1. YAZARLAR

  2. Musa KARTAL

  3. MEDRESEYİ YUSUFİYE
Musa KARTAL

Musa KARTAL

Yazarın Tüm Yazıları >

MEDRESEYİ YUSUFİYE

A+A-

Mahkum edilen masumiyeti ile zindana doğru yol alan Yusuf, kendisine teklif edilen çirkinliğe karşı tercih ettiği  iffetini de yanında götürerek adeta sarayı kendi entrikalarıyla baş başa bırakıyordu. Ardından bakanlarsa Yusuf’un ne kadar suçsuz olduğunu birbirlerine fısıldıyorlardı. Sadece ve sadece fısıldıyorlardı…

Rabbinin kendisi için takdir ettiği kadere boyun eğen Yusuf tüm bu olanlara neden? diye bir soru sormayı aklından bile geçirmemişti. Geçiremezdi de. Çünkü iman tereddütsüz teslimiyet gerektiriyordu. Teslim olmasını bilen her mümin kendisi için bir sonraki durağın rotasını teslim olduğu makamdan tayin edileceğini biliyordu ve onun içindir ki bu teslimiyette kaygıya asla yer yoktu. Aşk ve şehvete karşı iffet galip gelmişti. Her zaman olduğu gibi Hak Batıla galebe çalmıştı. Züleyha’nın hevesi oracıkta sarayın soğuk koridorlarında öylece asılı kalmıştı. Yusuf’u rutubet kokan zindana gönderen erk ise vicdanlarını o an sadece mumyalamışlardı. Ama mumya etkisini kaybettiğinde vicdanlarının çürümekten kurtulamayacağını unutmuşlardı.

Zindan; Her suçun doğal izdüşümü. Zamanın bir türlü geçmek bilmediği fanus. Her otoritenin hiza kırbaç’ı ve tehdit aracı… Firavun Hz Musa’ya seni öldürürüm demedi. Seni zindana atarım dedi. Çünkü ölümden beterdi bu mekan....  Hareket kabiliyetinin sınırlandığı ve psikolojik travmaların seri yaşandığı, özlem ve vuslatların ise artık karamsar bir umuda yaslandığı trajedi … Tarihin bu misyonu yüklediği zindan, biraz sonra beşeriyetin en üst perdeden “Haşa! bu bir insan olamaz, olsa olsa bu bir melektir” diye tanımladığı Yusuf u ağırlayacak olmanın heyecanı içerisindeydi. Çünkü seçkin bir mahkumun ayak sesleri her geçen dakika daha güçlü duyuluyordu zindanda. Zindanın paslandığı her halinden belli olan parmaklıklarına takılı kilitleri büyük bir gacırtıyla açıldığında, içeride karanlığın tüm tonlarıyla gözleri ışığa hasret mahkumlar, bir güneş gibi içeriye süzülen Yusuf’un o muhteşem slüetinin yansıttığı parlaklıkla gözlerini ovuşturmaya başladılar.

O an anladılar ki gelen sıradan bir mahkum değildi. İlerleyen süreçte zindanın değişen tüm atmosferini gördüklerinde ilk kanaatlerinde yanılma-dıklarını daha iyi anlayacaklardı…Bir misyon ve dava adamıydı Yusuf.. Mahkumiyetine yas tutup kendini zindanın karanlıklarına terk edemezdi. Her zamanı ve mekanı kendi dinamikleri içerisinde değerlendirmeliydi. Hemen sohbet halkaları oluşturdu. Zindan da rabbini anlatmaya ve tebliğe başladı.

Yusuf beşeri güzelliğiyle değil Allah’ın kendisine vermiş olduğu Rüya Tevili ilede dikkatleri üzerine çekti ve kısa zamanda zindanın sevilen ve sayılan kişisi haline geldi. O gün iki mahkum iki ayrı rüyasını anlattığında Yusuf’a, Yusuf her iki rüyaya yapılacak tevile gösterilecek farklı tepkileri anlamlandırabiliyordu. Başından kuşların yemlendiğini anlatan mahkuma asılacağını ve kuşların başından yiyeceklerini tevil ettiğinde Yusuf’a gösterilen reaksiyon bir beşer zafiyetiydi. Çünkü kendisini bekleyen son iyi değildi. Her beşer gibi oda Yusuf’u yalancılıkla suçladı ve zindandaki karanlığına çekildi. Rüyasında şarap sıktığını anlatan kişiye Yusuf zindandan kurtulup efendisine şarap ikram etmeye devam edeceğini söylediğinde yine tahmin edileceği üzere bir beşer refleksiyle karşılaştı. Çünkü rüyanın sahibini bekleyen son iyiydi. Kurtulacağı müjdesini verdiği zindan arkadaşına seslendi Yusuf. -Ey Zindan Arkadaşım!

