Ahmet DEMİRKAYA


Ekonomi Soruları


Ekonomiyi niye yazmıyorsun diye soruyorlar bana. En zayıf olduğum konudur ekonomi. Akçeli işlerden anlamadığım gibi insanı bozan, kardeşi kardeşe düşüren hatta akrabaları katil eden paraya çokta önem vermiyorum işin açıkçası. Ailemin nafakasını temin edecek kadar kazanıyoruz çok şükür, fazlası bizi de bozmasın diye hırslanmak istemiyorum. Zaten tasarruf edecek kadar fazla kazancımızda yok.
90’lı yıllarda işe yeni başladığım da eskilerin tabiriyle kuru taş dibine ocak yaktık. Geçimimizi zor temin ediyorduk. Arkası sağlam olan bazı arkadaşlar her ay o dönemde mark ve dolar alıyorlardı. Çok fazla gelirimiz olmadığından ve sırf merakımızdan ikramiye ve toplu sözleşme farklarıyla ben de mark veya dolar aldım. Lakin ihtiyaçlar tasarrufa imkân vermediği için çabuk bozdurmak zorunda kalıyor ve hep zarar ediyorduk. Anladım ki bu bizim işimiz değil.

Her konuda olduğu gibi ekonomi konusunda da ben sorunun ahlaki olduğunu düşünüyorum. Zira paranın bozduğu insanlar daha çok kazanmak için alın terine değil daha çok amirin gözüne girerek kazanmanın derdine düşüyorlar. Hal böyle olunca sizin alın terinize ve helal kazancınıza bile göz dikiyorlar. Nitekim bana da hep öyle oldu. Herkesten fazla çalışmama rağmen ne engelli haklarımdan ne de iş kanunları, yönerge ve yönetmeliklerin sağladığı haklardan yararlandırılmadım. Bunu ispatta ederim ama emekli olduğum için kimseye faydası yok.

Bu ekonominin bir boyutu. Bir başka boyutu ise alın teri gibi helal olan miras hukuku. Bunda da bizim yüzümüz hiç gülmedi. Anadan babadan kalan bir mirasımız yok. Lakin miras sandığımız eşimizden kalan bir arsa için kalan borcunu ödememize rağmen o bile bizim olamadı. Üstelik kendi alın terimizle almaya teşebbüs ettiğimiz kooperatif dairemizde hileyle elimizden uçtu. Hem de en yakın bildiğimiz şahsın eliyle. Bütün bunlar bireysel ve ailevi ekonominin ahlaki boyutunu açıklamaya yeter sanırım.

Gelelim toplumsal boyutuna. Bendeniz iktidarı en iyimser duygularla eleştiriyorum. Zira iş yerinde her ne kadar haksızlığa uğrasak da devlet kendi vaat ettiği hakları bugüne kadar verdi. Bunu da eskiyle kıyasla olumlu buluyorum. Ne var ki emekli olunca bir mühlet sonra geliriniz ister istemez eriyip gidiyor enflasyon denen canavar karşısında. Ya da savunmasız görülüp devlet ne verirse onunla yetinmek durumunda kalıyorsunuz. Aynen enflasyon karşısında ezdirmeme sözüne rağmen sadaka gibi ikramiye verilmesi buna örnek.

Bu emekliye Allah’tan reva mı diyesim geliyor ama tabi ki değil. Olsa olsa iktidarın acizliği olur. Bakın pasifliği demiyorum çünkü gerçekten bir şeyler yapmaya çalışıyorlar ama eksik yapıyorlar. Ya da bazı yerlere diş geçiremiyorlar. Bu da onların acizliğini gösterir. Fakat vatandaş bunu bilmez iktidar da anlatamaz. Peki bunu kim ya da kimler anlatacak? Aylardır ilçe başkanıyla görüşmeye çalışıyorum. Seçim sürecinde tanıştık ama bu sefer de randevu alamıyorum. Rutin bildik teşkilatçılık anlayışıyla hareket ediyorlar. Vatandaşın bu sorunları onları ilgilendirmiyor. 

Kamuoyunu bilgilendirmekte biz gazetecilere düşüyor ve bizden soruluyor, ekonomi ne olacak diye. O zaman bizde vatandaşa kızım sana söylüyoruz diyelim gelinimiz teşkilatlar kendileri alınsın, anlasın. 
Malumunuz Ak parti öncesi iktidarları Tüsiadcı patronlar belirliyordu. Hatta başbakan olacak kişileri pijamalarıyla kabul ediyor karşılarında el pençe durduruyorlardı. Rahmetli Erbakan hoca bunların hortumunu kesince gazeteleri aracılıyla post modern darbeye zemin hazırlamak için ellerinden ne geliyorsa yaptılar. Aynı senaryoları ak partiye de yaptılar. Yani partiler vatandaşın patronu olabilir ama ekonominin patronu bizi diyorlar. Erdoğan da aşama aşama resti çekti.  

