Ahmet DEMİRKAYA


Afet Bizi Affet


Asrın felaketinde dokuzuncu günü geride bıraktık. Çok şeyler konuşuldu, yazıldı çizildi. Belki günlerce, aylarca yıllarca da konuşacağız. Sevinçle hüznün yaşandığı saatlerdeyiz artık. Öyle ki, iki yüz saatin üzerinde enkazdan canlı çıkarılan vatandaşlarımızı rekor olarak görmeye başladık. Allah’tan ümit kesilmiyor, onuncu günün şu saatlerinde bile hala enkazdan canlı çıkarma umudunu taşıyoruz. 
Tabi bunca üzüntünün içinde kurtarılan vatandaşlarımız sevinç kaynağımız oluyor. Lakin 35 bin vatandaşımızı da kaybettik doğayla amansız savaşımızda. Öyle ya, Ukrayna savaşında bir yılı aşkın sürede bu kadar can kaybı olmamıştır sanırım. Peki, neden önlem alamıyoruz, depremi mi anlatamıyoruz nedir bu yaşadığımız çaresizlik? Vatandaşlar olarak belki de herkesin depremin ne olduğunu bilmesi gerekmiyor. Asıl işin sorumlularının bilmesi, yerleşim alanlarını onların belirlemesi, müteahhitlerin buna göre inşaat yapması vatandaşın güvenle evlerine oturması gerekirken bazı bilgiler de vatandaşlar için önem arz ediyor. 

Depremin üçüncü günü yeni açılan Etlik Şehir hastanesi göz polikliniğindeydik. Sıra beklerken yanımızdaki 75 yaşındaki teyzeyle de sohbet ediyoruz. İki elinin avuç içleri yere bakar şekilde birleştirip, hafif hafif de bir birine sürterek “evladım, şu fay mıdır nedir kırılıyor diyorlar ya! İki elin birleştiği noktayı işaret ederek, buradan yapıştırsalar da kırılmasa olmaz mı”? Dedi. Yanındaki kızı hanımefendiyle göz göze gelip hafif tebessümle olmaz teyzeciğim olmaz dedim. 

Öyle bir imkân olsa benim yaklaşık 35 yıllık asker arkadaşım Pazarcıklı Zeynel Gençoğlu için yapardık. Çok şükür ki kendisiyle depremden sonra iki defa telefonla görüştük. Kendisiyle 15 ay birlikte görev yaptık, kardeşten öte bir dostluğumuz var ki hala görüşüyoruz. Pazarcığın dış mahallesinde bir cami de imamlık yapıyor. Binalarında hasar var ama cami sağlam olduğu için ailesini de cemaatini de orada toplamış şimdilik idare ediyorlar.

Böyle bir imkân olsa Adıyaman’ın yaman delikanlısı Nedim Okan kardeşimi oralarda mağdur eder miydik? Üniversite okumak için geldiği İstanbul da kendisine yardımcı olan abilerinin Gebze’deki dershanesinde altı sene fedakârca hizmet etti. Bununla da yetinmedi öğrenci evlerinde de hem abilerinin çocuklarına hem dershaneye gelen çocuklara dersler verdi. Evdeki derslerden de hiçbir ücret almadı. Ama onlar Nedim hocaya vefasızlık yaptı. Eski İstanbul burjuvaziminim manevi baskılarını sürekli üstünde hissetti, hissettirildi. Dayanamadı tip 2 diyabet hastası oldu. Devletin açtığı imtihanı kazanarak önce Diyarbakır sonra da memleketi Adıyaman da öğretmenlik yapmaya başladı. Eşine Gebze de sunamadığı imkânları burada sunmak için daire aldı, içini eşinin zevkine göre döşedi. Bu sevinçleri uzun sürmedi, depremde evleri büyük hasar gördü. Kendisiyle görüştüğümde, “buna da şükür abi hayattayız. Çocuklarını önce kayınpederinin kamyonetinde sonrada bağ evinde güvenli bir yere bıraktıktan sonra kendisi depremzedelere yardıma koştu. Lakin hastalığı yakasını bırakmadığı için yardım faaliyetlerini bırakıp Siverek öğretmen evinde özel tedaviye başlandı. 

Daha bunun gibi ne hikâyeler var bu asrın felaketine maruz kalınan topraklarda. Deprem kuşağında olduklarını biliyorlardı hiç şüphesiz ama müteahhitlere güvenmişlerdi bir kere. Tabi ki tek sorumlu müteahhitler değil, belediyeler belki de baş suçlu. İstanbul da baklavacı kardeşleri hatırlayanınız var mı? Hani şu emniyet amirinin kapıda karşıladığı baklavacılar. Müteahhitleri kapıda karşılayan belediye başkanlarını da kayıt etmeli kameralar. Belediye de imardan sorumlu müdürler ve memurlar da aynı kadrajda yakalanmalı. Yapı denetim firmaları, inşaat mühendisleri depremde enkaza dönüşen binaların yapımında görev alan kimler varsa hepsi hesaba çekilmeli. 

