1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. “Türkiye orta gelirde üst sıralarda yer alıyor”
“Türkiye orta gelirde üst sıralarda yer alıyor”

“Türkiye orta gelirde üst sıralarda yer alıyor”

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Türkiye, 2002 yılından beri uyguladığı sağlıklı ekonomi politikalarıyla dünya ülkeleri arasında orta gelir grubunun üst sıralarında yer almaktadır" dedi

A+A-

Şimşek, TBMM Genel Kurulu'nda, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı'nın sunumunu yaptı.2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Tasarısı ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı'nın Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki görüşmelerini tamamlandığını hatırlatan Şimşek, bu tasarıların son şeklini alarak Genel Kurula getirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

 

İktidara geldikleri ilk dönemde Türkiye'nin ağır bir krizin etkisi altında olduğunu hatırlatan Şimşek, özellikle kamu maliyesinin ağır bir borç yükü altında ezildiğini ifade etti.

 

Bakan Şimşek, bu durumun, özel kesimin önünde önemli bir engel oluşturduğunu anımsatarak, şunları kaydetti:

"Maliye politikası önceliklerini borç yükünü azaltmak, ekonomide güven ortamını sağlayarak yüksek istihdam ve sürdürülebilir büyüme ortamına geçmek olarak belirledik. Böylece kamu borç yükü hızla düşerken ekonomide yüksek büyüme ortamı sağlanmış, enflasyon ve faiz oranları hızla düşmüştür. Diğer taraftan sağlanan güven ortamı uluslararası yatırımcıların ülkemize olan ilgisini artırmış ve doğrudan yatırımlar, Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerine ulaşmıştır.

 

Türkiye, 2002 yılından beri uyguladığı sağlıklı ekonomi politikalarıyla dünya ülkeleri arasında orta gelir grubunun üst sıralarında yer almaktadır. Hedefimiz 2014-2016 Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda yüksek gelir grubu ülkeler arasında yer almaktır. 2014 yılı bütçemiz de bu anlayışla hazırlanmıştır. Hükümetimiz bu hedefler çerçevesinde başta enerji ve ulaştırma olmak üzere fiziki altyapının güçlendirilmesi, ekonomide verimliliğin ve katma değerin artırılması amacıyla başta eğitim olmak üzere Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesine ve iş ortamının geliştirilmesine öncelik vermektedir."

 

"Küresel ekonomide aşağı yönlü riskler önemini koruyor"

 

Sunumunda, küresel ekonomi hakkında da bilgi veren Şimşek, küresel ekonomide ılımlı toparlanmanın devam ettiğini ancak aşağı yönlü risklerin de önemini koruduğunu ifade etti.Şimşek, başta ABD'de olmak üzere gelişmiş ülkelerde ekonomik büyüme ivme kazanırken mali ve yapısal kırılganlıkların büyümeyi sınırladığını bildirdi.

 

Gelişmekte olan ülkelerde ise büyümenin yavaşladığına işaret eden Şimşek, IMF ve OECD'nin, 2013 yılı küresel büyüme tahminlerini 0,7 puan aşağı yönlü revize ettiğini belirtti.

Kriz sonrası dönemde küresel ekonominin itici gücü olan gelişmekte olan ekonomilerde ise büyümenin ivme kaybettiğinin altını çizen Şimşek, bu doğrultuda gelişmekte olan ülkelerin de 2013 büyüme tahmininin 1,1 puan aşağı yönlü revize edildiğini söyledi.

 

4 temel risk

 

Önümüzdeki dönemde küresel ekonomik görünümü olumsuz etkileyebilecek 4 temel riskin bulunduğunu aktaran Şimşek, şöyle devam etti:

"Bunlar; genişletici para politikalarından çıkışın iyi yönetilememesi, gelişmiş ülkelerde mali sorunlar ve zayıf iç talebin büyümeyi sınırlaması, gelişmekte olan ülkelerde büyümenin daha da zayıflaması ve jeopolitik gerginliklerin tırmanmasıdır. Bu risklerden en önemlisi genişletici para politikalarından çıkış kaynaklıdır. Bu sürecin doğuracağı olumsuz etkiler ise muhtemelen en çok gelişmekte olan ekonomilerde hissedilecektir. Ancak gelişmekte olan ülkeler makro finansal dengeler açısından 1990'lı yıllara göre daha sağlam ve dış şoklara karşı daha dirençlidirler."

 

Türkiye ekonomisi

 

Sunumunda, Türkiye ekonomisini de değerlendiren Şimşek, ekonominin bu yıl da dengeli ve ılımlı büyümesini sürdürdüğünü söyledi.

