Trafik kazaları sonrasında araç sahiplerinin karşılaştığı zarar, yalnızca aracın tamir edilmesiyle ortadan kalkmaz. Araç onarılsa dahi, ikinci el piyasasında "kazalı araç" statüsüne düşer ve satış değeri azalır. Hukuk düzeni bu ekonomik düşüşü açıkça tanımlar ve araç sahibine Araç Değer Kaybı talep etme hakkı verir.
Bu zarar kalemi, özellikle Ankara gibi büyük şehirlerde araç kullanım yoğunluğu yüksek olduğundan daha görünür hale gelir. Dosyaların büyük kısmında araç sahipleri yalnızca onarım bedeline odaklanmakta, ancak aracın piyasa değerindeki düşüşü talep etmemektedir. Oysa bu zarar, sigorta hukukunda bağımsız bir tazminat kalemidir ve talep edilmediği sürece ödenmez. Bu nedenle süreç çoğu zaman bir Ankara avukat rehberliğinde yürütülmektedir.
Araç değer kaybı, kazadan önce hasarsız durumda olan aracın, onarım sonrası ikinci el piyasasında daha düşük bedelle alıcı bulmasıdır. Bu durum yalnızca fiziksel hasarla ilgili değildir; piyasa algısı da belirleyicidir. TRAMER kaydı oluşan bir araç, teknik olarak kusursuz tamir edilmiş olsa bile "hasar geçmişi olan araç" olarak değerlendirilir.
Bu nedenle değer kaybı, görünmeyen fakat gerçek bir ekonomik zarardır.
Her dosya otomatik değer kaybı doğurmaz. Değerlendirme teknik kriterlere göre yapılır:
Örneğin tampon boyası ile şasi hasarı aynı değerlendirilmez.
Bu noktada Av. Handan Sayan Özgül şunları ifade ediyor:
"Değer kaybı hesaplaması matematiksel bir tablo değildir, teknik bir değerlendirmedir. Aracın modeli, segmenti, piyasa koşulları ve hasarın konumu birlikte incelenir."
Talep, kazada kusurlu olan sürücünün trafik sigortasına yöneltilir. Kusur oranı burada belirleyicidir. Tam kusurlu olan taraf bu talebi ileri süremez. Kısmi kusur halinde oranlama yapılır.
Hayır. Sigorta şirketleri değer kaybını otomatik ödemez. Talep açık şekilde yapılmalıdır. Dosyada sadece onarım faturası bulunması yeterli değildir. Ayrıca değer kaybı talebi ileri sürülmelidir.
Av. Handan Sayan Özgül bu noktada şu detayı paylaşıyor:
"En sık karşılaştığımız durum, araç sahibinin yalnızca hasar ödemesini alıp dosyayı kapatmasıdır. Oysa değer kaybı ayrıca talep edilmelidir. Talep yoksa ödeme de yoktur."
Hesaplamada kullanılan başlıca unsurlar şunlardır:
Bu veriler ekspertiz raporları ve piyasa analizleriyle değerlendirilir.
Piyasa algısı, aracın yaşı ve kilometresiyle doğrudan ilişkilidir. Yeni ve düşük kilometreli araçlarda değer kaybı etkisi daha yüksektir. Çünkü bu araçların piyasa beklentisi "hasarsızlık" üzerine kuruludur.
Hayır. Aracın yetkili serviste, orjinal parça ile tamir edilmesi değer kaybını azaltabilir fakat tamamen ortadan kaldırmaz. Çünkü piyasa "kaza geçmişini" dikkate alır.
Hayır. Araç değer kaybı, piyasa değerindeki düşüştür. Araç mahrumiyet bedeli ise aracın kullanılamadığı sürenin karşılığıdır. İki zarar kalemi farklıdır ancak çoğu dosyada birlikte talep edilir.
Ankara'da dosyalar genellikle yazılı başvuru ile başlar. Belgeler sunulur, sigorta şirketi değerlendirme yapar. Ödeme yapılmazsa dosya Sigorta Tahkim Komisyonu'na taşınabilir.
"Bazı dosyalarda sigorta şirketleri standart hesaplama yapıyor. Oysa aracın segmenti veya hasarın konumu farklı olabilir. Teknik itiraz yapılabilir."
Evet. Önemli olan kazanın yaşandığı tarihteki zarardır. Araç daha sonra satılmış olsa bile talep hakkı devam eder.
Araç değer kaybı talebi doğrudan kusur sorumluluğuna dayanır. Yani kazada kusurlu olan tarafın sigortası bu zararı karşılar. Bu nedenle kusur oranı yalnızca hasar bedelini değil, değer kaybı tazminatını da etkiler.
