlıyorsunuz. Hangi duygu ile bunu yapıyorsunuz ya, 3 kuruşluk dünya için mi bunu yapıyorsunuz? Tüm gizleyenlere ben bunu soruyorum. Bu dünya baki değil hepimiz kısa bir süre sonra bu dünyadan ölüp gideceğiz kazığımızı çakmayacağız arkadaşlar, yani arkada neyimiz kalacak. Onurumuz kalacak, şerefimiz kalacak, cesaret duygularımız kalacak, çocuklarımıza bırakacağımız onur dolu bir yaşamımız kalacak, başka ne için mücadele ediyoruz ki?

Cezaevinde unutamadığım en acı, utanç verici travmamdır

Bakın başka örnekler de bize anlatılanları okuyayım. Bunlar önemli, bakın biz bunları dile getirmezsek bu milletin sesi bu ülkede yükselmez. “Bundan tam 3 sene önce, Şakran Cezaevi’ne girdiğimizde arama odasında gardiyanın ‘Soyun’ demesiyle başladı. Evet çok utanç verici ama gerçek. Benim “Arkanızı döner misiniz?” dememle "Hadi, hadi soyun, çıkart üstündekileri." demesiyle el mecbur bu duruma maruz kaldık. Bu en büyük travma hiç unutulmayacak. Bir de geçici koğuşta ertesi gün akşam üzeri koğuşa geçinceye kadar su bile vermediler, onca istememe rağmen. Cezaevinde unutamadığım en acı, utanç verici travmamdır ve o dönem bir kadının özel hali olması hasebiyle bu duruma mecbur bırakılmak, otur kalk yaptırılmak ne kadar insani bir yaptırımdır?”

Kızım görüşe bile gitmek istemiyor. Aramada çamaşır kontrolü yapılıyor diye.

"Kızım görüşe bile gitmek istemiyor. Aramada çamaşır kontrolü yapılıyor diye. Normal günümüzü geçtik, adet olduğumuz günlerde eşini ziyarete gidemeyen kadınlar var çünkü ped kontrolü yapılıyor. Devlet kurumunda böyle bir muameleden geçiriliyoruz.” Bakın çok önemli bir cümle milletin bir ferdi diyor ki: “Devletin kurumunda biz böyle utanç verici bir muameleden geçiriliyoruz.” Ya devlet ne için var arkadaşlar? Millet için var, milletin derdini dinlemeyecekse bu devlet niye var? Millete kötü muamele etmek için mi var? Kadın diyor ki: “Söylenecek çok şey var da Rabbim gelsin haklarından."

Lohusanın odasında 1 hafta 3 jandarma

Lohusanın odasında 1 hafta 3 jandarma. Hamileye de çıplak arama yapılmış bakın. Cumhur ittifakında oldu bu. Hamile iken çıplak arama yapılmış, odasında 1 hafta 3 jandarma beklediğini söylüyor kadın.

Psikolojimizi yerle bir ettiler.

Bir başkası. "Ömer Bey utandığım için yazmayacaktım ama 2017'de Giresun Cezaevi’ne getirildiğimde taciz boyutunda aramalara ben de maruz kaldım. Memurlar herkesin gözü önünde, bizlere taciz edercesine, mahrem yerlerimize dokunarak arama yapıp, psikolojimizi yerle bir ettiler."

“İç çamaşırımın içini açarak baktılar sadece bunu yakınlarımla paylaşmıştım”

Bir başkası. “Samsun'dan Kandıra'ya gelip görüş yapamama korkusu bana neler yaşattı.” Diyor. “Ben nasıl geçerim utanırım şu hâlde beylerden tüm vücudum belli." dedim kadın gardiyan "Görüşe girme o zaman." Dedi. Ben "Ta Samsun’dan geldim sabah 4 ten beri kardeşimi görmek için onca yoldan geldim." dedim iç çamaşırım onca erkeğin içinde tüm kontrolden yeniden geçti ve çok affedersiniz iç çamaşırımın içini açarak baktılar sadece bunu yakınlarımla paylaşmıştım 2 yıl önce.” Bunu herkes anlatıyor. Bakın mahpus yakınlarına da avukatlara da aynı yapıyorlar.

