Şehir ve insan

Münevver DEMİR

            Kütahya 12.043 km2 yüzölçümüne, 572.367 bin nüfusa sahip manevi atmosferi yüksek bir şehrimizdir. Örf ve adetlerine bağlı, yerli halkın yoğunlukta olduğu ilimizde 1079'da Selçuklu Türkleri'nin Kütahya ve çevresini fethinden sonra Türk-İslam kültürü yayılmaya başlamıştır. Bu bağlamda Kütahya, tarihi an'anesine sıkı sıkıya bağlı tarih kokan ve özünü koruyabilmiş bir şehrimizdir. Tarihin, maneviyatın, yerli halkın bu denli yoğun olduğu şehirde üniversite öğrencilerinden beklenti, bu manevi atmosferi yıkmamak ve tarihi değerlerine zarar vermemektir. Zira Kütahya'yı Kütahya yapan sahip olduğu manevi değerdir, halkın isteği de bu değeri kaybetmemektir.
           Ahlaki, manevi ve tarihi değerlerine sahip çıkmak isteyen Kütahya halkı devrim ile değil evrim ile geçmişi yok etmeden geleceğe ilerlemek istemektedir. Yani kültürel ve bilimsel anlamda ilerlemeyi istemektedir fakat eskiyi tamamen yıkarak, yok ederek değil eskinin üzerine bir şeyler inşa ederek bunu yapmak istemektedir. Bir şehire anlam katan unsurun o şehirin dinamik, düşünen, üreten ve sürekli işleyen nüfusu olduğunu düşündüğümüzde Kütahya var olan genç nüfusundan, üniversite öğrencilerinden, emek, mücadele, başarı ister. Bu bağlamda diyebiliriz ki, kültürel ve bilimsel anlamda hem kenti hem de ülkeyi ileriye taşıyacak, maneviyatımızı koruyarak muasır medeniyetler seviyesine ulaştıracak gençliğe ihtiyaç vardır.
            Peki gençlik Kütahya'dan ne bekliyor ? Aslında bunu genel çerçevede ele alacak olursak, gençlik bir şehirden ne bekler? sorusundan yola çıkabiliriz. A şehri, B şehri farketmeksizin ''insan doğası gereği sosyaldir'' diyebiliriz. Bu düşünceden hareketle her birey diğer bireylerle etkileşim gereksinimi duyar. Bunun temelinde ise, doyum sağlama isteği vardır zira insan yalnızken anlamlı değildir. Yani her gencin ''Sosyalleşme'' isteği ve merakı vardır. Fakat sosyalleşme algısı farklı olduğundan bir birey sadece gezerek sosyalleşir bu yüzden bir şehirde gezecek alan çok ise gençlik hoşnut olur ya da bir birey okuyarak sosyalleşir bir şehirde kütüphane çok ise şehir tüm beklentiyi karşılamıştır diyemeyiz çünkü sosyalleşmek bir bütündür. Bu bütünü sağlayabilen, hem eğlendiren hem gezdiren, hem öğreten ve eğiten, her insan türüne hitap edebilen bir şehir beklentilere cevap veriyor demektir. Tarihi ve manevi atmosferi seven, dinginlikten keyif alan biri için Kütahya ideal bir şehirdir fakat gezerek, eğlenerek öğrenmek isteyen biri için daha fazla gezecek yere, daha lüks mekanlara, daha farklı aktivite ve faaliyetlerde bulunacağı alanlara ihtiyaç vardır. Bu anlamda şehrin küçük olması ve yapılabileceklerin sınırlı olması dezavantajdır. Her iki insan tipini belirleyip, avantaj ve dezavantajları bağlamında karşılaştırdıktan sonra diyebiliriz ki, Üniversite gençliğinin Kütahya'dan beklentisi eğitirken eğlendiren, gezdirirken öğreten, her yönden faaliyetler sunan, her tür düşünceye kucak açan bir şehir olmasıdır.