1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. Siyaset dilinden anlamak
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

Siyaset dilinden anlamak

A+A-

 

Yine doksanlı yıllardı, ben dini ağırlıklı konuşmalar yaptığımda kayınbiraderim ve bacanağım siyasetin öneminden bahsediyorlardı. Her ne kadar din ağırlıklı konuşsam da siyaseten milli görüşe olan yakınlığımı da bildikleri için bana siyaseti dini bilgilerle ispat etmeye çalışıyorlardı. Aslında onlar Aykut Edibali’nin şuan ki adı 'Millet Partisi' olan Islahatçı Demokrasi partisini destekliyorlardı. O günler de anlattıkları bir hikâye bugün de zaman zaman kulaklarımda çınlıyor.

Adamın biri ilim öğrenmek için köydeki evini ve eşini bir süreliğine terk edip başka memleketlere gidip işi erbabı hocadan ilim tahsil etmeye başlar. Aradan yıllar geçer, artık çok şey öğrendiğini düşünerek hocasından köyüne dönmek müsaade ister. Hocası da son bir ilim daha kaldı, onu da öğren öyle git der. Ama bizim ki kendinden emin bir şekilde, yok hocam bu bana yeter der ve oradan ayrılır. Git gide bir belde de Cuma vakti namaz kılmak için caminin birine girer. Minber de bir hoca vaaz veriyor. Ama anlattığı çoğu şey hep hurafe ve din de olmayan şeylerdir. Biraz dinledikten sonra dayanamaz ve kalkar müdahale eder. Ettiğine de bin pişman olur. Yaka paça atarlar camiden adamı. Oturup düşünür, acaba nerede hata yaptım diye. Aklına hocasının söyledikleri gelir ve hemen hocasına döner. Hoca, neydi o bana öğreteceğin son ilim.

Hoca da siyaset der ve bir yıl kadar daha kalıp siyaset öğrenir. Tekrar bir vesile aynı beldeden geçerken yine aynı hoca minber de atıp tutmaktadır. Bu sefer ayağa kalkar ve cemaate dönüp, ey cemaat sizin şu minberdeki hocanız öyle mübarek bir insandır ki onun saçının, sakalının telinden bir tane edinen cennete girer. Hurra hocaya hücum ederler, saçını sakalını yolacağız diye adamı öldürürler. Ondan sonra da bizim hoca başlar orada vaaz vermeye ve öncekinin yanlışlarını düzeltmeye.

 

Siyaset ilmi bu kadar elzem mi bilemem ama bizim meclisimiz de başka ülkelerin meclislerindeki kavgaları görünce ister istemez şöyle bir soru geliyor aklıma, bu siyasilerde de diğer ilimler eksik olduğundan mı kavga gürültüyle sorun çözmeye çalışıyorlar? Çarşamba akşamı Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ın ikili görüşmesinden 22 Mayıs da olağan üstü kongre kararı çıktı. Perşembe günde bütün Türkiye ekranlara kilitlenip sayın Davutoğlu’nun konuşmasına odaklandı. Sadece Türkiye mi bütün dünya medyası ve kamuoyu bu konuşmadan ne çıkacak diye merakla dinlediler Davutoğlu’nu. Ama çoğu umduğunu bulamadı. İşin gerçeği bizlerde merakla bekledik ne olup bittiğini öğrenebilmek için ama Türk demokrasi kültürüne en önemli katkıların sunan AK Parti'de kaos olacak hiçbir ortam oluşmadı. Tabi ki içeride neler olup bitiyor, bilemeyiz. Sorunun teşkilatlardan mı kaynaklanıyor, vekiller arasında uyumsuzluk mu var, yoksa sayın Erdoğan ve Davutoğlu arasında mı bir sorun yaşandı bunları zaman içerisinde yine kendileri lütfederse öğreniriz. Her ne kadar gündemi takip etseniz de siyasetin dili hem çok faklı hem de farklı bir siyaset kültürü oluşturan bir partiden böyle bir şey beklemek zor. Ülke olarak en büyük kazancımız meselelerin kavgasız gürültüsüz de çözülebileceğini görmek. Temennimizde odur ki yukarının bu örnek davranışı alt teşkilatlarına ve bütün ülkeye ders olur.

Haydi, kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.