“Silivri’de kapalı bir odada alt iç çamaşırımıza kadar çıkarttırıp eğil-kalk yaptırdılar.”

“Vekilim kadınlara yapılan alçakça muamelenin aynısı bizlere de yapıldı. Hem Metriste hem de Silivri’de. Metriste 30’a yakın şüpheli birbirinin önünde yarı çıplak arandı, Silivri’de kapalı bir odada alt iç çamaşırımıza kadar çıkarttırıp eğil-kalk yaptırdılar.”

“Çıplak arama esnasında 2 ya da 3 kere otur-kalk yaptırdılar”

“Ömer Bey size bu saatte yazmamın sebebi az önce okuduğum, dinlediğim şeyler beni derinden tekrar tekrar mahvetti çünkü bu zalim ve hayasızca yapılan işkenceye ben de maruz kaldım. 2017’de 21 Eylül’de Kocaeli Gebze'de tutuklandım günlerce ağladım. Kendimi utanarak söylüyorum ki tecavüz edilmiş gibi hissediyordum, kaç kere ölmek istedim ama oradaki arkadaşlar buna engel oldu. Çıplak arama esnasında 2 ya da 3 kere otur-kalk yaptırdılar, cezaevinden adli kontrol ile çıktım ve aylarca ağladım psikolojik tedavi gördüm. Bu zulme sesiz kalanları, “Böyle bir şey yok.” diyenleri Allah’a havale ediyorum ama bu dünyada da Susmayacağım.”

2016 yılında tutuklandım Silivri 9 No’lu da çıplak aramaya maruz kaldım

Bir başkası. "Vekilim çıplak (Onursuz) arama sadece kadınlara yapılmıyor. 2016 yılında tutuklandım Silivri 9 No’lu da çıplak aramaya maruz kaldım, kabul etmediğim için işkence gördüm. 2017 yılında Edirne F Tipi’ne sürgün edildik. İlk girişte çıplak aramaya maruz kaldık. Edirne F Tipi’nde yaşadığım bir işkence sırasında bacağımda 22 cm tümör oluştu ve hala tedavim devam ediyor. O saldırı sırasında da çıplak (Onursuz) arama yapıldı. 2016'dan 2018 Ekim'e kadar Edirne F’den Silivri için mahkemeye gittiğim her 3 ayda bir çıplak (onursuz) arama vardı."

‘Çıplak arama yoktur.’ denilmekle yaşadıklarımız yok sayılamaz.

Bir başkası bakın ne diyor? “5 Ağustos günü Tekirdağ T Cezaevi’ne girişte bir odaya alındım. Cenaze yıkar gibi burada ölen ruhumun yıkanması gerekiyormuş ki soyunmam istendi. Benim bir ölü gibi denileni yapmaktan başka çarem yoktu. Sadece ‘Rahatsızım’ diyebildim. Bu konuyu da ilk defa burada dile getiriyorum Güneşin balçıkla sıvanmadığı gibi ‘Çıplak arama yoktur.’ denilmekle yaşadıklarımız yok sayılamaz. Bugün anlatmasak, yazamasak da bir kadın yapılan çıplak aramaları asla unutmaz ve ruhunda açılan yara asla kapanmaz.”

Pandemi dönemine kadar bütün kapalı görüşlerde aramada pedlere bakmakla kalmadı pedler değiştirildi

Mesele onuru zedelemek, bir de inkâr ederler utanmadan. Bakın bir başka kadın diyor: “Ömer Bey eşim Eskişehir H Tipi Cezaevi’nde 3 yıldır tutukludur. Pandemi dönemine kadar bütün kapalı görüşlerde aramada pedlere bakmakla kalmadı pedler değiştirildi ve bu değişim yapılırken herkes de şahit oluyordu.” Evet ben milletvekiliyim ve milletvekili de milletin sesi olmak zorunda arkadaşlar.

