Erdoğan'dan çirkin saldırıya sert tepki

Cumhurbaşkanı Erdoğan , Ankara'da gazi Jandarma Astsubay Çavuş Muzaffer Oktay ve gazi Jandarma Uzman Çavuş İbrahim Kızılkaş'a yapılan saldırıya çok sert tepki gösterdi.

Geçtiğimiz günlerde Ankara'da gazi Jandarma Astsubay Çavuş Muzaffer Oktay ve gazi Jandarma Uzman Çavuş İbrahim Kızılkaş, trafikte çıkan ’yol verme’ tartışmasında diğer araçtaki 4 kişinin saldırısına uğramıştı.  2 gazi ve otomobilde bulunan yakınları, kendilerini takip eden 4 saldırgan tarafından dövülmüş, 1’i çocuk, 6 kişi hastanede tedavi altına alınmıştı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 41. Muhtarlar Toplantısı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gazilerimize ve ailelerine yapılan saldırıya çok sert tepki gösterdi. Erdoğan, " Ülkesinin ve milletinin özgürlüğü için gözünü kırpmadan ölümün üzerine giden bu insanları başımızın üzerinde taşısak yeridir. Gazisine saldıran bu şehir magandaları, bu teröristler bu zihniyetin bu ülkede nasıl barınabildiğini, ellerimizi başımızın arasına alıp düşünmemiz sorgulamamız lazım. Demek ki bir yerlerde eksiğimiz, hatta yanlışımız var. Ankara'daki olayın failleri hakkında gereken işlemler yapılacak, hak ettikleri cezayı da en ideal şekilde alacaklardır. " dedi. 

İşte o konuşmadan satır başları;

Muhtarlar seçilerek gelir, atanarak değil. Ülkemizde demokrasi işte bu seçimlerle boy vermeye başlamıştır.Yeni yönetim sistemimizde muhtarlarımızın yine çok önemli görev üstleneceklerine inanıyorum.Köyden mahalle haline dönüşmek daha fazla emek vermeyi gerektirir. Bu süreçte ülkemizin yaşadığı gelişmelere uygun şekilde mahalle kavramını da yeninden tarif etmemiz gerekiyor: Eksik olan kaldırım taşının takibinden, susuzluktan kuruyan ağacın yeşertilmesine, yüreği yanan ananın, babanın tesellisine kadar hayatın her alanında muhtarlarımızı görmemiz lazımdır.

KULLANILAN KUKLALAR MAALESEF İÇERİDEN

Bugün de vatanımızın birliğini, milletimizin beraberliğini korumak için hep birlikte çalışıyor, mücadele veriyoruz. Bugün aramızda Ardahan'dan Uşak'a, Sinop'tan Osmaniye'ye kadar muhtarlarımız var. Verdiğimiz mücadelede karşımıza kimin çıkacağını bilmez olduk. Yeri geldi darbeci, cuntacı, yeri geldi vesayet, yeri geldi silahlı terörist, yeri geldi ekonomik tetikçiler. Amaç bu ülkeye ve bu millete diz çöktürtmekti. Hırsız içeriden olunca, kapı kilit tutmaz. Bu alçak işgal girişiminde kullanılan kuklalar maalesef içeriden. Devletin namuslarını emanet ettiği silahlarını millete çeviren bu hainler Türkiye'yi teslim alacaklarını sandılar. Yıllardır ülkemize yönelik adı konmamış işgal teşebbüslerini terörle mücadele adı altında takip eden milletimiz için bu ihanet bardağı taşıran son damla oldu. Ben bu milletle iftihar ediyorum. Bir evladı olmakla gurur duyuyorum. 

HİÇ KİMSE YILMADI, KAÇMADI

15 Temmuz gecesi tüm Türkiye kendilerine dökülün caddeler dediğimiz zaman hiç tereddüt etmedi. Genci yaşlısı hep beraber meydanlara döküldüler. Onlarla meydanlarda buluştuk. F-16'lar yukarıdan bomba yağdırıyordu. Tanklar benim halkımın üzerine geliyordu ama halkım bunların hiçbirinden yılmadı, kaçmadı. 250 şehidimiz oldu, 2193 gazimiz oldu ama onlar geri adım atmadılar. Üzerine üzerine gittiler. Onlar biliyorlardı ki, "Biz şehadete gidiyoruz". Ne mutlu bu millete. Ertesi gün akşam olmadan bu ihanet girişimi bastırıldı. 
 

SERT ÇIKTI: ŞEHİR MAGANDALARI VE TERÖRİSTLER...

Ankara'da gazilerimize yapılan saldırı ile ilgili üzüntülerimi bir kez daha ifade etmek istiyorum. Ülkesinin ve milletinin özgürlüğü için gözünü kırpmadan ölümün üzerine giden bu insanları başımızın üzerinde taşısak yeridir. Gazisine saldıran bu şehir magandaları, bu teröristler bu zihniyetin bu ülkede nasıl barınabildiğini, ellerimizi başımızın arasına alıp düşünmemiz sorgulamamız lazım. Demek ki bir yerlerde eksiğimiz, hatta yanlışımız var. Ankara'daki olayın failleri hakkında gereken işlemler yapılacak, hak ettikleri cezayı da en ideal şekilde alacaklardır.Biz çocuklarımıza bu bilinci aşılamazsak benzer ayıpların önüne geçemeyiz. Tekrar geçmiş olsun dileklerimi ifade etmek istiyorum. Bir daha benzer hadiselerin tekerrür etmemesi için elimden geleni yapacağımı belirtmek istiyorum.

