1. YAZARLAR

  2. Ahmet DEMİRKAYA

  3. Yüreği ağlayabilenlere!
Ahmet DEMİRKAYA

Ahmet DEMİRKAYA

Yazarın Tüm Yazıları >

Yüreği ağlayabilenlere!

A+A-

Türkiye’de engelli olmak olarak koymak istedim başlığı. Her şeye ağlayan ülkem engelliye de ağlar mıydı acaba? Ya engelliler kendi hallerine ağlayabiliyor mu ki? Ağlanacak halleri mi var diye soranlar da vardır elbet. Doğru ya kim nereden bilecek ki engellinin ağlanacak hallerini? Kim bilir belki engellilerin hepsi de ağlanacak durum da değillerdir belki? Belki de yaşadıklarımın engellilikle alakası yoktur. İnsanların birbirlerine karşı acımasızca davrandığı bir ülkede engelliler alınganlık mı yapıyorlar? Hem beni kimse engelli kabul etmiyor ki! Belki de sıkıntının en temel kaynağı buydu. Ne olduğum, nasıl olduğum ve daha da önemlisi kim olduğum asıl sorun. İşte Türkiye’de engelli olmak bunun için çok büyük bir sorundu.
Hem sağlamlarla iç içeyim hem de engellilerle. Sağlamların içinde sağlam gibi engellilerin içinde engelli gibi. Sağlamlar engelliliğimizi fark edene kadar benimle çok iyiler. Hakeza engelliler de öyle. Ne var ki sağlamlar engelimi çoğu zaman istedikleri gibi kabul ettiler, istemedikleri zaman engellisin deyip geçtiler. Engelliler daha çok bana kendilerini acındırdılar. Her şeyden önemlisi ben engelli değilmişim gibi sağlamlardan bekledikleri ilgiyi benden beklediler. Hani yapmadım da değil, çoğuna da yardımda bulundum. Lakin bunu bile avantaja çevirip sonra da beni beğenmemezlik edenler çıktı içlerinden. Bir de iş konusunda sağlamların engelliler birleştiği durumlar var. Engelli engelliğinin ardına sığınıp iş yapmaktan kaçtı, sağlamlar da bu engelli bu yapsın diye gözümüzün içine baktı. Oysa ben engelimi hiç bir zaman bahane edip hiçbir işten kaçmadım. Üstelik sağlamların çoğunun yapamadıklarını bile yaptım. Takdir mi, hayır öyle bir beklentim olmadı, yapılmadı da. Ancak iyi eleştirildim.
Sözü fazla dolandırmayayım değil mi? Birkaç haftadır gençlik bile demeyeceğim çocukluk yıllarımdan kalan bağlama çalma (ki lise yıllarımda çalmayı bırakıp yıllar sonra tekrar elimize aldık) isteğim depreşti. Sadece çalma değil aynı zaman da çalıp söyleme isteği hasıl oldu. Bunu sosyal medya da arkadaşlarımla da paylaşayım istedim. Bunu isteyen çok arkadaşlarım da oldu. Onları kırmama adına bu paylaşımları da yaptık. Ve fakat bazı yakın arkadaşlarımız bile bizim işitme engelli olduğumuzu bilmesine, kendileri bizim kadar bile bunu başarmaktan aciz olmalarına rağmen vicdansızca eleştiriler yönelttiler. Bunlara uzun süre cevap vermedim. Bir kardeşimiz İnternet üzerinde yayın yapan yerel bir televizyonda programına davet etti. Engellilere cesaret vermek hem de engellilerin de sosyal faaliyetler içinde olabileceğini topluma göstermek adına bunu kabul ettim.  Aslında sosyal medyadaki paylaşımlar da bir nevi bu programa hazırlıktı. Buradaki duygu ve düşüncelerimi bu programda anlatacaktık ama olmadı.  Ne hikmettir bilinmez o televizyon kanalı yayınlarını durdurma kararı almış. Hatta kapanacağına dair söylentiler var. Bunun adına kader mi dersiniz keder mi derseniz ne derseniz deyin ama özellikle benim gibi aktif ve sosyal bir engelliye her zaman bir şeyler yine engel olarak önüme çıkarıldı. Sağlık olsun, biz engelliler önümüze çıkarılan tüm engellere alıştık ama engelliye alışamayan büyük bir kitle var. Sanırım onlar önce kendileri olmaya alışmaları gerekiyor. Kendisi olamayanlar başkalarının kendisini nasıl kabul etsinler?
Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile... 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.