1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Meme kanseri için risk grupları 10 başlık altında toplanıyor
Meme kanseri için risk grupları 10 başlık altında toplanıyor

Meme kanseri için risk grupları 10 başlık altında toplanıyor

Kadınlarda en sık görülen kanser türü olmasına karşın, meme kanserinin ölüme neden olma riski her geçen yıl azalıyor.

A+A-

İleri teknolojiyle geliştirilen tüm tedavi yöntemleri ölüm oranlarını azaltsa da, meme kanserinde hayat kurtaran en önemli faktörün erken tanı olduğunu vurgulayan Acıbadem Kocaeli Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mustafa Emirleroğlu, “Bu nedenle kadınlar 20 yaşından sonra hiçbir şikayeti olmasa bile her ay düzenli olarak ‘kendi kendini muayene’ etmeyi ihmal etmemeli, yılda bir doktor kontrolünden geçmeli” diyor.

Risk gruplarına dikkat

Meme kanseri memedeki süt bezlerini veya süt kanallarını oluşturan hücrelerin yapısında bozulma ve kontrolsüz büyüme sonucu oluşuyor. Dolayısıyla meme kanseri tanısı konulan hastaların çoğunda şikayetin ele gelen kitle olduğunu belirten Dr. Mustafa Emirleroğlu’nun verdiği bilgilere göre diğer belirtiler de şöyle: “Daha az sıklıkta meme başında veya cildinde içe doğru çekilme (gamze oluşması), meme başından kanlı akıntı, son zamanlarda bir memenin giderek büyümesi, memede veya meme başında kızarıklık-kabuklanma gibi şikayetler görülebiliyor.”

Dr. Mustafa Emirleroğlu, her 8 kadından birinde görülen meme kanseri için risk gruplarını 10 başlık altında topluyor:

Yaş ilerledikçe meme kanseri görülme sıklığı artar.
Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlarda hastalığa yakalanma riski yükselir.
Bir memede kanser gelişmiş ise kalan dokuda veya diğer memede görülme riski vardır.
Erken yaşta başka bir hastalık nedeniyle göğüs duvarına radyoterapi yapılmış kişilerde meme kanseri daha sık görülür.
11 yaşından önce adet gören ve 55 yaşından sonra menopoza giren kadınlarda risk artar.
Doğum yapmamış emzirmemiş kadınlarda daha fazla risk vardır.
Alkol-sigara kullanan kişilerde meme kanseri sıklığı artar.
Yağlı beslenenlerde ve kilolu kişilerde risk yükselir.
Hareketsiz yaşam önemli bir risk faktörüdür.
Çevresel faktörler (kimyasallara maruz kalma) meme kanserine yol açabilir.
Tedavi kişiye göre planlanıyor

Risk grupları geniş bir alana yayılsa da teknolojideki gelişmeler sayesinde meme kanseri tanısı daha kolay konuyor. Tanıda, mamografi, ultrason ve meme MR incelemelerinin kullanıldığını anlatan Dr. Mustafa Emirleroğlu, süreci şöyle özetliyor:

“Muayene ve radyolojik incelemeler sonucunda kanser olduğu düşünülen kitle saptandığında kesin tanı için kitleden örnek alınması yani patolojik inceleme gerekir. Kitleden örnek alma işlemine ‘biyopsi’ denilir. Biyopsi farklı şekillerde yapılabilir. İnce iğne aspirasyon biyopsisi (enjektör iğnesiyle), kalın iğne (tru-cut), kitlenin bir kısmının veya tamamının çıkarılarak patolojik incelemeye gönderilmesi mümkündür. Günümüzde en sık tercih edilen yöntem; ultrason eşliğinde kalın iğneyle alınan doku parçalarının incelemeye gönderilmesidir. Mikroskopik incelemede hücre yapısındaki değişikliklere göre meme kanseri tanısı konulur.”

Meme kanseri tedavisi kişiye özel olarak planlanıyor. Dr. Mustafa Emirleroğlu’nun verdiği bilgiye göre tüm vücut taraması (PET-BT) olarak tanımlanan radyolojik görüntülemenin ardından kanserin yayılmadığı tespit edilirse öncelikli olarak cerrahi tedaviye başvuruluyor. Cerrahi işlem sonrası hastalığın evresine göre kemoterapi, hormonoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler de gündeme gelebiliyor.

50 yaşından sonra yılda bir ultrason ve mamografi

Erken evre meme kanserinde tam tedavi sağlanabildiğini vurgulayan Dr. Mustafa Emirleroğlu, “Meme kanserini erken evrede tespit etmenin tek yolu düzenli kontroller. Bunun için kadınların şikayeti yokken bile belirli aralıklarla kendi kendini muayene etmeleri ve düzenli aralıklarla da doktor muayenesi ile yaşa uygun radyolojik incelemeleri yaptırması gerekir” diye konuşuyor. Her kadının 20 yaşından itibaren kendi kendini muayeneye başlaması gerektiğini kaydeden Dr. Mustafa Emirleroğlu, yaş dilimlerine göre yapılması gereken incelemeler hakkında şunları söylüyor:

“Kendi kendine muayenenin yanı sıra yapılması gereken tetkikler yaşa bağlı olarak düzenleniyor. 20-30 yaş arasındaki kadınlar ayrıca iki yılda bir doktor kontrolü yaptırmalı. 30-40 yaş arasında ise yılda bir doktor kontrolü ve ultrason öneriyoruz. Ardından gelen 10 yıllık yaş dilimindeki kadınlar da yılda bir doktor kontrolü ve ultrasona, iki yılda bir mamografiyi eklemeli. 50 yaşından sonra ise hem doktor kontrolü hem ultrason hem de mamografi çekimine yıllık olarak ihmal edilmeden devam edilmeli.”

………KUTU BİLGİSİ…….


Kendi kendine muayene adımları

Kendi kendine muayeneyi kısaca, kadınların düzenli aralıklarla memesini muayene etmesi olarak tanımlamak mümkün. Muayenenin düzenli adet gören kadınlarda her adet bitiminde, menopozda olan kadınlarda ise belirledikleri bir günde ayda 1 kez yapılması öneriliyor. Böylece kadınların kendi memesini tanıması ve olabilecek bir değişikliği erken fark etmesi amaçlanıyor. Acıbadem Kocaeli Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mustafa Emirleroğlu, kendi kendine muayene sürecini adım adım anlatıyor:

Muayene gözlemle başlamalı.
Ayna karşısında her iki meme önce gözle bakılarak kontrol edilmeli.
Oluşan bir kızarıklık, asimetri, cilt renginde değişik gözlemlenmeli.
Her iki kol açılarak aynı anda yukarı-yana-aşağı doğru hareket ettirilmeli ve bu sırada meme başında veya cildinde içeri doğru çekilme olup olmadığına bakılmalı.
Gözlemden sonra ayaktayken sol el ile sağ meme, sağ el ile sol meme, elin ortadaki üç parmağın ucuyla çepeçevre dairesel hareketlerle, içe-dışa, yukarı-aşağı hareketlerle kaydırarak ciltle göğüs kafesi arasında çok bastırmadan kontrol edilmeli.
Bu muayene ayakta yapıldıktan sonra düz bir şekilde yatarak aynı yöntemle tekrarlanmalı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.