1. YAZARLAR

  2. Hamide KURUBAL

  3. Kurbana özel
Hamide KURUBAL

Hamide KURUBAL

KÖŞE YAZARI
Yazarın Tüm Yazıları >

Kurbana özel

A+A-

Allah'a yaklaşmak gayesiyle,Allah'ın verdiği mallardan ve servetlerden Allah'ın rızasını kazanmak için kesilen hayvan olarak bilinir kurban.

İlk kurban olayı Hz Adem (a.s)ın evlatlarıyla başlamıştır. Habil ve Kabil arasında geçen bir anlaşmazlık yüzünden babaları onlara "Allah 'a birer kurban sunun,

Allah hanginizin kurbanını kabul ederse onun dediği olsun" diye öneride bulunur. 

Rivayete göre Habil çobanlık yaptığı için, en güzel hayvanı seçip kurban ederken

Kabil ziraatle uğraşmakta olup en kötü başakları Allah 'a sundu. Allah Habil 'in kurbanını kabul ederken, Kabil 'in sunduklarına, hiçbir hayvan bile tenezzül etmedi.

Kabil öfkeyle Habil'e "And olsun ki seni öldüreceğim" dedi. Habil "Allah ancak müttakilerin kurbanını kabul eder, eğer sen beni öldürmek için el uzatırsan ben elimi dahi kaldıracak değilim" dedi. 

Buradan anlaşılan odur ki Allah kurbanı değil kulun niyetini kabul eder.

Hz İbrahim 'in de ilk kurbanı oğlu İsmail değildir.

O öncelikle ana baba, çevre ve tüm bağlantılarını Allah için kurban etmiştir. (İMAN, SADAKAT). 

Bu uğurda kendini de kurban etmiştir.Nitekim  ateşlerin

içine atılan Hz İbrahim 'e Cebrail(a.s)yetişince dahi sadece Allah 'tan medet umduğunu ifade eden "KURBAN İBRAHİM!!"

Hacer annemizi ve oğlu İsmail 'i kupkuru bir çölde bırakıp geri dönerken Hacer annemiz "bizi burda kime bırakıyorsun" diye bir kaç defa sorar.

Cevap gelmeyince " bizi burada bırakmanı Allah mı emretti" diye sorar. O da evet manasında başını sallar. Hacer annemiz "o zaman git o bizi zayi etmez" der.

(TEVEKKÜL, TESLİMİYET.) 

Allah yoktan var edendir. Kupkuru Çöle hayat verendir.Hz Hacer oğlu için su bulmak gayretiyle koşuşturmaktadır Evren hareketi alkışlar. (SAY,SAFA, MERVE.) 

Ve kurban edilen 

Hz Hacer ve küçük İsmail için o kuru çölde rahmet olarak bir su çıkar. Dikkat edersek Tevekkül ve Teslimiyetten sonra yapılan gayretli çalışmanın sonrasında, ümitlerin tükendiği,

çaresizliğin zirve yaptığı bir anda Allah 'ın RAHMETİ yetişiyor. Ve Hz İsmailin yanı başında gürül gürül bir su fışkırmaya başlıyor. Hacer annemiz Çaresizce geri döndüğünde akan suyu  görünce su etrafa 

dağılmasın boşa gitmesin diye "dur dur" yani arapça ifadesiyle "zem zem" diyor. Eğer demeseydi şimdi oralar çöl değil, bir okyanus yada deniz olabilirdi. 

Zemzem 'in olduğu bu yere insanlar çok hızlı bir şekilde yerleşmeye başladılar. (MEKKE)... 

Oğlu İsmail dünyaya gelmeden Allah 'a söz veren Hz İbrahim 'e ardarda üç kez rüya yoluyla verdiği söz hatırlatılır. Bu söz hepimizin bildiği " bir erkek 

evladım olursa onu Allah 'a kurban ederim" sözüdür. Buradan bir ders çıkarmamız mümkün. Ağzımızdan çıkan herşey kabul olacak gibi dikkatli ifadelerde bulunmalıyız.

Bir danışanımızla yaptığımız para çalışmasında "Şu işim hallolsun 10 binlira borcum olsun" ifadesiydi ve on binliradan biraz fazla borcu vardı..para blokajlarından biri düzgün cümle oluşturamamasıydı onu fark etti.

Kim bilir sizlerin ağzından

neler çıktı da şimdi bedelini ödüyorsunuz..

Hz İbrahim verdiği sözle bizlere rahmet kapılarını aralamıştır.(Fatiha)

Devam edersek, verdiği söz kendisine defalarca hatırlatılan Hz İbrahim, biricik oğlu İsmaili alarak yola çıkar. Vesveseyle iş yürüten şeytan yolda kulağına 

"bu Allah 'ın emri olamaz, anlamadın mı çocuğunu kesmeni şeytan istiyor" gibi ifadeler fısıldar. Hz İbrahim şeytanı kovar. Şeytan bu defa Hacer annemize gider ona da

"kocan oğlunu kesecek ne duruyorsun" der. O da tam bir teslimiyetle "o ancak Allah 'tan aldığı emirle hareket eder" diyerek yanından kovar. 

  Şeytan azimle vazgeçmeden tüm kovulmalarına rağmen işine devam eder.(KARARLILIK)

Hz İsmail 'in karşısına geçer ona da aynı şeyleri söyler.

İsmail yerden taş alır ve şeytana fırlatır. Ve şeytanın gözü kör olur. O günden sonra "kör şeytan" olarak anılır. (ŞEYTAN TAŞLAMA)

Hz İbrahim kendisi için en değerlli, en sevdiği varlığını Allah 'a kurban olarak sunmuştur. Bu niyeti Allah kabul edince ona oğlunu verip onun yerine bir koç

göndermiştir. Bu bir lütuftur, rahmettir. Acaba bizler en sevdiğimiz şeylerden Allah için vazgeçebilir miyiz?

 Sizlere sorsam özgürlük nedir diye herkesin bir tarifi vardır mutlaka. İzninizle ben de bir tanım yapayım:

Özgürlük "Her türlü ihtiyaçtan ari(uzak) olmaktır yani hiçbir şeye ihtiyaç duymamaktır".

Tüm esaretlerimizi Allah'a kurban olarak sunsak;

 gerektiğinde en sevdiğimiz arabamızı, en sevdigimiz işimizi, en sevdigimiz arkadaşımızla olan sohbetimizi, malımızı mülkümüzü, En sevdiğimiz diziyi, En sevdiğiniz tatlıyı, canparesi evladımızı...

Kim bilir bize hangi rahmet kapıları açılır?..

Hepimizin Kurban Bayramı mübarek olsun sevgi ve saygılarımla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.