Bedrettin Naim ARSLAN

Bedrettin Naim ARSLAN

KÖŞE YAZARI
Yazarın Tüm Yazıları >

Milli olmak!...

A+A-

26176804_10212371689339718_1918375440_n.jpg

Bu yıl garip bir olay yaşadım. Biliyorsunuz her yıl 12-18 tarihleri arası 'Yerli malı haftası' olarak kutlanmaktadır.

Bir 40 yıl öncesini hatırlıyorum. İlk okulda öğretmenlerimiz : Çocuklar yarın yerli malı haftasını kutlamaya başlayacağız. Her kes çiğ yada pişirilerek yenen yiyeceklerden birer ikişer numune getirsin derlerdi.

Sınıfta ertesi gün en öndeki 4 sıra birleştirilir, getirilenler yan yana konulurdu.  Soğan, patates, kuru fasulye, havuç, lahana, üzüm, fındık, fıstık, hatta kavun-karpuz vs. Yüzlerce çeşit. Gelelim konumuzun esasına.  Bu yıl telefonumuza sınıf öğretmenimizden bir mesaj geldi. Watsap grubu var. Yarın kimse çocuklarına beslenme getirmesin. Bir velimiz öğrencilere lahmacun dağıtacak. Evet lahmacun da yerli bir yiyecek. Eyvallah hepsi bu kadar.  Ancak tuhafıma gitti. Ülkenin bu kadar meseleleri arasında bu konuyu araştırdım. Hoş diğer konulara değinsen ne yazar. Herkes bir at gözlüğü takmış, sağında solunda ne var bilmez. Merak bile etmez. Önde bir gölge takip et dur.

Yaşım oldukça müsait. Tokat’ın şirin bir kasabası Niksar’da ikamet ederken köyümüze giderdik 2-3 ayda bir. Ve çoğu kez yaya .Çünkü ulaşım aracı olarak bir jeep vardı ona da binmek ne mümkün. Yer olmazdı.  Yol boyunca hıyar tarlaları geçerdik. Eeee kulaktan duyma fetvaya binaen  yola taşmış olanlardan koparır yerdik. Kendine has kokusu vardı salatalığın. Isırıldığında 50 metre öteden alınırdı kokusu. Milli idi çünkü. İşte o yüzden o mahsulün adı bir zamanlar salatalıktı. Şimdi hıyar diyoruz. Kokusu yok tadı yok. Cacıkta görüntüsü olsun diye…

Domatesi ikiye ayırdığında cağıl cağıl suyu akardı. Abartısız söylüyorum. Dilini burardı keskin tadı. Domates gibi kokardı. Domates gibi kokardı deyince kiminizin güldüğünü görebiliyorum nasıl oluyormuş dercesine. Bilenler bilir kardeşim. Yaşın müsait değil… 

Ot bile değişik kokardı… Mis gibi yeşillik kokusu cümleleri kurulurdu. Şimdi heryere halı gibi seriliyor. Biçmeden alabiliyor musun kokusunu.  Eski tarlalara davarı sürünce ot bırakmazdı hayvan. Şimdi çim arasından çim seçiyor hayvan. Eeeee ağzının tadını biliyor koçum…

Niksar’da komşumuz vardı. Evimize 150 metre mesafede otururdu. Sabahat teyze derdik. Yaşıyorsa Allah sağlıklı uzun ömür versin. Vefat etmiş ise Allah rahmet eylesin. Bahçesinde sıra üstüne belki 50 nar ağacı vardı. Arkadaşlarımdan biri yoktur o narlardan yemeyen.  Dörde ayrılırdı ağacın dalında. Koparır yerdik meşhur teyzemiz kovalayıncaya kadar. O zaman yedirmiyor, kısmık derdik. Şimdi anlıyorum ağaca tırmandığımızda düşmemizin korkusundan bunu yaptığını.  O narları tartsan bir tanesi 100 gram gelmezdi. Lakin birini zor bitirirdik tadından. Bal mübarek. Şimdi nar alıyoruz pazardan. Tanesi yarım kilo gelir nerdeyse. Yok kardeşim ot gibi…

Coğrafya dersimizde Türkiye için “Gelişmekte olan tarım ülkesi” sıfatı kullanılırdı. Halen gelişmekte olan ülkeyiz. Çabalıyoruz. Tarım mı? Yukarıda çizelge astım. İnceleyin. Tarım da ne kadar milliyiz, veya milli miyiz? 

Bu arada hiç araştırmaya vakit bulabildik mi bilmiyorum. Dünyada en çok kanser çeşitlerini barındıran ülke benim canım memleketim olmuş. Eskiden falan köyde kanser hastası varmış denir gidilirdi topluca. Ne kadar normal oldu, sıradanlaştı artık. Peki neden?

Eskiden kasaplarda marketlerde helal et haram et sözü bile olmazdı. İncelenmezdi. Çünkü bilinirdi o et komşunun çiftliğindeki koyunun dananın eti. Düşünceler de milli idi, yediklerimizde… Sağlıklı. 

Sizce basit bir konumu? 
Üretimimizde milli olalım ki tüketimimiz sağlıklı olsun. 

Bizi yönetenleri milli düşünmeye davet ediyorum.

Benden söylemesi !...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.