Mersin E Tipi girişi çıplak aramaya maruz kaldım.

“2017’nin Kasım ayında Diyarbakır’da gözaltına alınıp Mersin’e götürüldüm. Mersin Emniyeti’nde çıplak arama yapıldım. 9 gün sonra mahkeme tutukladı. Mersin E Tipi girişi çıplak aramaya maruz kaldım. 10 gardiyan coplu saldırıyla yapıldı.”

Konya emniyette girişte iç çamaşır indirilerek çök-kalk yaptırıldı.

3 yıl sonra ilk defa söylenen, unutulmaz travmalar! "Sayın vekilim, 2017 yılı Konya KOM’da gözaltına alındım, emniyete girişte iç çamaşır indirilerek çök-kalk yaptırıldı. Kadınlar için ne kadar utanç verici ise erkekler içinde aynı şekilde utanç verici. Sizden Allah razı olsun." diyor.

Bakın yaşlı kadınlara da çıplak arama yapıldı. Protezli, 74 yaşında kadına da!

Bakın yaşlı kadınlara da yapıldı. Protezli, 74 yaşında kadına da! Diyor ki oğlu: "Vekilim abim Sincan Cezaevi’nde 2.5 senedir tutuklu. Annem 74 yaşında kemik erimesinden dolayı bir bacağında protez var diğer kalçasında vidalı, raporumuz olduğu halde annemi abimi görmeye götürdüğüm iki görüşte en son 23 Haziran 2020’de şimdi 75 yaşında iki kalçadan ameliyatlı, %50’nin üzerinde engelli raporu bulunan, iki kulağında kulaklık bulunan anneme yapılan muamele budur. Kesinlikle mağdur kadınların dedikleri doğrudur Ömer Bey. Bu ve bunun gibi yüzlerce belki binlerce mağduriyet var. Elimizdeki rapora inanmadılar annemin durumunu gördükleri halde özel odada kadın gardiyan annemin iç çamaşırlarını indirtip kontrol etti. Şimdi 75 yaşında iki kalçadan ameliyatlı, %50 raporu bulunan, iki kulağında kulaklık bulunan anneme yapılan budur.” Ben milletin sesiyim. Bütün bunlar cezaevi girişlerinde yaşanan şeyler. Kimse devlet adına bunları örtbas etmesin! Bütün bu kurumlarımız millet için vardır, biz şu anda hangi kurumdayız? Türkiye Büyük Millet Meclisi. Ben Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ki bir milletvekili olarak devlet kurumu, devlet yetkilisi, şunun, bunun hatrı için bunları gündeme getirmeyecek miyim? Benim kriterim millettir, millet! Milletin sesi olmak zorundayım ben burada.

“Şu an ağlayarak, elim ayağım titreyerek yazıyorum bunları.”

 “Ömer Bey, ev araması esnasında da kadın polis evimde de çıplak arama yapmıştı. Karşı geldiğimde de “Prosedür böyle.” demişti. Evde bulunan küçük çocuklarımı da sorguya çekmişlerdi. Şu an ağlayarak, elim ayağım titreyerek yazıyorum bunları.”

4 yıldır her görüşte çıplak aramadan bıkmıştık.

Bir başkası. Çıplak aramayı gündem etmemizden sonra gelen bir ileti bakın ben bunları gündem ettikten sonra bu uygulamalarda azalma başladı. Diyor ki:” 4 yıldır her görüşte çıplak aramadan bıkmıştık. Siz gündeme getirdiğiniz bugünlerde dün gittim çıplak arama yapmadılar.” Bakın bunlar çok önemli. Demek ki bizim baskı yapmamız lazım, geri adım atıyorlar, keyiflikten geri adım atıyorlar. Yönetmelikte var deyip, hoyratça incitici tarzda yapılan işlerde geri adım atıyorlar, biz de geri adımları attırmak için burada varız.

