1. YAZARLAR

  2. Hasan KAMİLOĞLU

  3. NASIL BİR EĞİTİM SİSTEMİ-2
Hasan KAMİLOĞLU

Hasan KAMİLOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

NASIL BİR EĞİTİM SİSTEMİ-2

A+A-

  Değerli arkadaşlar geçen hafta eğitim sistemi üzerine bir yazı kaleme almış ve sizi fazla yormamak adına teorilerimin ve anlatmak istediklerimin bir kısmını bu haftaya bırakmıştık. Şimdi sabrınıza sığınarak yazıma devam ediyor ve konumuza “Eğer örnek bir medeniyete dönüşecekseniz, tek alanda değil, her alanda güçlü ve örnek olmalısınız.” İfademiz ile yeniden başlamış olalım. Düşünün, sadece neredeyse bütün buluşların-îcatların temeli olan matematikte bile ilerlemek yetmez, sanatta, edebiyatta, şehircilikte, silahta, sporda, bir kompleks halinde güçlü ve toplumları da etkisi altına alan sürdürülebilir bir şekilde başarı yakalayacaksınız ki bir medeniyete dönüşebilesiniz ve ülkeniz imrenilesi bir ülke ve sisteminiz daimi olup nesilden nesile milletten millete aktarılsın. Günümüz gerçeklerini görme refleksi ve büyük millet olmanın oluşturduğu hedeflerle daha ilkokuldan itibaren çocukların ilgisine göre Futbol, Basketbol, Güreş,  dövüş sporları vb. meşru zeminde dünya ile yarıştığınız her alanda ülkemizi öne taşıyan ve dâimi başarının olduğu bir sürece girebilmeliyiz. Alan eğitimini temelden itibaren almaya başlayan çocuklarımız ortaokulu, liseyi ya da bu seviyenin üstünü gördüğünde seçtiği alanda çok iyi oldukları gibi bu başarıyı da bireysellikten çıkartıp geniş kitlelere yayarak gücünüzü, sisteminizi ve medeniyetinizi kabullendirme yolunda ilerlemelisiniz. Oysa şu ana kadar uluslararası alanda yapılan yarışmalara baktığımızda başarılı olan sporcularımızın her birinin içimizi acıtan hikayeleri mevcuttur. Çünkü  biz herkesin aynı kulvarda yarıştırıldığı sistemde önümüze konulan sınavlara ve öğrenmekle sorumlu tutulduklarımıza baktığımızda eğitim süreci dediğimiz o bitmek tükenmek bilmeyen zaman diliminde çocuklarımızın derslerinden kalmaması için yeri geliyor her hangi bir sportif faaliyetle ilgilenmemesi için çırpınıyoruz. Belki de bu süreçte nice başarılı sporcuları yok ettiğimizin farkına bile varmıyoruz. Oysa bu ülkenin şaire de ihtiyacı var, matematikçiye de, futbolcuya da, mimara da, mühendise de, basketbolcuya da, koşucuya da, besteciye de, müzisyene de, ustaya da, işçiye de ihtiyacı var. Biz ise hepsini yapalım derken hiçbirini yapamıyoruz. Bu anlamda üniversitelerimiz de içler acısı bir durumdadır, Bu konu üzerine de çok şey yazarız fakat kısaca bu ülkenin öğrencileri olarak bildiğimiz gençler, ülkemizin en iyi üniersiteleri olarak bilinen bir kısım üniversitelerden mezun olurken ilim, irfanlarını sorgulamak bir yana bu ülkenin öz değerlerine ve kutsallarına hakaret eden ve içinden yetiştiği toplumla dalga geçen bir yapıyla mezun oluyor. Bunun gibi bir çok sebepten dolayı üniversitelerin eğitim sistemi de hızla sorgulanmalı; Kendi öz değerleri ile yetişen milli ve manevi değerlerini ön plana almış kağıt üzerinde bilime değil, gerçek anlamda bilim, ilim ve irfan ile mezc olmuş, ilk okuldan üniversiteye kadar gerçekçi ve bütünsel bir eğitim sisteminin kurgulandığı üniversite eğitim sistemine de ihtiyaç vardır.

       Bu işin kısmen de olsa maddi boyutudur; Bir de eğitimimizi gerçekten nasıl millileştirebiliriz üzerine çalışma yapmalı ve sistemi kuşun iki kanadı misali aynı düzlemde beraber götürmeliyiz. Öncelikle daha önceki yazılarımızda temas ettiğim İngiliz sömürge eğitim sisteminden yakamızı kurtarıp, kendi kültürümüzü ve tarihimizi büyük hedeflerimizle hercümerc edip, bilimle harmanlayıp, çocuklarımızı kendi değerlerimizle besleyerek geleceğe emin adımlarla yürümelerini sağlamalıyız. Yine bu anlamda yapılacak çalışmalardan bir diğeri de Dede Korkut’tan tutun Alparslan, Osman gazi, Yavuz ve daha nice örnek devlet adamlarımız, bilimde açtıkları çığırlarla gençliğimize ışık olacak Farabi, İbni Sina, Harezmi, Ali Kuşçu ve nice tarihi şahsiyetlerimizi, günümüzde Aziz Sancar ve Oktay Sinanoğlu’na kadar var olan bilginleri, Arif Nihat Asya, Yahya Kemal, Tanpınar gibi edebiyatçılarımızı, bilgeleri, şairleri, edebiyatçıları, tıpçısını, fizikçisini bilim insanlarımızı, Cemil Meriç gibi öz değerlerimizden beslenerek geleceğimize ışık tutan gerçek aydınlarımızı öğrencilerimizin zihin dünyalarına kazımalıyız. Hele edebiyat! Zira Edebiyat bir milletin medeniyet olmasındaki en önemli unsurdur. Öyleyse tarihe en büyük şairleri, edebiyatçıları sunmuş bir milletin torunları batı müziğinden beslenmemeli, daha doğrusu zehirlenmemeli ve kendi öz değerlerimizi formüle edip evlatlarımızı beslemeli ve edebiyatçı denilince bırakın sadece bizim çocuklarımızı, dünyanın gelecek nesilleri birkaç fransız, italyan ya da almanın adını değil; Tarihi aşkla, şiirle, tevazu ve kahamanlıklarla yoğrulmuş, Dünyaya en büyük edebiyatçıları, divanları, aşıkları sunmuş, öyleki kendilerini yöneten en kudretli padişahların bile şair olduğu, divanlar kurduğu bu milletin edebiyatı, şiiri Dünya milletlerinin bütün edebiyat literatürlerine yön verecek çalışmalar yapmalıyız.

       Başka bir yazıda buluşmak üzere inşallah...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum