16262,89%-0,88
43,61% 0,18
51,51% 0,24
6918,87% 2,79
11673,41% 0,27
Trafik kazaları sonrasında çoğu kişi yalnızca aracın onarım sürecine odaklanır. Oysa kazanın yarattığı asıl mağduriyet çoğu zaman araçtan yoksun kalınan sürede ortaya çıkar. İstanbul gibi ulaşım yoğunluğu yüksek bir şehirde aracın devre dışı kalması, yalnızca konfor kaybı değil, zaman, düzen ve hatta gelir kaybı anlamına gelir. Hukuk düzeni bu durumu “İstanbul araç mahrumiyet bedeli” kapsamında değerlendirir ve zarar görene tazminat hakkı tanır.
Bu hak, kazada kusursuz ya da tam kusurlu olmayan araç sahiplerine tanınmıştır. Araç serviste olduğu sürece, kişi malından yararlanamaz. Bu kayıp, hukuki anlamda ekonomik zarar olarak kabul edilir. Dosyaların önemli bir bölümü bu nedenle bir İstanbul avukat eşliğinde yürütülmektedir; çünkü süreç yalnızca bir talep değil, teknik bir hesaplama ve hukuki değerlendirme gerektirir.
Bir malın kullanım hakkı, mülkiyet hakkının bir parçasıdır. Araç kazadan sonra servise girer ve kişi aracını kullanamaz hale gelirse, maldan yararlanma imkânı ortadan kalkar. Bu durum yalnızca “rahatsızlık” değildir; hukuken karşılığı olan bir kayıptır.
İstanbul’da günlük yaşam temposu göz önüne alındığında, araçsız kalmak şu sonuçlara yol açabilir:
İşe ulaşım süresinin uzaması
Alternatif ulaşım masrafları
Aile düzeninin etkilenmesi
Ticari faaliyetlerin aksaması
Bu etkiler, zararın somut göstergeleridir.
Mahrumiyet süresi, aracın servise giriş ve çıkış tarihleri arasındaki zamandır. Ancak bu süre doğrudan kabul edilmez; “makul onarım süresi” dikkate alınır.
Örneğin:
Parça bekleme süresi
Eksper inceleme süresi
Servis yoğunluğu
gibi nedenler makul kabul edilebilir. Ancak araç gereksiz yere serviste bekletilmişse bu süre talep kapsamına girmez.
Evet. Araç mahrumiyet bedelinin doğması için araç kiralanması şart değildir. Zarar, aracın kullanılamamasından doğar. Kişi kiralama yapmasa bile aracından yararlanamamıştır.
Bu durum özellikle İstanbul’da toplu taşıma kullanımına yönelen araç sahipleri için önemlidir. Alternatif çözüm bulunmuş olması zararın ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Binek araç sahipleri
Ticari araç sahipleri
İş amaçlı kullanılan araç sahipleri
Araç türü, tazminat miktarını etkileyebilir.
Talep, kazada kusurlu olan sürücünün trafik sigortasına yöneltilir. Kusur oranı burada belirleyicidir. Tam kusurlu olan taraf talepte bulunamaz.
İstanbul’da trafik yoğunluğu ve servis doluluk oranları nedeniyle onarım süreleri uzayabilir. Bu nedenle servis kayıtlarının düzenli tutulması önemlidir. Büyük şehir koşulları dosyada dikkate alınabilir.
Hesaplamada araç segmenti ve piyasa koşulları esas alınır. Bu değer her zaman birebir kiralama faturası değildir. Mahkemeler ve tahkim uygulamaları benzer araçların günlük kullanım değerlerini dikkate alır.
Hayır. Araç değer kaybı, onarım sonrası piyasa değerindeki düşüştür. Araç mahrumiyet bedeli ise aracın kullanılamadığı sürenin karşılığıdır. İki zarar kalemi farklıdır ancak çoğu dosyada birlikte talep edilir.
Hayır. Bu kalem ayrıca talep edilmelidir. Dosyada açıkça belirtilmeyen zarar kalemleri çoğu zaman ödenmez.
Servis giriş-çıkış kayıtları
Eksper raporu
Kaza tespit tutanağı
Kusur oranı bilgisi
Belgeler sürecin temelini oluşturur.
Sadece araç hasarına odaklanmak
Servis süresini belgelememek
Talebi ayrıca belirtmemek
Kusur oranını incelememek
Bu hatalar tazminatın eksik alınmasına yol açar.
Dosya genellikle sigorta şirketine başvuru ile başlar. Ödeme yapılmazsa Sigorta Tahkim Komisyonu veya dava yolu gündeme gelir. Dosyanın teknik yönü sürecin seyrini belirler.
Çoğu araç sahibi bu hakkın varlığını bilmediği için talepte bulunmaz. Oysa araç serviste kaldığı süre uzadıkça oluşan zarar büyür. İstanbul gibi büyük şehirlerde araçtan yoksun kalmanın etkisi daha belirgindir.
