1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. Safları sık ve düzgün tutun
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

Safları sık ve düzgün tutun

A+A-

Türkiye’deki siyasi analizleri bu köşeden farklı başlıklarla daha önce yazdık. Geldiğimiz nokta da yaşadığımız olaylar gösterdi ki bu konuda daha yazılacak çok şey var. Türkiye coğrafyasını ve bu coğrafyanın jeo politik yapısını bilmeden, bu yapıyı etkileyen faktörleri görmeden ne kadar analiz yaparsak yapalım, ne kadar yorumlarsak yorumlayalım istediğimiz sonuçları elde etmek mümkün görünmüyor. Konu çok derinlemesine bir konu olmasına karşın çok gerilere gidip fazla detaylandırmak karmaşadan başka bir işe yaramaz. Fazla politize etmeden siyasetin giriş noktasından ele alalım istedik.

Bilindiği üzere 1789 Fransız sanayi devriminden sonra ortaya çıkan sınıfsal toplum yeni toplumsal argümanları da beraberinde getirdi. Bu aşamada en önemli toplumsal hareket sendika ve siyasi birliktelikler olarak ortaya çıktı. Her ne kadar monarşik rejimler olsalar da kendilerine karşı yönetimde söz sahibi olmak isteyen gruplar çıkmış, demokrasiye geçişle birlikte bu gruplar siyasi partiler olarak kendilerini göstermişler.

Modern anlamda siyasi partiler her ne kadar Fransız ihtilaliyle birlikte anılsa da en eski siyasi parti 1830 da İngiltere de kurulan Muhafazakâr partidir. Türkiye’nin en eski partisi ise 21 Mayıs 1889 da kurulan İttihat ve terakkidir. Başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesi fazla parti kurulmasına izin vermemişler. Bunun yanı sıra ya hiç seçim barajı koymamışlar ya da %2 ile%5 arası uygulamışlar. Gelelim kendi ülkemize.

Bütün bunları niye anlatıyorum, her şeyimizi ithal ettiğimiz Avrupa’nın bize nasıl çifte standart davrandıklarını gözler önüne sermek için. Konuyu ne kadar iyi kavrarsak çözümü de o kadar sağlıklı üretiriz. Yukarıda ilk partimizin 1889 da kurulan İttihat ve terakki olduğunu söyledik. Osmanlının son dönemleri olan bu süreçte ittihat ve terakki haricinde 32 tane daha siyasal parti kurulmuş.

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında yine malumunuz olduğu üzere ilk siyasi partimiz CHP kuruluşundan Demokrat partinin 1950 iktidarına kadar tek parti olarak söz sahibi olmuş. 1947 de kurulan Demokrat parti 1950-54 ve 57 seçimlerini kazanarak 10 yıl boyunca tek başına iktidar olmuştur. 1960 İhtilaliyle birlikte muhtıralar ve ihtilal süreçleri devam etti. Bu süreç içerisinde de irili ufaklı birçok parti kuruldu fakat bir çoğu varlığını devam ettiremedi. Yine bu süreçte göze çarpan en önemli faktör muhafazakâr veya sağ diye adlandırılan ve merhum Menderes’le başlayıp Ak parti iktidarına kadar devam eden sürecin tüm farklı görüşlere açık olmaları onların uzun yıllar tek başına iktidar elde edebiliyor olmaları.

Şimdi daha çarpıcı bir bilgiyi de sizinle paylaşalım. Ülkemiz Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Abaza, Arap, Süryani, Hristiyan, Ermeni Yahudi gibi çok geniş bir kültüre sahip 81 vilayetten oluşan bir coğrafya. Peki bugün hali hazırda kaç tane siyasi parti var dersiniz? Ocak 2015 YSK’nın tespitine göre etkin 87 siyasi partimiz var. Bu sayıyı 89 diyen de var 97 diyen de. Her ilimizde yaşayanlara parti kurma hakkı verilse 81 diyor,6 parti açıkta kalır. 

Her etnik kimliğe parti kurdursan bugünkünden daha vahim tablo ortaya çıkar ki en çok oy alan partiler belli. Buna rağmen kim kurduruyor bu kadar partiyi? Onu oyun kuruculara sormak lazım. Asıl önemli olan bu kadar farklılıkları Menderes, Özal ve Erdoğan’ın nasıl bir arada tutup yönetebildikleri. Demek ki olabiliyormuş. Olmasını istemeyip suyu bulandıranlar biraz da bu başarıların hazımsızlığını yaşayanlar olsa gerek.  Bir iki çarpıcı örnekle yazımızı noktalayalım isterseniz.

“Bir kavim kendini bozmadıkça, Yüce Allah (CC) onları bozmaz”. Rad süresi 11

“Siz nasıl olursanız yöneticileriniz de öyle olur. Amelleriniz yöneticilerinizdir, onlar sizlerin eseridir”. En’am suresi 129 Lütfen safları sık ve düzgün tutalım, Allah’ın Rahmeti, bereketi ve mağfireti üzerinize olsun.

Selam ve dua ile, hoşça kalın esen kalın……

Önceki ve Sonraki Yazılar