Bu devirde zaten maşallah herkese FETÖcü deniliyor, Emin Çölaşan FETÖcü ilan ediliyor.

Biz bunları bakın gündeme getirdik ne oldu biliyor musunuz? Sonuçta yargı yetişti arkadaşlar ama cinsel işkence yapılana değil, cinsel işkenceyi anlatanlara cinsel işkenceyi yapana değil, cinsel işkencenin kendisine yapıldığını söyleyenlere soruşturma açılacakmış! FETÖcü denecekmiş. Bu devirde zaten maşallah herkese FETÖcü deniliyor, Emin Çölaşan FETÖcü ilan ediliyor, Ahmet Şık FETÖcü ilan ediliyor. Ya Allah aşkına işinize geldiği anda birisine dan dan hemen damgaları vur gitsin! Başka bir şey bildiğiniz yok!

Bizim halimizi siz düşünün.

Bir başka doktorun iletisi. "Merhaba Ömer Bey, çıplak arama sadece kadınlara değil erkeklere de uygulanıyor, odadaki gardiyanlardan birisi tedavisini yaptığım hastamın babasıydı ve utancından arkasını dönmüştü. Bizim halimizi siz düşünün."

Görev yaptığım cezaevine koydular, çıplak aramayı da o zamanki iş arkadaşlarım yaptı.

Eski iş arkadaşından çıplak arama. "Sayın vekilim eski bir gardiyanım. Öğretmenlik mezunuyum. Görev başındayken gözaltına alınıp tutukladım. Görev yaptığım cezaevine koydular, çıplak aramayı da o zamanki iş arkadaşlarım yaptı." Bakın ne kadar ilginç, manidar durumlar.

Hakkımızda yalan, iftira peşinde koşan kişi, kurum ve medya organları hakkında adli makamlara başvuracağız, hiçbiri de kurtulamayacak bundan.

“Neredeymiş o savcılık, gideyim ben kendi ifademi vereyim. Sözümün arkasındayım.”

Yine bir başkası diyor ki: “"Ömer Bey hayırlı sabahlar. Dün ilgili mevzu ile paylaşım yapan kişiler için soruşturulma başladığı haberini gördüm. Nezaket kurallarına uyarak gerçek olan yaşadığım bu kötü hadiseyi paylaştığım videonun sonuna kadar arkasındayım. Yıllardır yaşananların içinde bana en ağır gelen şey her şeyi kabul edip susmak. Haksızlıklara, zulümlere boyun eğmek. Kaldı ki ben yalnızca birkaç cümle söyledim, daha sustuğum neler var. “diyor kadın bana. “O bodrum katlarındaki karanlık sorgu odalarında yaşatılanları içime gömdüm.” Diyor. “Siz susmadığınız, mazlumun sesi olduğunuz için biricik Mevlamız sizden ebeden razı olsun. Savcılığı arayıp kendim gitmek istiyorum.” diyor. Savcılık soruşturma başlatıp, “Neredeymiş bu kendisine cinsel işkence yapıldığını söyleyenler, soruşturma başlatacağız.” Diyor ama kahraman kadınlar diyor ki: “Neredeymiş o savcılık, gideyim ben kendi ifademi vereyim. Sözümün arkasındayım.” Diyor. Hakkı, hakikati örtmek isteyenlerin haberi olsun!

Diyorsun ki: “Çıplak arama yok.” Utan ya utan çocuk bile bundan etkilenmiş!

Bir başkası. “Vekilim oğlum 3.5 yaşındaydı babası gidince iyice bana bağlandı. Aramadan geçerken benim yanımda arayın dememe rağmen 3.5 yaşındaki çocuğu ayrı yerde aradılar. Çocuk bana dedi ki: “Anne pantolonumun içine baktılar.” Ve sonra oğlum aylarca kakasını altına yaptı. Bu zulüm yetti artık.” Demiş bana. Ya bakın erkeğe yaptın, kadına yaptın, çocuk bile bundan kalıcı bir şekilde etkileniyor ya. Sonra da çıkıp utanmadan diyorsun ki: “Çıplak arama yok.” Utan ya utan çocuk bile bundan etkilenmiş!

