1. HABERLER

  2. YEREL HABERLER

  3. Nurettin Çelik, gündemi değerlendirdi

Nurettin Çelik, gündemi değerlendirdi

Saadet Partisi Kocaeli İl Başkanı Nurettin Çelik haftalık basın açıklamasında gündeme dair açıklamalardabulundu.

A+A-

Konuşmasına Avrupa şampiyonu olan Ampute Milli Takımı’nı tebrik ederek başladı. ABD’nin
Türkiye vatandaşlarına yönelik vize işlemlerini sınırsız durdurmasına İlişkin Çelik, endişe duyulacak bir
durumun olmadığına işaret ederek, “İnşallah bu kriz sadece Türkiye’nin değil, bütün İslam dünyasının
lehine sonuçlar doğuracak gelişmelere sebep olacaktır” diye konuştu.

“74’TE ABD ’YE NOTA VERDİK, ÖYLE MÜZİK NOTASI DEĞİL”
ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı ilk vize ambargosu ve yaptırımı olmadığını ifade eden Çelik, “ABD, 1974
Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra da Türkiye’ye askeri malzeme ve teçhizat satışını yasaklamıştı. Peki,
sonuç ne oldu? 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni kurduk. 25 Temmuz 1975’te ABD’ye nota
vererek, ABD Savunma İşbirliği Anlaşması’nı yürürlükten kaldırdık. Bu arada hatırlatayım, öyle müzik
notası falan değil askeri nota veriyoruz. Türkiye’deki bütün Amerikan üs ve tesislerini Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin ‘kontrol ve gözetimi’ altına aldık” şeklinde konuştu.

ABD’NİN AMBARGO UYGULADIĞI ÜLKELER GELİŞİM GÖSTERDİ
ABD’nin ambargo ve yaptırım uyguladığı hiçbir ülkenin gelişme noktasında kötüye gitmediğini vurgulayan
Çelik, , “ABD yıllardır Rusya’ya ambargo uyguluyor. Yıllardır İran ’a ambargo uygulanıyor. İran’da,
Rusya’da zayıflamadılar, daha da güçlendiler. Çünkü kendi imkânlarıyla kendi ayaklarının üzerinde
durmayı öğrendiler. Şu an Rusya, ABD’nin ardından dünyanın en güçlü ikinci ülkesi. İran, ABD’nin ve
Batı’nın tüm yaptırımlarına karşı gelişimini artırıyor” dedi.

ABD’NİN İLK AMBARGOSU DEĞİL
ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı ilk vize ambargosu ve yaptırımı olmadığını ifade eden Çelik, “ABD-Türkiye
ilişkilerine baktığımızda en önemli krizlerden birisi Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında olmuştu. Şimdi Türkiye
vatandaşlarına vize ambargosu getiren ABD, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra da Türkiye’ye askeri
malzeme ve teçhizat satışını yasaklamıştı. Peki, sonuç ne oldu? 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe
Devleti’ni kurduk. 25 Temmuz 1975’te ABD’ye nota vererek, ABD Savunma İşbirliği Anlaşması’nı
yürürlükten kaldırdık. Bu arada hatırlatayım, öyle müzik notası falan değil askeri nota veriyoruz.
Türkiye’deki bütün Amerikan üs ve tesislerini Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ‘kontrol ve gözetimi’ altına aldık”
şeklinde konuştu.

40 ADET UÇAK SİPARİŞİ İPTAL EDİLMELİ
Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ABD’ye karşı gösterilen kararlılığın aynısını iktidardan beklediklerinin altını çizen
Çelik, “1974 Barış Harekâtı’nı gerçekleştirirken iktidarda bir koalisyon hükümeti vardı. Bugün 15 yıldır

ülkeyi tek başına yöneten bir iktidar var. Biz hükümetten, en azından 74 koalisyon hükümetinin ortaya
koyduğu kararlılığı bekliyoruz. Bu kriz bir fırsata dönüştürülmelidir. İlk adım olarak Eylül ayında, ABD
Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ’ın yaptığı görüşmede THY için sipariş
edilen ve maliyeti 11 milyar doları bulan 40 adet uçak siparişi iptal edilmelidir. ABD ile imzalanmış bütün
askeri anlaşmalar gözden geçirilmek üzere askıya alınmalıdır. Tıpkı 1974’te yaptığımız gibi, ABD’nin
Türkiye’deki bütün üsleri TSK’nın kontrol ve denetimine alınmalıdır. 15 Temmuz darbesi dâhil, her ihanet
girişiminde adı geçen İncirlik Üssü kapatılmalı ve ABD ile dost ve müttefik ülke tanımlaması gözden
geçirilmelidir. Tam bağımsız bir Türkiye ve şahsiyetli bir dış politika için bu adımlar şarttır” diye uyardı.

