1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. Kur’an’dan mahrum nesiller
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

Kur’an’dan mahrum nesiller

A+A-

Uzun süredir yazmayı düşündüğüm konuların başında geliyordu “Kur’an’dan uzak anlayışı kaleme almak. Tabi adı “Kur’ansız Müslümanlar” olacaktı. Fakat bir hanım kardeşimiz “ağabey ağır olmamız bu ifade” deyince başlığı değiştirerek de olsa yazmak durumundayım. Zira İslam aleminin içinde bulunduğu çıkmaz sokakların Kur’an coğrafyasından uzaklaştıkça kendimizi kaybettiğimiz kanaatindeyim. Ayetlerin bize yön verdiği caddeleri bulabilmek için tekrar Kur’anla hayata dönmemiz lazım.

Tarihi bir vakıa ile olayı biraz açalım isterseniz. Yıl 1920’ler, yer İngiliz avam kamarası. Lord Curzon, İngiliz devlet adamı. Bu adam avam kamarasında ayağa kalkıyor; beyler, siz Osmanlı topraklarına girip onların mallarını alıp, abur cubur yiyemezsiniz, onları istila edemez, onlara sahip olmazsınız. Şu elimde gördüğünüz kitabı (ki o kitap Kur’an Kerimdir) onların elinden almadan bunları yapamazsınız. Bu kitabı onların elinden alırsanız asker göndermeye lüzum yok, bomba atmaya gerek yok onlara sahip olursunuz. Bundan yaklaşık 50-60 yıl sonra Almanya da geçen şu diyalog projenin ne kadar gerçekleştiğinin kanıtı olsa gerek. Hans ile Hasan iki samimi arkadaş. Bizim Hasan sürekli Ya Hans illa Müslüman ol diye baskı yapar. Her seferinde Hans da ben Müslüman olamam Hasan der. Niye der Hasan? Ya olamam çünkü ben içki içiyorum, Müslüman olduğum zaman içki içmemem lazım. Ula Hans dediğin şeye bak, bende içiyorum ama bak Müslümanın. Yine olmaz der Hans, Müslüman olduğum zaman namaz da kılmam lazım. Hasan cevabı yine yapıştırır, ula Hans bak ben de Cuma dan cumaya kılıyorum, gel Müslüman ol. Böyle birkaç İslam’ın rüknü daha konuşulur ikili arasında. Hans artık dayanamaz, ula Hasan desene zaten ben Müslümanmışım, niye baskı yapıp duruyorsun bana?

İşte içi ve içeriği boşaltılmış Müslümanlık örneği. Sizde etrafınız da zaman zaman bu tür yerli söylemlere şahit olmuşsunuzdur. Ya namaz kılmıyorum ama içim temiz. Benim dedem de hacıydı. Benim babaannem beş vaktini hiç kaçırmazdı, öldüğünde eli yüzü nur gibiydi. Allah herkesin içine verecek, vermezse olmaz gibi söylemler ne kadar samimi olursa olsun insanların kendini kandırmasından başka bir şey değil. Hiçbir kitap okunmasın diye yazılmaz. Hiç şüphesiz Allah’ta (CC) okunmasın diye kitap göndermez. Yeni aldığımız eşya, cihaz, alet edevat artık her neyse, hatta giysilerimiz de bile çoğu zaman etiketine bakarız ılık suda mı yıkanacak, nasıl ütülenecek her şeyini inceleriz. Bize hayatı veren zatın hayatı nasıl yaşamamız gerektiği ile ilgili gönderdiği kullanım kılavuzu mahiyetinde ki bilgileri içeren kitaba gelince okumadan, anlamadan bize bir şeyler vermesiniz bekleriz ondan. Hem de ilk emri İKRA (oku) olmasına rağmen biz onu okumak yerine evin yüksek bir yerine koyarak ona saygı gösterdiğimizi sanırız. Hele bir de makamlı, nameli okununca sanki büyü kitabıymış gibi etkilenip olağan üstü beklentilere gireriz.

Geçenlerde sosyal medya bir vatandaş din ile alakalı bir konuda ileri geri söylendiği bir paylaşımda bulunmuş. Ayetlerle örnek verip konuyu izah etmek istedim. Adam müthiş bir taarruza geçti. Ne peygambere saygısızlığım kaldı, Kur’ancılıkla suçlanıp ehli sünnete tersliğim kaldı, saydırdı durdu. Ve bunu dine olan bağlılığından yapıyor zatı muhterem. Halbuki aynı dinin müntesipleri birbirlerini böyle malayani suçlamalarla rencide eder mi? Kaldı ki Peygambere sevgisi olan bir Müslüman şunu da bilmesi lazım “Mü’min kardeşini sevmedikçe iman etmiş sayılmaz, iman etmedikçe cennete giremez” düsturu bizi hayat şiarımızdır. Kur’anın bir harfine saçlarım adedince başım olsa her gün biri kesilse ben buna razıyım.  “Ey iman edenler Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Kim onları dost edinirse bilsin ki o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez”. Buradaki dostluktan maksat dünyevileşmedir. Yahudi ve Hristiyanlar dinlerini dünyevileştirdiği için dini açıdan onlara benzemeyin diyor Rabbimiz. Yoksa alış-veriş yapmayın, onlara düşman olun demiyor. İşte Kur’anı hayatımızdan çıkardığımız an dünyevileşmeler başlıyor demektir. Eğer siyasi ihtiraslar dinin önüne geçiyorsa orada durup bir sorgulamak lazım. Farklı kulvarlarda siyaset yapılıyor diye Müslüman kardeşine ağzına geleni saydırıyorsa burada bir problem var demektir. Üç kuruluş dünya hayatı ahiret yurduna değişilmez. Tekrar Kur’an la yüzleşmemiz lazım, yeniden kendimizi tarif eden hayata geri dönüş yapmamız lazım. Yoksa gidişat hiç iyi değil.

 

Selam ve dua ile hoşça kalın, esen kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.