1. YAZARLAR

  2. Hasan KAMİLOĞLU

  3. Peki içimizdeki Fransızlara kim dur diyecek?
Hasan KAMİLOĞLU

Hasan KAMİLOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Peki içimizdeki Fransızlara kim dur diyecek?

A+A-

         Kıymetli arkadaşlar yakın bir zamanda Fransa’da, içerisinde bilmem kaç yüz tane Batılı bilim ve siyaset insanının yer aldığı özellikle eski Cumhurbaşkanları olan Sarkozy’nin başını çektiği bir oluşum Kur’anı Kerim’den bazı ayetlerin, özellikle de onların anladığı şekliyle Yahudi karşıtı ifadeler içeren ayetlerin çıkartılması hususunda beyanda bulundular. Haliyle bu hadsiz yaklaşım, başta Fransa’da yaşayan Müslümanlardan, ülkemizden ve Cumhurbaşkanımız tarafından ciddi bir karşı tepki buldu. Aslında belki de bu sadece bir nabız ölçme denemesiydi; Zira ilerleyen süreçte böyle bir şey yapsak Müslümanlar ne tepki verir hesabınca Batılıların tarihten beri ilmek ilmek takip ettikleri şeytani yöntemlerinden biridir bu. Elbet Kuran’ı Kerim’in sahibi yüce Allah’tır ve onun kıyamete kadar bozulmayacağı sorumluluğunu üzerine almıştır; Fakat evrenin yaratıcısı ve sahibi her şeyi sebeplere bağlamıştır ve kendisinin hiç bir şeye ihtiyacı olmayıp, İslamın muhafazasını inananların gayreti ile imtihan etmekte olduğunu unutmamak gerekir.

        Şimdi yukarıdaki hadisenin üzerine çok şey söyleyebiliriz fakat ben Fransa’da yapılan bu rezil çalışmanın üzerine biraz ülkemize gelmek istiyorum. Yıllardır bilinçli bir şekilde önce Kuran-Sünnet bütünlüğünün ve İslam'ın bu iki temel kaynağından çıkartılan hukümleri bize ulaştıran geçmiş ulemâya, İmam Azam, Şafii ve İmam Malik gibi zatların şahsiyetlerine ve içtihatlarına yapılan saldırıların ardından, aslında yine temelde bozamadıkları Kuran’ın yerine, İngilizlerin Hindistan’ı ve Mısır’ı işgalinin ardından yeni bir hedef seçtikleri Sünnet-Hadis kavramına yapılan saldırı ve itibarsızlaştırma çalışmaları ne yazık ki ülkemizde de gayet revaçta. Hadsizlik bunlarla sınırlı kalmıyor, İlahyatçı namıyla diye ortalıkta dolaşan bu insanlar gerçekten de farklı üniversitelerin değişik fakültelerinde öğrenci yetiştirmekte ve bu esnada Hadisleri eleştirmekten de gazlarını alamayıp artık iyice zıvanadan çıkmaktalar. Örneğin Bayraktar Bayraklı kalkıp Razaman ayını miladi takvimde Eylül ayına sabitleyelim derken kimse de ağzını açıp, sen bu yetkiyi nereden alıyorsun demiyor. Gerçi mantık hak getire, bu durumda o oruç Ramazan orucu değil, Eylül orucu olur; Buda hocayım diyen bu “prof”un içine düştüğü alaylık konu. Hoca hızını alamıyor ve Hac ayını da sabitlemekten bahsediyor; Bir diğeri ise çıkıp Hac dönemi insanların yoğunluk arzettiğini bu sebeple ülkelere göre farklı hac dönemleri ihdas etmekten bahsediyor. İhsan Eliaçık diye birisi çıkıp İslam’da namaz olmadığı gibi bir çok safsata ortaya atabiliyor. Bitiyor mu? Bitmiyor! Yetinmiyorlar, aslında İlahiyatçı diye ortaya atlayıp kimisi kendine göre Sosyolog ya da Felsefeci kimine göre ise Din Tarihçisi olan bu insanların arasından yine İlhami Güler diye biri çıkıp Kuran’dan  bazı ayetlerin çıkartılmasından bahsediyor. İlahiyat camiasından ve Diyanet yöneticilerinden bir kul da çıkıp bire hadsiz sen nasıl bu cümleleri kurarsın demiyor bile. Mustafa İslamoğlu denilen şahsın ise yıllardır Alemlere rahmet Peygamberimizi, onun hadislerini ve güzide ashabını nasıl itibarsızlaştırmaya çalıştığını hepimiz biliyoruz.

        Burada ironik olan konu ise, daha yüz yıl öncesine kadar birbirlerini yiyen elin Haçlı Hristiyanları yekvücut olmuş Hristiyanlığın yayılması için uğraşırken, bizim Din bilgini diye gösterilen insanlar ya da din adına konuşturulan kişiler İslam'ın içini boşaltmak ve bindörtyüz yıldır sahip olduğumuz değerleri itibarsızlaştırarak, kalplere tefrika yaymak, hedefte Müslümanları İslam'dan uzaklaştırmak, bindörtyüz yıldır bizi bir kılmış ve aynı hedeflerin peşinden koşturmuş olan gönüllerdeki o saf ve duru İslam anlayışını yok etmek için çırpınmaktalar.

        Şüphesiz söylenecek, yazılacak çok şey var fakat biz köşemizde şimdilik bununla iktifa etsek de, bu şirret ve hadsiz eylemlere gücümüzün yettiğince milletçe ülke olarak sesimizi çıkartmalıyız. Bunun yanında ise yine söylüyorum, içimizdeki bu Fransızlara yetkin kurumlarımız tarafından da artık dur denilmelidir. Bunu Diyanet mi yapacak, topyekün devletimiz mi yapacak yoksa İlahiyat camiasının içerisinde kalbi temiz, iyi niyetli ve gerçekten İslamın temel dinamiklerine bağlı Sünnet ehli islam alimlerimiz, hocalarımız mı yapacak, kim yapacaksa, İslam ve diğer ulvi değerlerimizin, bu içimizdaki Fransızlar tarafından aşağılanmasına müsade edilmemelidir.  

        Allaha emanet olun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.