70 yaşındaki annem Bursa Cezaevi’nde ki ağabeyimi ziyaretinde maalesef iç çamaşırını indirmesini ve günlük olarak kullandığı bezi silkelemesi isteniyor

Bakın yine bir başkası “70 yaşındaki annem Bursa Cezaevi’nde ki ağabeyimi ziyaretinde maalesef iç çamaşırını indirmesini ve günlük olarak kullandığı bezi silkelemesi isteniyor, anlatılırken bile ne kadar hicap ettiğini tahmin edersiniz. Çıplak arama yok diyenler, bunun annenize yapıldığını hayal edin. Hodri meydan, kıymetli evlatlarınızın, büyüklerinizin üzerine yemin edin hala olmadığına dair. Biz maalesef olduğuna dair her şeyin üzerine yemin edebiliriz hiç kuşkusuz. Bunları yaşattığınız yetmiyormuş gibi bizlere tekrar tekrar dillendirttiğiniz içinde sizleri Allah’a havale ediyoruz."

Özel gününde olan kadınların pedlerini değiştirmeleri isteniyor

Bir başkası. “2017 Haziran ayında Denizli T Tipi Cezaevi’ne ilk ziyarete gittiğimizde aynı şeyleri bizler de yaşadık. İç çamaşırlarımıza kadar arandık görevliler elleriyle her yerlerimize dokunarak arıyorlardı. Özel gününde olan kadınların pedlerini değiştirmeleri isteniyor, çocukların bezine kadar aranıp görevlilerin getirdiği çocuk bezleriyle değiştirmelerini istiyorlardı. Çocuklar bile altları açılırken rahatsız olup ağlıyorlardı.”

Şu bireysel mağduriyetler kalksın, insanlar utanç korku içinde kalmasın diye ve ben Allah’a şükürler olsun sonuçta alıyorum

Yine bakın bir başkası son olarak şunu söyleyeyim çıplak arama ile ilgili. İşte arkadaşlar biz şu mazlum, mağdur insanlar şu cümleleri yaşasınlar, söylesinler diye bu mücadeleyi veriyoruz. Bir kadın bana şunu yazmış: “Ömer Bey bugün görüşümüz vardı Sincan 1 L Tipi’nde çok sıkıntılı aramalarımız olmadı şükür ama bugün gerçekten insan gibi girip çıktık. Üst çamaşır kontrolü çok daha insaniydi. Burada ki her şeyin bir dönüşü oldu, mücadeleniz için çok teşekkür ederiz.” Boşuna mı mücadele veriyoruz arkadaşlar. Şu bireysel mağduriyetler kalksın, insanlar utanç korku içinde kalmasın diye ve ben Allah’a şükürler olsun sonuçta alıyorum, bunun için milletvekilliği yapıyorum, mazlum, mağdur insanlar bu tür zulümlere uğramasın diye bu milletvekilliğini yapıyorum ve sonuçta alıyorum almasam yapmam bu işi!

Diyarbakır’da bir taciz olayı, Suriyeli bir kadına bir taciz yapılmış.