BİLSEN NE OLUR, BİLMESEN NE OLUR

Teröristler raf ömürlerini tamamlayınca hemen çöpe atılırlar. FETÖ'nün durumu da aynıdır. Onun da kimin sarf malzemesi olduğunu ben açıklamayacağım. Benim milletim onların kimin sarf malzemesi olduğunu bilirler. Darbe girişiminden çok önce bu yapı için tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet teşhisinde bulunmuştuk. Meydanlarda hep söyledim, çocuklarınızı bunların okullarından alın. Bankalarında paralarınız varsa alın. Sanki biz bunları dememişiz gibi arabasını satıp bankaya yatıran, evini satıp o bankaya yatıranlar var. Bunca zaman bunları söyledik. Bilsen ne olur bilmesen ne olur artık. Çağrımıza uyarak örgütle iltisakını kesenler hayatlarını sıkıntısız sürdürüyor. FETÖ ile hareket edenler bunun hesabını vermek durumundadır. Bazıları ısrarla bunu bizim şahsi hesaplaşmamız gibi gösteriyor. 15 Temmuz başarılı olsaydı ve Türkiye FETÖ'nün eline geçseydi halimiz nice olurdu? 

ŞİMDİLİK TELEVİZYONDA PAYLAŞMIYORUZ AMA...
O gece (15 Temmuz) sevincinden çığlık çığlığa birbirlerini arayanları biz biliyoruz ama biz bunları şimdilik televizyonlarda paylaşmıyoruz ama uluslararası toplantılarda biz bunları birileri ile özel paylaşıyoruz. Kimse kimseyi aldatmasın. Biz kimin ne olduğun gayet iyi biliriz .Türkiye'de de bundan sonra çeşitli ülkelerin bazı insanlarının burada rahatlıkla cirit atmasına fırsat vermeyeceğiz. Ne gerekiyorsa onu da yapacağız. Gerçekler bu kadar açıkken biz nasıl ülkemizin bekasını tehdit eden saldırılara karşı sessiz kalabilirdik. 

BU ÜLKEDE DİKTATÖR OLSAYDI, ADAMI ALIP GÖTÜRÜRLERDİ

MHP'nin hayati konularda yanımızda yer almasını takdir ve memnuniyetle karşılıyorum. Ana muhalefet partisinin FETÖ'den PKK'ya tüm terör örgütlerinin borazanlığını yapan tavrı karşısında da üzüntülerimi ifade etmek isterim. Ben bu zihniyeti halkıma özellikle havale ediyorum. Bu ülkede bir diktatör olsaydı sen ne Tekirdağ'da öyle konuşabilirdin, adamı alıp götürürlerdi. Ne senin genel başkanın ne sen öyle konuşabilirdin. Faşist bir sistemin içinde bunlar yok.  2019'da mart ve kasım seçimlerinde halkım bunlara gereken dersi gerektiği şekilde verecektir. FETÖ yapılanması konusunda ağızlarına geleni söyleyenler bugün FETÖ'nün en büyük yol arkadaşı kesildi. Onlar 17-25 Aralık'a kadar FETÖ'yü dini yapı sanıyorlar karşı çıkıyorlar, gördüler ki FETÖ'nün dinle, ezanla, bayrakla ilişkisi yok, o zaman 180 derece çark ettiler. Hemen gidip gazetesine, televizyonuna sahip çıktılar. 15 Temmuz'dan beri FETÖ'nün kendini ibra etmek için hangi argüman hangi söz, iftira, senaryo varsa onu anlatıyorlar.

ÇARKÇI YA YİNE ÇARK ETTİ
En son 15 Temmuz'a kontrollü darbe, tiyatro diyecek kadar alçaldılar. Madem kontrollü darbeydi niye o zaman Yeşilköy'de oturuverdin? Tankın oradan gitmesini niye bekledin? Belediye başkanının kahvesini niye yudumladın? Kontrollü darbe varsa onun artistlerinden biri sensin. Darbe olduğu zaman tankın üzerine ilk sen çıkardın hani? Sana kaçmak yakışır, sen çıkamazsın. Kürekçibaşı olmak başka şey, yürek sahibi olmak başka şey. 7 Ağustos'a önce gelmeyeceğini bildirsi sonra baskı yapınca Yenikapı Meydanı'na geldi. Yenikapı'dan sonra o gün bir başka konuştu ardından hemen çarkçı ya yine çark etti. 

CHP'YE TEPKİ: ALLAH ŞAŞIRTMASIN

Milletimizin değerleri ile bağları öylesine kopmuştu ki, CHP'li ilçe belediyesi mahalle komiteleri için yapılacak seçimde 5'te 1 oranda eşcinsel kotası koyabiliyor. Allah şaşırtmasın, şu hale bak ya. Böyle nereye savrulacağı belli olmuyor.