Senin coğrafyan senin kaderin olmasın

Sümeyye GÖRAY

'Yeni dünya düzeni' kavramını bir çok yazar gibi bende birçok yazımda dile getirdim. Ve bu düzen hızla yeni hadiselerle ilerlemeye devam ediyor. Aslında oluşturulmak istenen bu düzen çok eskilere dayanıyor. Haçlı seferleri ile küreselciler Kudüs merkez olmak üzere tüm dünyayı bir tek din, bir tek yönetim altında toplamak istiyorlar. Ve bu düzeni oluşturabilmek için ilk önce Müslümanları ve Müslüman coğrafyayı hedef aldılar ve almaya devam ediyorlar. Türkiye olarak bizde bir ateş çemberinin ortasında bulduk kendimizi. Köklü bir geçmişe sahip olduğumuz için bizden korkuyorlar desem belki çoğunuz 'ne diyor bu' diyeceksiniz. Evet, yanlış duymadınız bizden korkuyorlar. Psikolojik bir korku onların ki! Mısır’a, Lübnan’a, Irak’a, Suriye’ye yaptıklarını neden Türkiye’ye yapamadılar? Ve neden Türkiye’yi etnik gruplarla, terörle yıpratmaya çalışıyorlar? Neden yüzümüze karşı müttefik arkamızdan düşman maskesini takıyorlar? Bunları hiç düşündünüz mü? Oluşturmak istedikleri yeni dünya düzeninde belki de en büyük engel Türkiye onlar için. Ve şu an Türkiye bir varoluş savaşının tam ortasında. Ve bu yüzden coğrafyasının kaderini yaşamaya zorlanıyor. Ve karşımızda Müslümanları yok etmesi için oluşturulmuş örgütlere 250 milyon dolar para akıtan ve akıtmaya devam eden güçler var! Sen hâlâ diktatör mü diyorsun? Karşımızda bize yem atıp büyük oyunu oynayan güçler var, sen hâlâ laik- anti laik mi diyorsun? Önemliyi önemsizden ayıramıyoruz. Ve birde  Batıyı medeniyet kaynağı olarak görüp kendi ülkesine anti demokratik gözüyle bakan bir kesim var ülkemizde? Batı'da demokratik bir sistem olduğuna inanıyor musunuz? En basitinden Amerika’yı konuşalım mesela. Amerika’da başkan seçilebilmek için bir tarikata veya lobiye üye olmak gerektiğini biliyor muydunuz? Bu düpedüz bir dayatmadır! Nerde kaldı demokratiklik? Türkiye’nin itibarını zedeleyip demokratik olmadığını iddia eden arkadaşım sorularım sana! Meselenin sınırlarımız dışında olduğunu ve ülkene destek olman gerektiğini ne zaman idrak edeceksin? Bize 'Ortadoğu senin kaderin ve sen kaderini yaşayacaksın' dayatmasına destek olmaya devam mı edeceksin? Yoksa 'Kader gayrete âşıktır' deyip bu kaderi değiştirmeye mi çalışacaksın? Unutma yarın bu küresel güçler sınırımıza dayandığında attığımız yeme tav olanlar kalsın gerisini öldürün demeyecekler. Bunu neden idrak edemiyoruz? Ülke olarak beraber ve dik durmak yapacağımız en doğru şey olacaktır.  Ve yazımı Mustafa Kemal Atatürk’ün şu dizeleriyle sonlandırmak doğru olacaktır:
"Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"