1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. Müslüman muhafazakarlık
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

Müslüman muhafazakarlık

A+A-

Muhafazakarlık kelime anlamıyla bir şeyi korumak, bozulmasını önlemek, orijinal haliyle muhafaza etmek demek. Orta çağ Avrupası’na karşı yapılan reform ve Rönesans’alar, bunun akabinde sanayi devrimiyle birlikte Hristiyanlığa karşı alınan tedbirler beraberinde dindar Avrupalılar inançlarını koruma adına “Muhafazarlık”ı siyasi bir argüman olarak kullandılar. Muhafaza Arapça bir kelime olmasına karşın Avrupa da yapılan fiili hareket onların dilinde de aynı anlamda kelimelerle ifade edilir. Bu anlamda geniş siyasi birliktelikler ve uluslararası birlikler oluşturarak bağlı bulundukları dini ve manevi değerlerini korumaya çalışırlar. Osmanlının son dönemlerinde de buna benzer akımlar baş göstermiş, faaliyetler yapıp sürdürebilmek için ülkede kendine alan bulmuştur. 

 Ve Allah için hakkıyla cihat edin. O, sizi seçmiş ve babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce peygamberlerin size şahid olması, sizin de insanlara şahidler olmanız için size müslüman adını veren O'dur. Şu halde namaz kılın, zekat verin ve Allah'a sarılın. O'dur sizin Mevlanız. Ne güzel Mevla, ne güzel yardımcı.  Hac Suresi 78 ayetinde Müslüman ismini bize Rabbimiz veriyor. Hicr süresi ayet 15/9 da “Hiç şüphe yok ki zikri (Kur’an-ı) biz indirdik, onu koruyacak olan da Biz’iz”. Müslümanın neyi muhafaza edip koruyacağını da şu kıssa çok şey anlatır. Ebrehe Sana şehrinde büyükçe bir mabet yaptırır, Kabe’ye alternatif olarak. Bütün Arap yarım adasını da kendi yaptırdığı mabede karşı tapınmalarını ister. Kabul etmeyenlerin üzerine de filleriyle gider. Koca fil ordusu Mekke üzerine yürür. Herkes kaçmış bir tek Peygamber efendimizin dedesi kaçmamış, develerini aramakta. Bu duruma Ebrehe, ben sizin mabedinizi yıkmaya geldim sen develerinin derdindesin der. Peygamberimizin dedesi de, Kabe’nin sahibi orasını korur, ben develerden sorumluyum. 
Müslümanlar siyasetle birlikte paket program gibi içimize sokulan bu akımlara prim vermemeli. Biz bize emanet edilenlerden sorumluyuz. Can bize emanet, namaz bize emanet, elimizin altındakiler bize emanet, Kur’anın bütün ayetleri uyup uygulamamız için bizlere emanet. Din adına korumaya çalıştığımız öyle çok şeyler var ki saymakla bitiremezsiniz. Mesela Kur’an-ı koruruz bezden itina ile hazırladığımız kılıfına koyarak. Mesela her cemaat-cemiyet İslam adına ürettiği kendi değerlerini korur, başka cemaatler-cemiyetler zarar vermesin diye. Okuyup anlamaya çalışmadığımız kitabın önüne etten duvarlar örüp korumaya çalışır, muhafaza ederiz. Biz muhafaza edip korumaya çalışırken birileri de çıkıp kafalarına göre okuyup tevil eder, İŞİD olarak çıkar karşımıza, Daiş olur, Taliban olur, Hizbullah olur ve adını sayamadığımız türlü türlü örgütler kitabı Müslümanlardan koruma adına onlar da törerle  kitabın önüne engel koyar. Oysa okuyup uygulayalım, bütün insanlığa huzur ve barışı götürelim diye gönderilen kitap aşırı korumacılıkla başta kendi müntesiplerine zarar verir hale gelir. Haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yok eder.
Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.