ABD, VİZE KARARINDA İNANDIRICI BİR GEREKÇE SUNAMADI
ABD’nin Türkiye’ye yönelik vize kararını casus krizine dayandırmasının inandırıcı bir gerekçe olmadığına
dikkat çeken Çelik , “Örneğin bu krizin, Türkiye’nin İdlib’e yönelik harekâtının başladığı güne denk
gelmesi tesadüf müdür? Türkiye ile İran arasında yaşanan sıcak yakınlaşmanın payı var mıdır? Aynı
şekilde, Türkiye, İran, Suriye ve Rusya arasında Astana ’da devdevam eden müzakerelerin bu krize etkisi
nedir? Yine son dönemde Türkiye’nin Rusya ile gerçekleştirdiği S-400 anlaşması ABD’yi neden bu kadar
rahatsız etmiştir? ABD’nin, bu tutuklamayı bahane ederek, Türkiye’nin askeri hareketliliğini engellemeye
mi çalışıyor?” değerlendirmesinde bulundu.

15 TEMMUZ’DAKİ ROLÜNÜN DEŞİFRE OLMASINDAN MI KORKUYOR?
“ABD, 15 Temmuz’un şifrelerinin çözülmesinden mi çekiniyor?” diye soran Çelik , şöyle konuştu: “Bu
ihanetin perde arkasında ABD’nin bulunduğuna dair çok ciddi deliler kamuoyuna yansıdı. Heybeliada’da
CIA ajanlarının yaptığı gizli toplantıdan, İncirlik Üssü’nden darbecilere verilen askeri desteğe kadar
onlarca iddia gündeme geldi. Bu iddialar bugüne kadar tam anlamıyla hiçbir zaman sorgulanamadı. Biz
merak ediyoruz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bir konsolosluk çalışanının gözaltına alınması ve
sorgulanması ABD’yi neden bu kadar rahatsız etmektedir? Acaba ABD yönetimi, bu sorgulama
gerçekleştiği takdirde, 15 Temmuz darbe girişimindeki rolünün deşifre olmasından mı korkmaktadır?”

KERKÜK, MUSUL PLAKASI KONUSUNDA UYARDI!
Batılı güçlerin her gün İslam coğrafyasına yeni sınırlar dayattığını belirten Çelik, bölgede yeni haritaların
çizilmesine karşı olduklarını kaydetti. Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu yüzden Türkiye’nin
güvenliğini, Suriye ve Irak’ın bütünlüğünü sağlamaya yönelik askeri ve siyasi her türlü çabayı önemli
görüyoruz. Ancak bu süreç, Kerkük’e, Musul’a plaka numarası vererek yürütülemeyecek kadar hassastır.
Dış politika hamasetle değil, usta bir siyasetle yürütülmelidir. Şahsiyetli ve akıllı bir politika ile gelişmeleri
değerlendirmeli ve buna göre adım atmalıyız.”

EL ELE VERİRSEK AŞAMAYACAĞIMIZ HİÇBİR ZORLUK YOK

Tüm bu dayatmalara ve kötü gelişmelere rağmen yeni bir başlangıç vakti olduğunu kaydeden Çelik, “El
ele, omuz omuza verirsek aşamayacağımız hiçbir zorluk, çözemeyeceğimiz hiçbir problem yoktur. Bu
uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz” dedi.

TÜKETEN DEĞİL, ÜRETEN BİR EKONOMİ OLMALI
ABD’nin vize ambargosundan çok daha önemli problemlerin olduğunu hatırlatan Çelik, geçen hafta 17
yaşında Caner Taşpınar adlı bir çocuğun borçlarını ödeyemediğinden dolayı intihar ettiğini kaydetti. Çelik,
Caner Taşpınar’ın ABD’nin vize ambargosundan çok daha önemli olduğunu belirterek, “Türkiye’nin en
endişelenmesi gereken konu, ABD Büyükelçisi’nin vize kararı değil. Caner Taşpınar’ı, hayatının baharında
intihara sürükleyen ekonomik ve sosyal problemlerdir” dedi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.