Kısmi kusur halinde oranlama yapılır. Örneğin yüzde 30 kusurlu olan araç sahibi, kalan yüzde 70 oranında değer kaybı talep edebilir. Bu noktada hatalı kusur tespiti, doğrudan daha düşük ödeme alınmasına yol açar.
Av. Handan Sayan Özgül bu durumu şöyle özetliyor:
"Bazı dosyalarda kusur raporları yüzeysel inceleniyor. Oysa kusur oranındaki küçük bir değişiklik bile değer kaybı miktarını ciddi şekilde etkileyebilir."
Değer kaybı hesaplamasında hasarın nerede olduğu büyük rol oynar. Örneğin kapı sacı değişimi ile şasi hasarı aynı değerlendirilmez. Aracın taşıyıcı sistemlerinde yapılan işlemler, piyasa algısını daha fazla etkiler.
Aşağıdaki bölümler kritik kabul edilir:
Bu bölgelerdeki hasarlar, aracın güvenlik algısını etkilediği için değer kaybı daha yüksek hesaplanabilir.
Evet. Boya işlemi dahi piyasa algısında "işlem görmüş araç" izlenimi oluşturur. Ancak tek başına boya işlemi, parça değişimi kadar yüksek etki yaratmaz. Değerlendirme her dosyada teknik olarak yapılır.
Bu, sık karşılaşılan yanlış bir inanıştır. Araç yaşı arttıkça değer kaybı oranı azalabilir, ancak tamamen ortadan kalkmaz. Aracın piyasa değeri ne kadar düşük olursa olsun, kazadan önceki ve sonraki ekonomik durumu karşılaştırılır.
Ağır hasar kaydı, aracın ciddi onarım geçirdiğini gösterir. Bu durum ikinci el satışta fiyatı düşürür. Ancak bu düşüş, değer kaybı hesabından ayrı bir kavramdır. Değer kaybı, hasarın niteliğine göre belirlenen hukuki zarar kalemidir.
"Her araç aynı değildir. Aynı model iki araçta bile hasarın konumu farklıysa değer kaybı da farklı çıkar. Standart hesaplama her zaman gerçeği yansıtmayabilir."
Hayır. Değer kaybı, kazanın gerçekleştiği tarihte doğar. Araç satılmış olsa bile hak ortadan kalkmaz. Ancak satış öncesi başvuru yapılması süreci kolaylaştırabilir.
Sigorta şirketi ödeme yapmazsa dosya Sigorta Tahkim Komisyonu'na taşınabilir. Tahkim süreci genellikle yazılı dosya üzerinden ilerler ve teknik değerlendirme yapılır.
Bu talep de trafik kazasından doğan zarar niteliğindedir. Süreler geçtikten sonra talep hakkı kaybolabilir. Bu nedenle dosyanın geciktirilmemesi önemlidir.
Ekspertiz raporu, hasarın teknik boyutunu gösterdiği için önemlidir. Ancak tek başına yeterli değildir. Piyasa değeri analizi de gerekir.
Lüks segment araçlarda değer kaybı etkisi daha belirgindir. Çünkü piyasa beklentisi "hasarsızlık" üzerine kuruludur. Aynı hasar, ekonomik segment araçta daha düşük etki yaratabilir.
Araç sahibi çoğu zaman yalnızca tamir sürecine odaklanır ve "araç artık düzeldi" düşüncesiyle hareket eder. Oysa piyasa değeri düşüşü devam eder. Bu fark, çoğu dosyada talep edilmediği için kayıp yaşanır.
Araç değer kaybı, çoğu zaman fark edilmeyen fakat aracın ekonomik durumunu doğrudan etkileyen bir zarardır. Teknik inceleme, doğru kusur değerlendirmesi ve belgeli başvuru ile talep edilebilen bir haktır.
Av. Handan Sayan Özgül, Türkiye'nin birçok bölgesinde; özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde görülen trafik kazası ve tazminat uyuşmazlıkları hakkında yaptığı bilgilendirmelerle tanınan bir tazminat hukuku avukatıdır. Çalışmalarını ağırlıklı olarak trafik kazalarından doğan maddi ve manevi tazminat dosyaları üzerine yoğunlaştırmakta; ölümlü ve yaralanmalı kazalar, destekten yoksun kalma tazminatı, kazanç kaybı, tedavi ve bakıcı giderleri ile manevi tazminat taleplerine ilişkin süreçlerde görev almaktadır.
Araç değer kaybı, hasar farkı ve pert farkı tazminatları gibi teknik hesaplama gerektiren dosyalarda güncel uygulamaları yakından takip etmekte; Sigorta Tahkim Komisyonu ve mahkemeler nezdinde yürütülen başvurularda mağdurların hak arama süreçlerine katkı sağlamaktadır.