Bakın size Diyarbakır’dan bir hadise, yine sonuç aldığımız bir hadise. Diyarbakır’da bir taciz olayı, Suriyeli bir kadına bir taciz yapılmış. Tacizi yapan Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde ki bir yetkilinin kardeşi. Mahkeme evrakları elimde ve bu konu hakkında tedbir kararı aldırıyor suçlanan kişi ve biz bununla ilgili sosyal medyadan da vurgu yaptık, baskı yaptık. Dedik ki: “Diyarbakır Valiliği bu ne iştir, açıklamanızı bekliyorum, diğer belgeleri de göstererek, olacak iş mi bunlar? Bu nasıl? Suriyeli mülteci kadına yapılan işlerin üstü mü örtülmeye çalışılıyor kamu görevlisi eliyle tacizcinin yaptığının üstü mü örtülmeye çalışılıyor diye Diyarbakır Valiliği’ne sordum ve sonra gelişme oldu şüphelinin koydurttuğu tedbir kararı kaldırıldı, hak örgütleri de bu konuda baskı yaptılar. Bu ülke böyle işte, baskı yapmazsanız hakkınızı yiyorlar. Biz de sonuna kadar bunların peşinde olacağız!

Mehmet Sıddık Meşe Diyarbakır Cezaevi’nde adli bir mahpus adamı falakaya yatırmışlar

Bakın bunu da Genel Kurul’da gündeme getirdim geçtiğimiz haftalarda. Mehmet Sıddık Meşe Diyarbakır Cezaevi’nde adli bir mahpus adamı falakaya yatırmışlar, bir ton dövmüşler ondan sonra ‘İşkence yok.’ Diyorlar, doktor muayenesini getirin diyor Diyarbakır Barosu, doktor muayenesi yapılmıyor. “Gelsin ifadesi alınsın.” Diyoruz ifadesi alınmıyor. Kremler, ilaçlar sürülüyor, yara beresi geçsin diye. Diyarbakır Barosu bununla ilgili açıklama yaptı, ben Meclis’te Genel Kurul’da açıklama yaptım ve ardından Uluslararası Af Örgütü ‘Acil Eylem’ çağrısı yaptı. Ya böyle bir rezalet olabilir mi? Adamı döv, falakaya yatır ardından kimse ile görüştürme ki yara, beresi ortaya çıkmasın! Bu da bitecek inşallah!

Leyla Güven barış istediği için milletvekilliği düşürüldü. Barış istediği için şu anda 22 yıl ceza aldı.

Bakın arkadaşlar Kürt meselesinde zulüm devam ediyor! Leyla Güven barış istediği için milletvekilliği düşürüldü. Barış istediği için şu anda 22 yıl ceza aldı. Bu insan bir eli yağda bir eli balda da milletvekilliği yapabilirdi, netameli konulara dokunmayabilirdi ama dokundu ve ceza aldı! Adil yargılama ilkeleri ihlal edilerek verilmiş hukuksuz bir karardı. Leyla Güven bu topraklarda barış ihtimalinin sonuna kadar peşinde koşan bir insandır. Bugün onu anlamayanlar, zindana atanlar, yarın barışın insan haklarının ne kadar önemli olduğunu anlayacaktır. Mahkûm etmeler, özgürlüğü dört duvara çevirmeler çare değil, insanları dinleyeceksiniz!

Düşürülen Musa Piroğlu değildir, millettir! İnsanlıktır! Bunu da herkes bilsin ve bu da kimsenin yanına kar kalmaz

Anayasal hakları basın açıklaması yapmak isterken polis müdahalesine uğrayan HDP vekilleri polis tarafından darp edildi. Arbede sırasında engelli milletvekilimiz, çok değerli arkadaşımız, vicdanlı, yürekli arkadaşımız Sayın Musa Piroğlu maalesef tekerlekli sandalyesinden yere düşürüldü! Bilerek yere düşürüldü! Bu ülkede bir milletvekili, engelli milletvekili bilerek polis tarafından yere düşürüldü. Şu ülkenin haline bakın! Hukukun zerresi olduğunu düşünebilir misiniz? Milletin vekiline bunu yapıyor ya! Düşürülen Musa Piroğlu değildir, millettir! İnsanlıktır! Bunu da herkes bilsin ve bu da kimsenin yanına kar kalmaz, sonuna kadar hukuken üstüne gidilecektir!

Biz işçi kardeşlerimizden de çok şikâyet alıyoruz, çok mağduriyetler var.

