Erkeklerin İsyanı

Ahmet BEYZADE

Erkek bir yazar olarak 8 Mart dünya kadınlar gününü en kalbi duygularla tebrik eder, annelerimize, bacılarımıza, tüm kadınlarımıza hayırlar getirmesini temenni ederim. Dünya kadınlar gününde erkeklerin isyanlarını yazarken günlerini kutlayarak başlayalım ki yanlış anlaşılmasın efendim.

İnsanlık aleminin temel faktörü olan kadın ve erkekten bahsederken birbiriyle çatışan iki ayrı unsur olarak görmek tek tipçi anlayışın ürünüdür. Erkeğin hegemonyasını üstün tutan tiple kadını yücelten tip ne kadının ne de erkeğin hayrına bir gelecek üretemezler. Aile hayatının sürdürülebilirliği ile toplumsal var oluşun devamı birinin diğerinden üstün olmasında değil ikisinin birbirini tamamlamasıyla gerçekleşecek süreçlerdir. Kimse kimseden üstün değil ancak bu süreçlere en güzel katkıyı sağlayan üstündür. Kapitalizmin kadın objeli ürünleri bu süreçlere darbe vuran en önemli faktördür.

Başka bir yazının konusu iken yeri gelmişken burada kısaca değinmekte yarar var. İstatistik verilere de yansıyan boşanmaların en temel nedenlerinden biri mağdur kadın üzerinden yapılan erkek karşıtı uygulamaların getirdiği yanlışlardır. Aslında bu konuda refikimiz Fatih Tezcan’ın RT ettiği, Serkan İnci adlı vatandaşın paylaştığı tweti yazmak bile yeterli bir açıklama olur.

Artık nasıl canı yandıysa, şöyle sesleniyor Serkan twetinde;

Devlet ilk zorlukta sinirlendiği eşini cezalandırmak isteyen kadına diyor ki;

Ayrıl şu heriften, iyilikte-kötülükte diye yemin ettin ama önemseme!

Ben sana onun maaşını kesip vericem, ömür boyu baktıracağım, işi ne?

Bu garantiyi alan günümüz prensesleri de ne yapıyor? Aile kutsal kurum, zorluklara katlanma, ölene kadar birlikte olma olasılıklarını çöpe atıp; ve rahat olanı seçiyor.

Ömür boyu nafaka ve sinirlendiği-kızdığı eşinin boynuna hukuki tasmayı takıyor.

E madem devlet insanların kuracağı ailenin maddi boyutlarına kadar karışıp ömür boyu köleleştirecek kadar aktif;

Arada ailenin mahrem yatak odasına gelip ,ilişkinin  cinsel gerekliliklerini de yerine getirsin de tam olsun. Çünkü şu an yaptığının başka açıklaması yok.

Bir de bekarlara uyarısı var Serkan’ın;

Bu sağlıksız hukuki ortamda evlenmenizi tavsiye etmiyorum arkadaşlar.

Evlilik döngüsü zaten; ananız, bacınız, kaynananız, karınız ve kankalarının kurusudur.

Hem düğün ritüeli ile maddi sıkıntıyı göğüsle hem de ilk sıkıntıda edileceğin idam fermanını imzala.

Mantıklı m? diye sormuş ve uzun uzun da devam etmiş, biz bu kadarıyla yetinelim.

Evet boşanmaların artmasına mukabil artık kendinde evlenme cesareti kalmamış gençlerin sayısı da hızla artıyor. Kadına şiddete karşı olduğumu daha önceki yazılarım da defaatle dile getirdim. Birkaç densizin kadına uyguladığı şiddeti en şiddetli şekilde cezalandırıp akabinde gelecek siddeti önlemek yerine bütün erkekleri potansiyel suçlu ilan eden kararlar almak vahim sonuçlar doğurduğu bir gerçek ve devlet ricalimiz bu gerçeği görmek zorunda. Sadece kadın mağdurmuş gibi haksızlığa uğrayan erkekleri görmezden gelmekte olayın başka bir boyutu. Ama orasını kimse görmek istemiyor. Evlenme vaadiyle dolandırılan gençlerin hakkını kim savunacak? Veya başka ifadeyle, toplumda kandırılıp dolandırılan, geleceği çalınan, mağdur edilen erkekler yüzünden bütün kadınları potansiyel suçlu mu görelim? Bu yanlışlar iyi analiz edilip tedbirler alınmalı, yoksa geleceğimiz tehlikede.

Dünya kadınlar gününüz kutlu olsun.

Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…