 

Türkiye ekonomisinin, yılın ilk 3 çeyreğinde iç talebin katkısıyla yüzde 4 gibi azımsanamayacak bir oranda büyüdüğüne dikkati çeken Şimşek, şöyle konuştu:

"Böylece küresel kriz öncesi seviyeye göre reel anlamda Türkiye, yüzde 19,4'lük bir büyüme kaydetmiştir. Aynı dönemde gelişmekte olan Avrupa ülkelerinde büyüme yüzde 6,9 ile sınırlı kalmıştır. Yani Türkiye, kendi bölgesinde benzer şartlardan etkilenen gelişmekte olan Avrupa ülkelerine oranla neredeyse 3 katlık bir performans ortaya koymuştur. Avro Bölgesi ise aynı dönemde yüzde 2,4'lük bir daralma söz konusudur. 2014-2016 OVP'sinde Türkiye ekonomisinin 2013 yılında yüzde 3,6 civarında büyüyeceğini tahmin etmiştik. Bugün açıklanan büyüme rakamları, 2013 yılının tamamında OVP tahminin rahatlıkla yakalayacağımızı hatta bu tahminin üzerine çıkabileceğimizi göstermektedir.

 

Ayrıca 2013 yılı büyüme tahminleri, Çin hariç gelişmekte olan ülkeler için öngörülen yüzde 3,2'nin üzerindedir. Olumsuz dış konjonktür ve sıkılaşan finansal koşullar göz önünde bulundurulduğunda bu, iyi bir performanstır."

 

Orta vadede cari açığı kontrol altında tutarak, sürdürülebilir ve sağlıklı bir büyüme politikası izleyeceklerini anlatan Şimşek, bu çerçevede büyümenin önümüzdeki yıl yüzde 4, 2015 ve 2016'da ise yüzde 5 olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti.

 

Şimşek, önümüzdeki süreçte, yüksek istihdam oluşturma kapasitesi, ihtiyatlı ve esnek para politikası, sağlam kamu mali dengeleri, güçlü bankacılık sektörü, sağlıklı hanehalkı bilançoları ve kapsamlı makro ihtiyati tedbirlerin, sürdürülebilir büyümeyi destekleyici ve şoklara karşı Türkiye'yi dirençli kılan faktörler olacağını kaydetti.

 

"Mart 2009'dan bu yana 4,7 milyon kişiye ilave istihdam"

 

Küresel kriz sonrası dönemde oluşturdukları güçlü istihdamın, iç talebi ve dolayısıyla büyümeyi desteklediğini belirten Şimşek, birçok ülke istihdam oluşturmakta zorlanırken, Türkiye'de Mart 2009'dan bu yana 4,7 milyon kişiye ilave istihdam sağlandığını bildirdi.

 

Şimşek, aynı dönemde Avro Bölgesi'nde 2,2 milyon istihdam kaybı yaşandığına dikkati çekerek, "Türkiye, 2009-2013 döneminde ortalama yıllık yüzde 4,8 olan istihdam artış oranıyla IMF'de istihdam verisi açıklanan 35 ülke arasında birinci sırada yer almaktadır. Ayrıca bu yıl ve gelecek yıl OECD'de en fazla istihdam artışı görülecek 3. ülke olacaktır." dedi.

 

Uzun vadede işsizlik oranlarını düşük tek hanelere indirmek ve işgücüne katılımı gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmak için işgücü piyasasında esnekliğin ve işgücünün niteliğinin artmasının şart olduğunu vurgulayan Şimşek, "Türkiye, işgücü piyasası esneklik göstergeleri açısından OECD ülkeleri arasında en son sıradadır. Türkiye'de haftalık 48,9 saat olan ortalama çalışma süresi diğer OECD ülkeleri ortalamasının yaklaşık 11 saat üzerindedir.

 

Ülkemizde çalışma süresi OECD ortalamasına denk olsaydı milyonlarca ilave istihdamın önü açılırdı. İşsizliğin azaltılması amacıyla aktif işgücü politikalarını artırarak uygulamaya devam ediyoruz. 2007 yılında bu programlardan yararlanan kişi sayısı yaklaşık 23 bin iken 2012 yılında yaklaşık 465 bine yükselmiştir. Önümüzdeki dönemde aktif işgücü politikalarını daha da etkin bir şekilde kullanacağız. İşgücü piyasasındaki yapısal sorunların çözülmesine yönelik Ulusal İstihdam Stratejisi'ni taraflarla uzlaşma sağlayarak uygulamaya koymayı ümit ediyoruz." dedi.

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.