Şifayı kaptın

Hamide KURUBAL

Havalar malumumuz… İnişli çıkışlı. Doğal olarak hasta olacağız beklentileri (aslında duaları) ve hastalıklar, özellikle grip! 

Oysa ki grip bir hastalık değil, şifadır. Evet şifadır.

Grip tüm vücudun kendini temizlemesi için kontrollü çalışmasıdır. Aslında kalp ve beyin risk altında olduğu durumlarda onları korumak için bize hizmet eder.Sahip olduğumuz enerjiyi içeri çekerek beden temizliği yapar.

Örneğin; grip olunca iştahımız kesilir. 3 günlük oruçlar ve daha uzun süreli açlık durumlarıyla günümüzde pek çok hastalığın tedavi olduğu yönünde vakalar mevcuttur.

İştahımızın kesilmesiyle sindirim organlarındaki kireçlenme, iltihaplanma, iç zar ve kaslardaki (ağız, mide vs.) bakım ve onarım sağlanır.

Ve yine gripte aşırı terleme, halsizlik olur. Verdiği bu halsizlik çok iyi bir haldir. Vücudun harcamaya ayırdığı enerjiyi toksin yakımına yönlendirir. Ve işte terleme..

Ayrıca öksürük, akıntı, balgam yaparak beyne kadar oluşan bir temizlik yapar. Tüm üst solunum organları bakım görmüş olur. 

Gripte dikkat ederseniz bir de bağırsaklar bozulur. Aslında bu da bir temizleme ve onarım çalışmasıdır. Beynimizden aşağı doğru inen tüm toksinleri boşaltım yoluyla atar.

Grip şifadır. O yüzden olsa gerek eskiden grip olunca “şifayı kaptın” denirdi. Grip şifadır, grip aşıları hastalık yapıcıdır. Ve yine araştırmalar sonucu gösteriyor ki grip kesici ilaçlar içeride tümörleşme yapar. 

Bir de grip bulaşır diye kişiler kucaklaşmaz. Oysaki grip mikrobu bir ortama girince 48 saat yaşar. Dolayısıyla hasta gitse bile siz o mikroba muhatapsınız. Ben yıllardır gripli insanlara sarılırım. Kapısı penceresi açık olmayan yani bağışıklık sistemi kuvvetli olan birine grip ancak toslayabilir ama içeri giremez. Kendi teorim odur ki “grip bulaşıcı değildir”. Hasta yapan bağışıklık sistemimizin zayıf oluşu ve “ay bana da geçecek, aman geçmesin…” korkusudur. Bu bir fikir değil yıllardır test edip aldığım sonuçtur.

Geçenlerde bir danışanımla telefonda konuşuyorduk. Sesi boğuk gelince “iyi misin” diye sordum. Sanırım grip oluyorum deyince bizim jargonla “iptal, iptal, iptal” de dedim, dedi ve ona uzaktan uygulama yaptım. Önce medidatif bir hale getirip ardından hayali olarak gıda takviyesi hazırlayıp ona suyla beraber içirdim. Sabah aynısını bir de kendisinin yapmasını söyledim.  Ve ne oldu dersiniz? Öbür gün görüştüğümüzde oldukça sağlıklı ve sesi de düzgündü.

Olay misal aleminin madde alemiyle teması olayıdır.

Sizde deneyebilirsiniz. Bunun için bir baş ağrınızda, hayali olarak ağrı kesiciyi alıp bir bardak suyla içtiğinizi tasavvur edin. Sır “hiç şüphe duymamakta!!” çünkü gerçekten onu içmişsinizdir. Bu misal aleminde gerçekleşir.

Ayna nöronları duydunuz mu bilmem. Ama araştırın derim. Çok işinize yarayacaktır. Karşınız da biri yediği ekşi bir şeyden suratını da ekşiterek bahsettiğinde sizin de ağzınız sulanmaya başlar. Oysa bir şey yemediniz, içmediniz!Misal!

Ayna nöronlar bir şey üzerine yoğunlaştığında onun frekansına girerek o bilgiyi misal aleminden, madde alemine indirir. Allah’ ın izniyle….

Bunu daha ileri seviyede Hz. Meryem örneğiyle açıklarız;

Hz. Meryem’ in bakımıyla Hz. Zekeriya görevlendirilmiştir. Hz. Zekeriya onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. “Meryem! Bu sana nereden geldi?” derdi. O da “Bu Allah katındandır.” Diye cevap verirdi. 

Peygamberimizin de (sav)elini havaya uzatıp bazı yiyecekleri oradan alıp ikram ettiği rivayetlerde vardır. (Cennetten)

Yine Allah dostlarının misal aleminden ruhsal yoğunlaşma ve iman ile bizlere göre olağan üstü güç gibi gözükse de onlar için olağan olarak yazın kış meyvesi, kışın yaz meyvesi ikramları mevcuttur. Bu yetileri geliştirirsek bizim için de mümkündür.

Ayna nöronların vazifesi karşısındaki kişinin halini alıp size yansıtıp o frekansa sokmaktır. O yüzden siz tokken iştahlı birinin yanında oturmayın. O yerken sizin enzimler devreye gire, ağzınız sulanır. Tok olsanız bile canınız çekiverir. Oysa bunlar ihtiyaç değildir, aman dikkat! Kilo almak istemeyenlere…

Geçen yazımız da tayy-i mekân demiştik ya… çok sevdiğiniz birinin yanına gitmek istiyorsunuz ama, vizeler, pasaportlar pek çok işlem var. 

Hayal edin misalen oradasınız.

Sır “Şüphe duymamakta”!

 

NOT: Bu yazıyı kaleme aldım, yazdım ve çok değerli asistanıma bilgisayara geçirmesi için gönderdim. Enteresan bir şey oldu.Yazı bittikten ve gönderdikten sonra pek kıymetli eşim yanıma geldi ve vücudunda hafif ağrılar oluştuğunu, burnunda akıntı başladığını İfade edip ardından “galiba grip oldum” cümlesini kurdu:)).. sizi bilmem ama ben çok sevindim onun rahatlayacağını bilmek şifa alacağını bilmek çok hoşuma gitti öncelikle ona sevgiyle sarıldım ve ardından enerji çalışması yaptık. Yazıyı bilerek geç gönderdim gidişatı takip edip neler yaşayacağımızı merak ettim Ve bunu sizlerle paylaşmak istedim.

Merak edenler için son durum;

ben çok sağlıklıyım Allah’ın izni ve lütfuyla.. Eşime gelince o da  bugün dışarıya çıktı ve yapması gereken işleri gayet dinç bir şekilde yaptı sadece sesi birazcık bozuk olmakla beraber kesinlikle yatakta değil, gayet sağlıklı.ELHAMDULİLLAH.

Sevgi ve saygılarımla…