Bizim 99 Marmara depreminden tecrübemiz vardı. İktidarın da, cumhurbaşkanın da söylediği gibi Erzincan, Malatya, İzmir gibi yaşayıp tecrübe ettiği sayısız depremler var. Çıkardıkları yasalar ve sayısız yönetmelik de var. Ama buna rağmen bu tür afetlerde can kayıplarının önüne geçemiyorsak burada bitmeyen problemler de var demektir. Zira depremler öldürmüyor binalar öldürüyor, bunu artık hepimiz biliyoruz. Önlemler bu yönde alınmalı. Eline para geçen herkes müteahhit olmamalı. Kim bilir belki de Çevre, Şehircilik ve iklim bakanlığının üzerindeki bu fazla yük alınıp müstakil Afet ve Deprem bakanlığı kurulmalı. 

Girişteki gibi deprem bilgisi olmayan teyzeleri de kısaca bilgilendirip bireysel hatalara da göz atmak istiyorum. Dünyamız kendi etrafında yaklaşık 3683 Km/saatlik hızla dönmektedir. Dünyanın dönüyor olması yer küre üzerinde de bir hareketliliğin olduğu anlamına geliyor. Hareketlilik ise canlıların olduğu anlamını taşır. Depremlerin olmaması dünyanın durduğu anlamına gelir. Dünyanı durması canlıların yaşam fonksiyonlarının da sona erdiği anlamına gelir. Bu insanoğlu tarafından çokta istenilecek bir durum değil. Belki yüzyıllar geçti ki, depremler, kırılmalar kaymalar bugün yaşadığımız ülkenin şekillenmesine sebep oldu. Bu depremde bile Türkiye üç metre(revize edildi 7,3 oldu) Arap levhasına doğru kaydı. Ne Türkiye de ne de dünya da deprem için güvenli diye bir yer yok. Anca bilinçli yapılaşma ve kentleşmeyle hasarı en aza indirmek mümkün. 

Şehirleşme konusunda yerel ve genel idarelere çok büyük ödevler düşüyor. Ancak bu da yeterli değil, vatandaşta depremden korunmak için kendi ölçeğinde bilgi sahibi olmak zorunda. Bunu örneklendirecek olursak istiyorum. Şehit Numan Dede ve Yeni Bağdat Caddesi üzerindeki çoğu bitişik binalar beni her zaman ürkütmüştür. Gölcük depreminde de bir çoğunun hasar gördüğünü tahmin ediyorum ama insanlar ellerindeki tek imkânlarını kaybetmeme adına ya da ceplerinden para çıkacak endişesiyle pek fazla önemsemediklerini düşünüyorum. 

İkinci bir husus ise doğalgazın yaygınlaşmasıyla birlikte bina ısı yalıtımının zorunlu olduğu tarihten itibaren bina sakinleri güzel görünmesi için boyanın da güzelini tercih ettiler ama çoğu bina güvenliğiyle ilgili hiçbir çalışma yaptırmadılar. Nasıl olsa renkli güzel görünecekti. Mantolama zorunlu ama iş yapılırken denetleyecek ne bir yasa var ne de kontrol mekanizması. Belediyeler dışarıdan bakıp “a ne güzel olmuş” der gibi bakıp gittiler. Son oturduğum bina da yönetici kardeşe çok söyledim ama dinletemedim. O da kendince haklıydı. 25-30 kişilik bina da toplantılara sadece üç beş daire sahipleri katılıyordu. Zemindeki dairelerin önündeki yüksek banket binanın temelinde yer yer 5-10 Cm açılmalar var. Belli ki Gölcük depreminde şiddetli sarsılmış. Mantolama esnasında oraların doldurulup güçlendirilmesi gerektiğini söyledim ama dinletemedim. 

Farkındayım yazı biraz uzadı ama artık yaşamaya başladığım Ankara için de bir iki şey söyleyerek noktalayalım istiyorum. Her ne kadar etraflarında olan depremlerden etkilenseler de Ankaralılar Ankara’yı daha güvenli görüyorlar. Oysa Kuzey Anadolu fay hattı hemen üst tarafından geçiyor. Kaldı ki ne kadar güvende olunursa olunsun (devlet yok, devlet aciz kaldı diyenlere) sağlıklı yaşam alanları için alınan kararlara herkes uyduğu zaman korunaklı olunur. Her şeyden önce şunu söyleyeyim ki herkes her şeyi biliyor ama kat mülkiyeti kanununu ve uyulması gereken kuralları kimse okumuyor. Ben istedim böyle olacak anlayışı ülkenin makûs talihi olmuş. 