Araç mahrumiyet bedeli, kazadan sonra ortaya çıkan gerçek kullanım kaybının karşılanmasına yönelik hukuki bir haktır. Sürecin doğru belgelerle ve teknik değerlendirme ile yürütülmesi gerekir.
Uygulamada süreç genellikle şu şekilde gelişir:
Kazadan sonra araç servise alınır. Eksper incelemesi yapılır ve onarım planı çıkar. Araç onarılırken araç sahibi günlük yaşamında ulaşım sorunları yaşar. Onarım tamamlandığında araç teslim edilir ancak bu süre boyunca araçtan yararlanılamamıştır.
Bu aşamada dosya hazırlanırken yalnızca hasar faturası değil, servise giriş-çıkış kayıtları ve onarım süresini gösteren belgeler dosyaya eklenir. Kusur oranı belirlenir ve talep, kusurlu tarafın sigortasına yöneltilir.
Sigorta şirketi değerlendirme yapar. Süre makul ve belgeler yeterliyse ödeme yapılabilir. Ancak eksik belge veya süre tartışması varsa itiraz gündeme gelir. Bu durumda dosya Sigorta Tahkim Komisyonu’na taşınabilir.
Araç mahrumiyet bedelinde temel mantık, aracın günlük kullanım değerinin mahrum kalınan süreyle çarpılmasıdır.
Örnek olarak:
C segment bir binek araç düşünelim. Günlük kullanım değeri piyasa koşullarına göre belirlenir. Araç 18 gün serviste kalmış olsun. Bu süre makul kabul edilirse 18 günlük mahrumiyet hesaplanır.
Burada önemli olan kiralama faturası değil, aracın sınıfı ve kullanım değeri üzerinden yapılan değerlendirmedir. Her araçta rakam farklı olabilir.
Uygulamada ret gerekçeleri genellikle şunlardır:
Onarım süresi gereğinden uzun görülür
Servis süresi belgelenmemiştir
Araç kullanılabilir durumda olduğu iddia edilir
Kusur oranı yüksek gösterilir
Bu nedenle dosyanın teknik ve belgeli hazırlanması kritik önemdedir.
İstanbul’da servis yoğunluğu ve parça temin süresi, diğer şehirlere göre daha uzun olabilir. Bu durum makul süre değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Ancak her dosyada teknik inceleme yapılır.
Ticari araçlarda zarar çoğu zaman doğrudan kazanç kaybına dönüşür. Ancak kazanç kaybı ile mahrumiyet bedeli hukuken farklı kalemlerdir. Dosyada hangisinin talep edileceği doğru belirlenmelidir.
Genellikle aracın fiilen kullanılamaz hale geldiği tarih esas alınır. Kaza günü araç çalışamaz durumdaysa süre o tarihten itibaren başlar.
Servis süresi, talebin temelidir. Bu süre ne kadar net belgelenirse dosya o kadar güçlü olur.
Bu talep de trafik kazasından doğan zarar niteliğindedir. Süreler geçtikten sonra hak kaybı yaşanabilir.
Bu dosyalar yalnızca hukuki değil, teknik dosyalardır. Onarım süresi, araç segmenti, kusur oranı gibi unsurlar birlikte değerlendirilir.
Bu noktada Av. Handan Sayan Özgül’ün çalışma alanı trafik kazalarından doğan tazminat dosyalarını kapsamakta; Sigorta Tahkim Komisyonu ve mahkemeler nezdinde teknik inceleme gerektiren süreçlerde yer almaktadır.
Araç mahrumiyet bedeli, kazadan sonra araçsız kalmanın yarattığı gerçek mağduriyetin hukuki karşılığıdır. Bu zarar, talep edilmediği sürece ödenmez ve her dosyada ayrı teknik değerlendirme gerektirir.
Av. Handan Sayan Özgül, tazminat hukukunun uygulama alanı geniş uyuşmazlıklarında görev alan bir hukukçudur. İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere Türkiye’ninbüyük şehirlerinde görülen trafik kazası kaynaklı dosyalarda; ortaya çıkan ekonomik kayıpların tespiti, zarar kalemlerinin ayrıştırılması ve hukuki sürecin takibi konularında çalışmalar yürütmektedir. Maddi ve manevi zararların somutlaştırılması, kusur oranı değerlendirmeleri ve hesaplama süreçlerinin doğru kurulması aşamalarına önem vermekte; dosyaların hem hukuki dayanağının hem de teknik yönünün birlikte ele alınmasını esas almaktadır.
Sigorta şirketleriyle yürütülen başvurular, Sigorta Tahkim Komisyonu süreçleri ve yargı aşamasındaki uyuşmazlıklarda, dosyaların somut delillerle desteklenmesi ve her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiği yaklaşımını benimsemektedir.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.