1. YAZARLAR

  2. Ahmet DEMİRKAYA

  3. Teokratik Demokrasi
Ahmet DEMİRKAYA

Ahmet DEMİRKAYA

Teokratik Demokrasi

A+A-

 

Geçtiğimiz günlerde MHP’nin Bahçelisi bir açıklama yaparak “hükümetin günahına da sevabına da ortağız, kefiliz de” dedi. MHP’nin bugüne kadar yaptığı en samimi itiraf. Keşke diğer bütün siyasiler de aynı tarz açıklamalar yapabilse. Ülke de tek suçlu Erdoğan algısına karşıyım. Zira ne dünya da ne ülkemizde tarif edildiği gibi bir demokrasi hiçbir zaman uygulanmadı.

Dünkü meclis grup toplantısında sayın Bahçeli yine çok önemli bir açıklama daha yaptı. “Merkez bankasının bağımsızlığı tartışılmalı. Bağımsız kurumlar millet iradesinin önüne geçmemeli”. Bizim başından beri eleştirdiğimiz sistem yavaş yavaş kendini açık etmeye başladı. Bekleyip göreceğiz, bakalım daha nelerini ele verecek.

Erdoğan’a sabah akşam “diktatör” diyorlar. Bu sistem de kim iktidara gelirse gelsin diktatör olma hakkından mahrum kalmayacaktır. Ta ki esas diktatör aktörler deşifre olana kadar. Bakmayın siz siyasilerin iktidar nutuklarına. Kim gelirse gelsin kendisini seçenlerin değil seçtirenlerin liyakatine tabi olacaklardır. Hele ki Kılıçtaroğlu’nun “helalleşeceğiz” açıklaması Bahçeli’nin kadar samimi değil bu sistemde. Geçmişiyle yüzleşemeyen halkıyla helalleşemez. Yine de demokrasiden ümidinizi tüketmeyin.

Demokrasi sadece egemenlerin kullandığı haklardandır. Başka bir ifadeyle güçlünün sözünün geçtiği yönetim şekli. Siyasiler meydanlar da sadece bunların kavgasını edenlerdir. Gücü elinde tutan teokrat zenginlerimizde bunların geleceğini garanti altına almak için dokunulmazlık payesi vermişler. Zaten onlara hiç kimse dokunamaz, onları savunanlara da dokunulamaz.

Suçun şahsiliği hukuksal bir hak olan yerlerde dokunulmazlık tarif ettikleri demokrasi ile çelişen bir durum. Öyle ya! Hesap veremediği zaman sürekli Merkez Bankası başkanını değiştirirsin de bünyesindeki diğer bankaların başkanlarını değiştirmeye gücün yetmez. Onu ancak kendi patronları değiştirir. Patronlarıyla birlikte onların da dokunulmazlıkları var. 

Hayatım boyunca hiçbir zaman maddi anlamda güçlü olma idealim olmadım, güce tapmadım güçlünün yanında olmadım. Siz zannediyor musunuz ekonomiyi elinde tutanlar bu gücü tek başlarında ellerinde tutuyor. Demokrasinin işlediği tek alan da burası. Kendi güçlerini kutsayan alt katmanların da yarı güçlü olmasının önünü açarak kendi güçlerini pekiştirmişler. Güce tapıcılarda bunların yarı güçlü unsurları. 

Lamı cimi bilmem ama yukarıdan aşağı kimlerin dokunulmazlık hakları elde ettiğini çok iyi bilirim. Başkanlara, bakanlara vekillere zaten dokunamazsınız da onların yanındaki, yakınındaki şakşakçılara da dokunamazsınız. Yeter ki güçlerini kabul edip alkışlamaya devam edin. Güçleri ellerinden gidene kadar size de dokundurmazlar. Kurumlar ve kuruluşlarda bunların örnekleri çok.  

Koruyucu demokrasilerde teokratların emir ve görüşleri kanun hükmündedir. Öyle ki, dolandırıcıların bile dokunulmazlık hakları vardır. Baksanıza ortalık dolandırıcılardan geçilmiyor ama dokunulmazlık haklarından dolayı ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar ortalıkta. Demokrasinin en geçerli olduğu alan da burası olsa gerek. Dolandırıcılar, hırsızlar katiller demokrasinin keyfini doyasıya yaşıyorlar. Ekonomi diye, geçim sıkıntısı diye bir dertleri yok.

Dolar 20 tl olmuş, sıvı yağ 250 olmuş ekmek 10 tl olmuş bunların umurunda değil ki. Nasıl olsa demokratik dokunulmazlıkları var. Yukarı da kepçeyle götürürken bunların kaşıkla çaldıklarının lafı mı olur? Halkımız güle oynaya geçinip gidiyor, şimdi durup dururken demokrasiye laf edilir mi? Edilmez edilmesine de ben bu teokratik demokrasiyi bir türlü anlayıp kabullenemiyorum. 

Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…

 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.