Bizim oturduğumuz binada yalıtım biz geldiğimizde yapılıydı. Komşulardan öğrendiğim kadarıyla burada da çok sorunlar yaşanmış karar alma aşamasında. Adı üstünde ısı yalıtımı ama binanın içine açılan katlardaki pencerelerde koku var diye ardına kadar açık. Koku sorununu kaynağında çözmek yerine ısı kaybını önlemek için alınmış kararı hiçe saymak daha önemli konularda sözünüzü dinletemeyeceğiniz anlamına geliyor. Nitekim buradaki binaların çoğu da iktisadi ve fiziki ömrünü tamamlamış neredeyse. En yenisi bile on seneliktir diye tahmin ediyorum. Hatta yan tarafımızdaki binanın artık sıvaları dahi dökülmeye başlamış. Balkonlarındaki dökülen sıvanın altından demirleri görünüyor. Ki, burada balkonlara da bir parantez açmak gerekir. Bu tarz desteksiz ve inşaat iskelesi gibi duran balkonlara şiddetle karşıyım. Depremde ilk giden yerler böyle boşlukta kalan yerler. Sakinlerinden bir kaçıyla görüştüm yöneticilerinin bile olmadığını öğrendim. 

Demem o ki, deprem öldürmüyor tedbirsizlik, ilgisizlik küçük hesaplar, umursamazlık toplumun geneline yayılınca depreminde, acının da şiddeti büyük oluyor. Kuralları hafife alırsak felaketler kaçınılmaz olur, felaketleri umursamazsak afetler bizi affetmez. 
Kalın sağlıcakla..
   
 

Kadınlar sözlü tartışmaya girdi, kocaları sokak ortasında çatıştı...

Siyah akan derede sanayi atığına rastlanmadı

Seyir halindeki işçi servisi yandı, karayolu duman altında kaldı

Kombide korkutan yangın

İki otomobil çarpıştı: 3’ü çocuk 5 yaralı

İş yerinde kumar oynayanlara baskın

Cinsel istismar şüphelisinin ölümünde tutuklu yargılanan bekçi ve polisler hakkında mütalaa verildi

İş adamı aracında ölü bulundu

Gaz sızıntısı vatandaşı sokağa döktü: 4 kişi etkilendi

İşçi servisi yol ayrımındaki bariyere çarptı: 5 yaralı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Galatasaray 32 28 1 3 53 87
2.Fenerbahçe 32 27 1 4 57 85
3.Trabzonspor 32 16 12 4 12 52
4.Beşiktaş 32 14 12 6 4 48
5.Rizespor 32 14 12 6 -4 48
6.İstanbul Başakşehir 32 13 12 7 4 46
7.Kasımpaşa 32 13 12 7 -2 46
8.Sivasspor 32 11 10 11 -5 44
9.Antalyaspor 32 10 10 12 -1 42
10.Alanyaspor 32 10 10 12 -5 42
11.Adana Demirspor 32 9 10 13 5 40
12.Samsunspor 32 10 14 8 -6 38
13.Ankaragücü 32 8 11 13 -1 37
14.Kayserispor 32 10 12 10 -9 37
15.Konyaspor 32 8 12 12 -11 36
16.Hatayspor 32 7 13 12 -8 33
17.Gazişehir Gaziantep 32 8 17 7 -15 31
18.Fatih Karagümrük 32 7 16 9 -6 30
19.Pendikspor 32 7 16 9 -28 30
20.İstanbulspor 32 4 21 7 -34 16
1.Galatasaray 32 28 1 3 53 87
2.Fenerbahçe 32 27 1 4 57 85
3.Trabzonspor 32 16 12 4 12 52
4.Beşiktaş 32 14 12 6 4 48
5.Rizespor 32 14 12 6 -4 48
6.İstanbul Başakşehir 32 13 12 7 4 46
7.Kasımpaşa 32 13 12 7 -2 46
8.Sivasspor 32 11 10 11 -5 44
9.Antalyaspor 32 10 10 12 -1 42
10.Alanyaspor 32 10 10 12 -5 42
11.Adana Demirspor 32 9 10 13 5 40
12.Samsunspor 32 10 14 8 -6 38
13.Ankaragücü 32 8 11 13 -1 37
14.Kayserispor 32 10 12 10 -9 37
15.Konyaspor 32 8 12 12 -11 36
16.Hatayspor 32 7 13 12 -8 33
17.Gazişehir Gaziantep 32 8 17 7 -15 31
18.Fatih Karagümrük 32 7 16 9 -6 30
19.Pendikspor 32 7 16 9 -28 30
20.İstanbulspor 32 4 21 7 -34 16

YAZARLAR