Beni efendinin yanına çıktığında beni an, haksız yere zindanda yattığımı söyle. Ola ki beni efendin hatırlarda buradan çıkarır. Eyvah !.Yusuf bir beşer zaafiyeti mi göstermiş ti bu isteğiyle acaba? İnananlar ancak Allahtan yardım istemeli değil miydi? Onu bir burhanla Züleyha’nın çirkin pençesinden kurtararak zindana yol veren Rabbi haşa Onu oradan kurtarmaya muktedir değil miydi ki bir beşerden yardım istenmişti?... Bu izafi yaklaşım ve sorular tarihin her sürecinde sorulacak ve cevapları aranacaktı. Unuttu zindan arkadaşı Yusuf’u... hem de senelerce.  Şeytan saray, büyük adamlar, âlemler, şaraplar ve içkilerin girdabı içinde Yusuf'u hatırlamayı, ona unutturuvermişti... Yusuf belki de yukarıdaki soruları haklı çıkartırcasına zindandaki vadesini doldurmaya devam etti. Artık inananlar ve teslim olanlar için terminolojide zindanın yerini MEDRESEYİ YUSUFİYE almıştı. Hangi şartlarda olursa olsun inananlar bulundukları yeri bir irşat merkezi haline getirmeliydiler.

Velev ki bu zindan bile olsa… Ve yine yeni bir gün ve yine tevile muhtaç bir rüya… Kral heyecanla uyandığı uykudan gördüğü rüyanın gizemini çözmeye çalışıyordu. Ama ne yaptıysa nafile. Ülkenin tüm mahir tevilcileri bu karmaşık rüyayı tevil etmekten acizdiler. Kralsa çaresiz.. yemesini ve yedi yeşil ve bir o kadar da kuru başağın ne anlama geldiğini anlamaya çalışıyordu Kral… Oysa adamlarına göre birbirinden kopuk hayaller ve karmaşık bir rüyaydı sadece…Yusuf’un zindan arkadaşı iş rüya olunca kendisinin zindandan kurtuluşunu müjdeleyen Yusuf’u hatırladı o an. Yine yeni bir gün  ve yine bir tevile muhtaç bir rüya…Yusuf rüya kendisine anlatıldığında Yusuf dedi ki: "Tarlanızı boş bırakmaksızın yedi sene boyunca ekip biçin. Hasad ettiğiniz zaman da ihtiyacınız için ayıracağınız az bir şey hariç, geri kalanını başağıyla bırakın. Bunun ardından gelen yedi kurak yıl, tohumluk olarak ayırdığınız az bir kısmı hariç hepsini yer bitirir. Bundan sonra da insanların bolluğa kavuşacakları bir yıl gelir." (12/47-4)Bu yorumu beğenen Mısır Meliki Yusuf’u affeder ve maliyenin başına geçirmek ister. Oysa Yusuf yıllardır suçsuz bir şekilde tutulduğu zindanda affedilerek çıkmak gibi bir arzu içinde değildi. Çünkü Yusuf’un masumiyeti mahkum edilmişti.

Onun için önce masumiyeti aklanmalı suçsuzluğu teyit edilip kamuoyuna bunun ilan edilmesi gerekirdi. Öylede oldu. Yıllardır suçsuz olduğu halde zindana tıkılan Yusuf aynı iradeye suçsuzluğunu itiraf ettiriyordu. Ve Yusuf yıllar önce masumiyetini yanına alarak girdiği zindandan yine aynı şekilde masumiyetini yanına alarak saraya doğru yürüyordu. Yine mutlak bir hakikat tecelli ediyordu. “Ve Allah emri üzerine galiptir…“(Yusuf 21)Kuyudan saraya, saraydan zindan a ve zindandan tekrar saraya.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.