1. YAZARLAR

  2. Hasan KAMİLOĞLU

  3. LİBYA’DAKİ TÜRKİYE !
Hasan KAMİLOĞLU

Hasan KAMİLOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

LİBYA’DAKİ TÜRKİYE !

A+A-

Libya, Hz. Osman (r.a) döneminde İslam topraklarına katılmış bir coğrafyanın parçası. Daha sonra bir dönem İtalyan asıllı Sicilyalıların, bir dönem de İspanyolların işgaline uğrar ancak Libya halkı Osmanlı’dan yardım isteyince Kanuni devrinin büyük denizcisi Turgut Reis Libya’yı İspanyol işgalinden kurtararak Osmanlı sancağı altına sokar ve Libya en huzurlu yıllarını da dört asra yakın Osmanlı şemsiyesi altına girdikten sonra yaşar.

Osmanlı, Balkan problemleri ile uğraştığı zor yılların içerisinde olduğu dönemde, coğrafi olarak artık Osmanlının kalbi olan Anadolu ile coğrafi bağlantısı kalmamasına rağmen Libya Osmanlıya olan bağlılığını devam ettirmiştir. Fakat Osmanlı’nın içerisinde bulunduğu durumdan fırsat bulan İtalya 1911 yılında Libya’yı işgal etmiş. Osmanlı devleti ise zamanın şartlarında Libya’da işgalci İtalyanlara karşı mücadele vermiş ancak ne yazık ki İtalya bu mücadeleden kazanarak çıkmış. Biz de birinci dünya savaşı ve sonrasında kurtuluş savaşına girip çıktığımız dönemin sonunda Libya’daki haklarımızdan vazgeçmişiz, ne yazık ki tıpkı başka yerlerdeki birçok hakkımızdan vazgeçtiğimiz gibi… 

İşgalci İtalya’ya karşı Ömer Muhtar önderliğinde uzun süren bir direniş hareketine geçilmiş lakin her türlü hile ve acımız yöntemleri deneyen İtalya devleti, bu direniş hareketini dağıtarak Ömer Muhtarı da idam etmiştir. Faşist İtalya böylece yirminci yüzyılın ortalarına kadar Libyalılara kan kusturarak ülkeye hâkimiyet kurmaya çalışmıştır. 

İtalya, 2. Dünya savaşından mağlup çıkınca egemen devletler onu Libya’dan da çıkardı ve Libya’nın bir kısmına İngilizler, bir kısmına ise diğer bir sömürgeci olan Fransızlar hükmetmeye başladı. Ancak 1951’de bağımsızlığına kavuşabilen Libya, krallıkla yönetilmeye başlar, fakat 1969’da Kaddafi darbe yaparak ülke yönetimini ele geçirir. İşte 2011 yılında ise hepimizin bildiği kurt kuzuyu yemeyi kafasına koyunca suyu neden bulandırıyorsun hesabı ile Amerika, İngiltere ve Fransa birlikteliği Libya’ya hava saldırısı başlattı. 

Ülkeyi birbirine karıştıran ve Kaddafi’yi kendi halkına öldürten şer güçler, kendi yandaşları olan Halife Hafter isimli eski bir generale ülke yönetimini vaad ederek Libya’yı tamamen parçalanma aşamasına getirdiler.  

Ancak bu süreçte içinde bulunulan şartlar, o toprakları henüz yüz yıl önce terk etmek zorunda kalmış olan Türkiye’yi yeniden devreye girmek zorunda bıraktı. 

Yazıya Libya’daki Türkiye başlığıyla başlamıştım çünkü hali hazırda ülkede bir buçuk milyon Türk var ve bu da altı milyonluk Libya nüfusunun dörtte biri anlamına geliyor. Dört yüz yıla yakın Türk egemenliğinde kalan ülkeye, aynı dönemde Anadolu’dan birçok Türk aile gelip yerleşmiş ve bugün ortalama on sekiz aşireti ve bir buçuk milyonluk nüfusu oluşturan bu Türk asıllı yapı, darbecilere karşı merkezi hükümeti desteklemekteler. 

Zaten Libya’nın Türkiye ile olan gönül birlikteliği bu yüzyılın ortalarında da tezahür etmiş ve 1947 yılında, geçmişte olduğu gibi tekrar Türkiye’ye bağlanmak istemiştir. Ancak aynı yıllarda ülkemizi yöneten anlayış ne yazık ki konuya ilgi bile duymamıştır. 

İşte bugün gelinen noktada Dünyanın en kaliteli enerji kaynaklarına sahip olan ülkeyi, Batı diye tanımladığımız, Amerikan, İngiliz, Fransız, İtalyan, Rus güçleri ve Batının gönüllü hizmetkarları olan BAE, Mısır ve Suud yönetimlerinin her biri, kendileri ve onlara o koltukları bahşeden sahiplerinin menfaatleri adına darbecilerin tarafında saf tutmuşken, devreye o coğrafya ile asırlara dayanan bir gönül birlikteliği olan Türkiye girdi. 

Yukarıda ismini saydığımız ülkelerin dış desteği ile darbeci Hafter, nerede ise Libya’yı tamamen ele geçirmekte iken, Türkiye’nin cesur ve akıllı, stratejik ve askeri hamleleri ile bir anda savaşı merkezi hükümet lehine döndürdü. Akabinde ise ismini saydığımız devletlerin paralı askerleri ülkeyi terk etmeye başladı. 

Gelinen noktada emperyal olarak ifade edilen ülkeler Türkiye’yi takdir etmelerinin yanında bir anda darbecileri tukaka göstererek Türkiye’nin ve merkezi Libya hükümetinin yanında yer aldıklarını açıklamaya başladılar. 

Tabi ki bundan sonra daha dikkatli olmakta fayda var. Zira batılı sömürgeciler petrol ve para gördükleri yerde her tarafa dönerler. Darbeciyi başa getiremedilerse, başta olanı kafaya almaya çalışır ve bir şekilde nemalanmaya çalışırlar. 

Elbette ki ülkemiz de tedbirlerini iyice almış ve gereken hamleleri zamanı geldiğinde ve yerinde yapmaya devam edecek. 

Buradan ayrıca çıkarılacak sonuç çok önemlidir. Çünkü Libya’da ülkemizin başarısı, diğer mazlum coğrafyalarda iç kargaşa darbeciler yolu ile birbirine kırdırılan ve sömürülen ülkelere de cesaret verecektir. Kendini sömüren küresel güçlere karşı cesaret bulacakları gibi tarih boyunca şemsiyesi altında huzur içerisinde yaşadıkları Osmanlının mirasçısı olan, hakkın ve adaletin yanında duran Türkiye’nin yanında yer almaya çalışacak hatta daha da önemlisi ülkemize bağlanmak isteyen birçok ülke olacaktır. 

Tarih gerçek mecrasına doğru akacaktır.

Selamette kalın.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum