Musa KARTAL

Musa KARTAL

Yazarın Tüm Yazıları >

KUYU

A+A-

                         

Karanlık iyiden iyiye bastırdığında yıldızlar aşağıdan habersiz,  kendi cümbüşünde raks etmeye hazırlanırken, gökyüzünde parlayan yıldızların yerdeki izdüşümü ise harika bir sanatı resmediyordu.

 Yukarının aksine, soluk desenler arasında ihanetin en acımasız nefesini soluyan bir çift göz  endişe içersin de yıldızları seyrediyordu. Ölüm sessizliğini yine ölüm boşluğuna düşen üç damla bozdu…

Cub! Cub! Cub!

Farklı bir ritimdi.Kendisi çok küçük ama yüreği çok büyük bir canın misafir edildiği bir akşamdı. Yalın ve basit ,bir o kadarda grift olan kuyu aslında izaha ne kadar da  muhtaçtı. Kucağına bırakılan emanetin farkında mıydı bilinmez ama Yusuf o gece kuyunun  tek tacıydı…

            Kuyu; her nefesin zorlandığı ve her adanmışın uğradığı  mekandı…her ihanetin usul usul duvarlarına resmedildiği donuk bir tuval, her zirveden aşağıya kaybedilen   irtifaydı…o yüzden soğuk, o yüzden ürkütücüydü…

            Yusuf ilk gece  anlam veremediği bir yalnızlığı yaşıyordu kuyuda. Belki de gördüğü rüyayı kardeşlerine neden anlatmaması gerektiği noktasında baba Yakup’un; “Sakına ha” deyişindeki düğümü çözmeye çalışıyordu.. Öldürülmemişti belki ama bu ölmeyeceği anlamına gelmiyordu . İçinde nefes alıp verdiği kuyunun geceden sabaha Yusuf’a sunacağı ne olabilirdi ki…

           

 

Yakup’un dünya güzeli Yusuf’u, bir peygamber terbiyesinin şekillendirdiği teslimiyetle sığındı rabbine. O’na sığındıktan sonra kim, kime ne  zarar verebilirdi değil mi?…Yüzüne yansıyan çocuksu bir masumiyetin büyüksü bir imanı ile  kendini gecenin kollarına bırakan Yusuf, bir taraftan da neden bu kuyuda olduğunu, abilerinin niye kendisine bu muameleyi reva gördüklerini anlamaya çalışıyordu…

            Haliyle her şey, Sünnetullah  (Allah’ın Sünneti) gereği kendi tabiatındaydı. Gece oldukça karanlık,  kuyu serin ve ürkütücü Yusuf ise oldukça endişeliydi.Çünkü Yakup bu geceyi ve ardındaki geceleri Yusuf’suz ,Yusuf da Yakup’suz geçirecekti…Üveylerse her gecenin sabahını beklerken vicdan azabı çekeceklerdi…

            Yusuf için zaman durmuş geçmek bilmiyordu. Gece sabaha çoktan ışmarı çakmıştı ama fark edilmiyordu.Gözyaşları Yakup’un yitiği için akarken,Yakup acısını yine Yakup’ça yaşıyordu…Rabbinden dilediği güzelce bir sabırla. İsnad edilenlerden ancak Allah’tan yardım isteneceğinin farkındalığıyla…

Diğer taraftaYusuf, kendi rüyasına ait rotanın ilk durağında. Sessizlik, alabildiğine sessizlik kuyuda sabahı beklerken….Bir noktaya asılı kalmış gözler ise uykusuz o gece  ihaneti resmederken… Yusuf halen masum, Yusuf halen şaşkındı kuyuda gecelerken…

Ve Yusuf, aydınlığa muhtaç bir karanlıkta  halen nefes alıp veriyordu sabahı beklerken…

Musa KARTAL

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.