Salgının faturası bu arada işçilere kesildi. Biz işçi kardeşlerimizden de çok şikâyet alıyoruz, çok mağduriyetler var. Bu konuda da gerekenin yapılması lazım, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bu konuda defalarca baskı yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.

Diyarbakır Cezaevi’nde darba uğrayan Mehmet Sıddık Meşe için de soru önergesi verdik.

Vefat eden kişiler var onlar hakkında bilgiler vermek isterim. Bu arada Mehmet Sıddık Meşe için soru önergesi verdiğimizi de söyleyelim, sadece Meclis’te gündem etmedik aynı zamanda Diyarbakır Cezaevi’nde darba uğrayan Mehmet Sıddık Meşe için de soru önergesi verdik.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Ramazan Balcı, KHK ile ihraç edildi.

Bakın bu kişi İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Ramazan Balcı, KHK ile ihraç edildi. 4 yıldır çok sıkıntılı bir süreç geçirdi. Her hafta karakola imzaya gitmek zorunda kaldı. Dün Korona'dan kaybettik. Allah rahmet eylesin.

Zeki Çetinkaya 44 ay yatarı varken 52 aydır cezaevinde babası vefat etti

Yatarı dolduğu halde bırakılmayan insanlar var. Zeki Çetinkaya 44 ay yatarı varken 52 aydır cezaevinde babası vefat etti 30 Ekim’de, haberi dahi geç verildi kendisine. İnsanların halleri böyle işte.

Şerif Mesutoğlu Kaymakam Muhammet Safitürk davasında haksız, hukuksuz bir şekilde müebbet hapse mahkûm edildi

Şerif Mesutoğlu her hafta gündeme getiriyorum, bıkmadan, usanmadan gündeme getireceğim. Kaymakam Muhammet Safitürk davasında haksız, hukuksuz bir şekilde müebbet hapse mahkûm edildi, bir insanın ömrünün sonuna kadar cezaevinde kalması karşısında bizim burada her hafta onun mağduriyetini gündeme getirmemiz azdır. İnşallah Anayasa Mahkemesi bu konuda adalete döner. Bu haksız, hukuksuz, bomboş dosyayı bozar diye temenni ediyorum.

Selçuk Kozağaçlı savunmaya özgürlük diyoruz, her zaman da diyeceğiz. Çok değerli bir hukukçu, Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı ve halen zulmen tutuklu.

Mehmet Bal Batman’lı İstanbul’da kaçırıldı, halen aylardır haber yok!

Gülistan Doku halen aylardır yok ortada. Bir türlü devlet bu genç kadını bulamıyor!!!

Hürmüz Diril gördüğünüz gibi aylardır kayıp, eşinin cesedi bulundu hani çok büyük bir alan yok ama eşinin cesedi çok uzak olmayan bir yerde bulundu, Hürmüz Diril’in cesedi de bulunmuyor!

Gökhan Türkmen “9 ay bana resmi görevliler işkence yaptı, 9 ay bir mahzen de tutuldum.” dediği için Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşmaları kapalı yapılıyor, açık duruşma yapılmıyor ne gizlenmek isteniyor sormak istiyoruz.

Yusuf Bilge Tunç 500 günü aşkın, 510 gün oldu sanırım. Halen yok, kaçırılmış, nerede olduğu bilinmiyor. 17-18 aydır yok ortada, devlet görevlilerine soruyoruz, susuyorlar, manidar bir suskunluk, daha önce kaçırılanlar Emniyet Müdürlüğü’nde ortaya çıkmıştı, Yusuf Bilge Tunç ise halen çıkmıyor ortaya. Bu bir insanlık suçudur ve mutlaka sonuna kadar bunun peşinde olacağım, Cumartesi anneleri yıllarca bu işlerin peşinde nasıl olmuşsa biz de bu kaçırılanların akıbetinin peşinde olacağız değerli arkadaşlar. Teşekkür ediyorum.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.