1. YAZARLAR

  2. Hasan KAMİLOĞLU

  3. Türkiye’nin coğrafyası neresi?
Hasan KAMİLOĞLU

Hasan KAMİLOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye’nin coğrafyası neresi?

A+A-

       Kıymetli arkadaşlar, uzun zamandır tartışılan bir misakı milli meselesi var ve ayrıca bugünlerde de Lozan’ın bilmem kaçıncı yıldönümü imiş. Misakı milli’nin tartışılması iyidir çünkü doksan yıldır uyutulan bir millet en azından Edirne, Kars ve Hatay’ın dışına taşan bir sınırımız olduğunu, bugün Suriye, Irak, Lübnan, Ermenistan gibi haritada var olan memleketlerin, bir asrı bile bulmayan naylondan ülkeler olduğunu ve bunların yüzyıl önce bugün için yeniden dizayn edilmek üzere kalemle geçici olarak düzenlendiğinden haberi oluyor. O topraklar altı asra yakın Osmanlı hakimiyetinde kaldı. Selçuklu dönemini de saydığımızda Ortadoğu coğrafyasını bin yıldan fazladır yöneten kimliğin Türkler olduğunu açık açık söylemek ve bu anlamda gücümüzü göstererek hak iddiasında bulunmak en doğal hakkımızdır. Hocam çok geniş çaplı olmadı mı diye düşünen olursa, vereceğimiz cevap en basitinden şu olmalıdır “Siz hak iddia etmezseniz, onlar ederler.” Nitekim iddia etmiyorlar mı? Afedersiniz Anadolu’da yaptıkları Müslüman katliamlarının hesabını soramadığımız için bu asil milleti soykırım yapmakla suçlayan zalim Ermenistan bile Ağrı’dan bilmem nereye kadar şehirlerimizi uyduruk haritalarına koyma cüreti gösteriyorsa, bin yıl Türk-İslam coğrafyasında yer almış olan ve içerisinde şu an İslam’a dair tek bir eser bile bırakmadan yakıp yıktıkları, İslam beldesi olduğu dönemlerde ki asıl adı Revan olan Erivan’ın hayalini biz nasıl kurmayalım. Ayrıca bin yıldır Erzurum’da, Artvin’de ne kadar hakkımız varsa Batum ve Ahbaz Türklerinin yaşadığı Ahbazya’da da o kadar fazla hakkımız vardır... 
       Musul ve Kerkük’ün ise hangi İngiliz oyunları ile sınırlarımızın dışında kaldığını artık herkes bilmeli ve aslında bizim özyurdumuzun bir parçası olan bu toprakları yeniden ana vatana katmak ve o öz coğrafyamızda dökülen kanları bitirmek ve orada yaşayan ata yadigarı insanlarımıza huzuru götürebilmek kısa veya uzun vadeli planlarımızda yer almalı ve yeni dimağları Musul, Kerkük, Süleymaniye, İdlip, Halep ve Lazkiye’nin hayali ile yetiştirmeliyiz.
       Batı Trakya denilen coğrafyaya baktığımızda ise yine soydaşlarımız adına acı görüyoruz. Bu insanlar yüz yıl önce büyük bir zulüm ve facâatin elinden çıktıktan sonra, kendilerine yapılan linç ve inkar politikaları sebebiyle bir türlü kendilerine gelemediler. Bu soydaşlarımıza da artık daha fazla vakit ayrılmalı gelecekte olabilecek durumlara karşı tedbir çalışmaları yapılmalı gönül bağımızın yanında reel kuvvetli bağlar ve şimdilik oluşturacağımız güçlü sivil toplum kuruluşları yoluyla Batı Trakya’daki Türk varlığını ve kazanmaları gereken hakları bilinçli ve güçlü bir şekilde dünya gündeminde tutmalıyız. Sonrası zaten aziz Türk milletinin hakkıdır… 
        Ve Kudüs ah Kudüs! Miracın ikinci merhalesi ve ilk kıblemiz olan, 638 yılında Hz. Ömer r.a tarafından fethedildikten sonra 461 yıl İslam beldesi olmuş, akabinde haçlı seferleri ile kısa bir dönem Hristiyanların işgalinde kaldıktan sonra, Selahattin Eyyubi’nin fethi ile 1187 yılından beri yeniden gerçek aşkı olan İslama kavuşan Kudüs. Kudüs üzerine sayısız kitap yazılır ayrı mesele fakat başta Theodor Herlz ve avaneleri olmak üzere Osmanlı’yı yıkan zihniyet ve hizmetkarları vasıtasıyla elimizden alınarak  acılara teslim edilmiş olan Kudüs’e yeniden kavuşmanın ve ecdad bakiyesi olan o coğrafyayı yeniden Türk-İslam sınırlarına kavuşturmanın planlarını yapmalıyız.
        Şüphesiz yazılacak çok şey var ve yazıyı kaleme alırken her bir cümlede yeni yazılar yazmak geliyor aklıma, fakat köşe yazılarını elimden geldiğince kısa tutmaya çalışıyorum. Bu sebeple aklımıza gelen bir çok şeyi inşallah başka yazılarımızda kaleme alalım. Fakat son olarak şunu söylemeliyim “Eğer akşam yatağımıza yattığımızda arada sırada da olsa gerçek coğrafyamız olan Balkanların, Kırım’ın, Halep’in, Musul’un, Üsküp’ün, Saraybosna’nın Kosova’nın, Üsküb’ün ve Kudüs’ün hayali ile uyumuyorsak ve bu ufku, bu hayali eğitimle sistemli bir şekilde çocuklarımıza öğretme peşinde değilsek Türklüğümüzden ve Müslümanlığımızdan şüphe etmeliyiz...
        Allah'a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.