Pandemi bana göre bir senaryoydu. Hem de uluslarası küresel sermayenin tezgâhladığı bir senaryo. Bütün devletlerde buna uymak zorunda kaldılar. Tam salgın bitiyor denilecekken Ukrayna savaşı çıktı, durup dururken(mi)? Tabi ardından gelen ve 11 ilimizi vuran depremde tuzu biberi oldu adeta ekonominin. İktidarın ekonomik dara düştüğü bir gerçek. Seçim ve sonuçları can simidi gibi yetişti. Çareyi de yeni bakan Mehmet Şimşek’te gördü. 

Başkan Erdoğan Şimşeğin programını kabul ettiklerini, ne isterse yapacağını, yani bir anlamda karışılmayacağını ima etti. Şimşek de ilk Tüsiadın kapısını çaldı. Bu da demek oluyor ki ekonomide kartlar yeniden karılıyor. Seçim öncesi verilen vaatlerin ne kadarını gerçekleştirebilecek bilinmez. Kemer sıkma politikası mı uygulayacak onu da zamanla göreceğiz. Eğer kemerler sıkılacaksa kamudaki israfı önlemek en önemli adım olacak. Ben bunu önemsiyorum zira vatandaşın cebine girecek üç beş kuruşu kısmakla ekonomiye katkı sunulmaz. 

Biraz da sermaye elini cebine atsın diyeceğim da atmazlar. Salgın sürecinde en fazla inisiyatif kendilerine sağlandı ama hala tatmin olmadılar. Şimşek’le neler konuşuldu, neleri talep ettiler zamanla göreceğiz. Ne göreceksek görelim ama bu da tek başına çözüm olmayacaktır. Ülkemize uygulanan ambargoların nasıl aşılacağı da bir başka soru. 

En karlı yaptığımız iş, sivil savunma sanayini geliştirmiş olmamız. Dış politikadaki başarıları bu anlamda değerlendirmek mümkündür. Finlandiya dan sonra İsveç’in de NATO’ya alınması için üzerimizdeki baskıları yabana atmamak gerek. Amerika’nın dünya üzerindeki etkisi giderek azalırken Rusya da eski gücüne kavuşma isteği, Çin’in ortaya karışık gibi duran tavrı aslında Rusya dan yana oluşu üçüncü dünya savaşının hazırlıkları olduğu aşikar. 

Soğuk savaş dediğimiz bu süreci ekonomik olarak çok iyi kullandılar. Ama tatmin olmadıkları da aşikar. Türkiye de bugüne kadar diplomasiyle bunu çok iyi yürüttü. İnşallah bundan sonra da aynı performansla devam ederler. Bu anlamda sayın Şimşeğin ekonomiyi nasıl yönlendireceği de çok önemli. En ufak kıvılcım dünyayı felakete sürükleyeceği gibi sağlam olmayan ekonomilerde bu felaketten nasibini alacaktır. Bizden söylemesi. Artık teşkilatlar rutin siyaseti bırakıp ülke gündemine bakıp vatandaşın yanında yer alırlarsa iyi ederler. 
Hadi kaslın sağlıcakla, selam ve dua ile… 
      
 

Yolun karşısına geçmeye çalışan kadına otomobil çarptı

Alkolden ayakta duramadı, ’Tansiyonum var’ dedi

Alkolden ayakta duramadı, ’Tansiyonum var’ dedi

Bungalov bahçesinde silahla vuruldu

Marmaray'da intihar! Kendini raylara bırakan kadın yaşamına son verdi

18 yaşındaki yatalak kız evde ölü bulundu

Binada yangın dehşeti: 7 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti

Beton direğe çarpan araç hurdaya döndü: 1 ölü, 1 yaralı

Çocuk parkında bıçaklı kavga: 2 yaralı

Kocaeli’de 14. yüzyıl dönemine ait Kuran-ı Kerim ele geçirildi

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Galatasaray 37 32 2 3 64 99
2.Fenerbahçe 37 30 1 6 62 96
3.Trabzonspor 37 20 13 4 17 64
4.İstanbul Başakşehir 37 17 13 7 10 58
5.Beşiktaş 37 16 13 8 6 56
6.Kasımpaşa 37 15 14 8 -4 53
7.Alanyaspor 37 12 10 15 3 51
8.Sivasspor 37 13 12 12 -8 51
9.Rizespor 37 14 15 8 -8 50
10.Antalyaspor 37 12 13 12 -5 48
11.Adana Demirspor 37 10 13 14 -3 44
12.Samsunspor 37 11 16 10 -8 43
13.Kayserispor 37 11 14 12 -12 42
14.Gazişehir Gaziantep 37 11 18 8 -8 41
15.Konyaspor 37 9 14 14 -11 41
16.Ankaragücü 37 8 13 16 -4 40
17.Hatayspor 37 8 15 14 -9 38
18.Fatih Karagümrük 37 9 18 10 -5 37
19.Pendikspor 37 9 18 10 -30 37
20.İstanbulspor 37 4 26 7 -47 16

YAZARLAR