1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. Üç başlı sistem ve başkanlık
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

Üç başlı sistem ve başkanlık

A+A-

Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u teslim aldığında bir cami yaptırmak ister. O dönemin baş mimarı da lakabı Sinaüddin Atik Sinan olarak bilinen Yusuf Bin Abdullah’tır. Cami bu mimara yaptırılır. İnşaat bittikten sonra Fatih sütunların kesilip seviyesinin düşük yapıldığını fark eder. Camiyi Ayasofya kadar yüksek yapmayıp sütunlarını kesip Ayasofya’dan alçak ettin diye kızar ve iki elinin bileklerinden kesilmesine karar verir. Mimar başı da Kadı’ya giderek davacı olur. İstanbul deprem bölgesi olduğundan sütunları kestiğini, depremde zarar görmemesi için böyle yaptığını söyler. Hünkar suçlu bulunur ve mimarın ailesinin hayatları boyunca ihtiyaçlarını karşılama olarak ceza verilir. 

Sistemi bilmeyenler için kısa bir tarif yapalım. Halkın kendi kendini yönetmesi olan Cumhuriyette halkın seçtiği meclis (yasama), meclis içerisinde en çok oyu alan hükümet (yürütme) ve yargı. Arkadaşın biri soruyor, “ başkanlık meclisin üstünde mi olacak, yoksa altında çalışan bir kurum mu olacak? Endişesi ise Erdoğan’ın olmadığı bir başkanlıkta başka partilerden gelecek yeni başkanlar bunu kötüye kullanır düşüncesi. Allah kimseyi şaşırtmasın, kötüye kullanmak istedikten sonra dünyanın en iyi yönetimini oluştursanız art niyetli kişiler bunu da kötüye kullanır. Burada kim kimin üstünde olacaktan ziyade “egemenliğin kayıtsız şartsız” milletin adına uygulanıyor olmasıdır. Milletin iradesini dün kötüye kullananlar olduğu gibi bugünde kullanmaya devam edenler var yarında devam edeceklerdir. Ne var ki burada millet iradesini en iyi şekilde ortaya koymalı ve arkasında durmalı. Padişahlık halkın seçtiği bir yönetim biçimi değildi lakin milletin değerlerine saygı duyulduğu için Kadı padişahı bile yargılayabiliyor, yargı da milletin rencide olacağı kararlara imza atmıyordu. Kaldı ki dün Kadı’ları millet seçmiyordu bugün de millet seçmiyor. Ama başkanı seçecek olan yine milletin kendisidir. Beğenmediğini değiştirme hakkı bugünde var başkanlık olursa o zaman da olacak.
Geçtiğimiz dönemlerde bu ülke ve vatandaşlar koalisyonlardan çok çekti. Hatta koalisyonlardan o dönemlerde en çok şikâyet edenler yargı mensuplarıydı. Yargıtay başkalarının neredeyse tamamı “yargının bağımsız olmadığından” şikâyet ettiler. Demek ki ülkenin önündeki en önemli engel darbe anayasası. Önce bunun değişmesi lazım. Peki bundan vaktiyle bütün siyasiler ve yargı mensupları şikâyetçiyken şimdi niye yanaşmıyorlar? Şurası bir gerçek ki bu anayasanın değişmesi ve başkanlık kaçınılmaz. Ama ortada tek sorun görülüyor, o da bu değişimin Ak partinin iktidar olması ve liderinin ülkenin en tepesinde oturuyor olması. Unutulmamalıdır ki ülke bugünlere de Ak partinin büyük risk ve sorumluluk almasıyla geldi. Sayın Cumhurbaşkanı geçtiğimiz Cuma günü 62 yaşına girdi. Bir 62 sene daha yaşamaya garantisi mi var, hayır. Anayasa değişikliği ve başkanlığın kime faydası var, tabi ki millete. Millette sorunlarının çözülmesine bakıyor. O zaman bütün siyasiler ya bu sorunları çözeceksiniz ya da niye çözmediğinizi millete en iyi şekilde anlatacaksınız.  Anayasa mahkemesi başkanının veya diğer yargı başkanlarının tekrar seçilme kaygısı olmaya bilir ama siyasiler her zaman halkın huzuruna çıkıp hesap verecekler, oy isteyecekler. Milletin menfaatine olan değişiklikleri engelleyenler milletten nasıl oy isteyecekler? Unutmayın ki hayatta değişmeyen tek şey değişimdir. Siz değişmezseniz zaman ve millet sizi değiştirir.
Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.