1. YAZARLAR

  2. Ahmet DEMİRKAYA

  3. Kronik Erdoğan Düşmanlığı
Ahmet DEMİRKAYA

Ahmet DEMİRKAYA

Yazarın Tüm Yazıları >

Kronik Erdoğan Düşmanlığı

A+A-

Başlığı atılıp uzun süredir yazılmayı bekleyen yazılardan biri yeri ve zamanı gelmişken bitirelim istedik bugün.

Nasıl olsa Erdoğan sağ olmaya devam ettiği sürece bu yazıların gündemi de eskimeyecek.

Herkes sayın Erdoğan’ı hangi gözle nasıl görüyor bilemem, ben dünya ve Türkiye’deki güncel olaylara bakarak akıl, vicdan ve inancımın verdiği iradeyle adil bir şekilde değerlendirmek istiyorum.

Son zamanlar da kronik bir şekilde Tayyip Erdoğan düşmanlığı artarak devam ediyor.

Önünden sinek geçse Erdoğan tu kaka diyecek kadar işi abartanlar da var!

Evde karısıyla kavga edip Erdoğan tu kaka diyenler de!

Kamu da başarısız olup altta personeline baskı yaparak hem kendisi hem personeline sorumlu Erdoğan diyen de!

Ticaretini hile üzerine kuran, işler iyi gitmeyince Erdoğan tu kaka diyenler de az değil hani!

Bir de sayın Erdoğan’ın yıllarca sırtında taşıyıp adam ettiği ve fakat durması gereken yeri gösterince Erdoğan tu kaka diyenler de var!

Bu örnekleri günlük hayatta yaşadıklarınıza bakıp çoğaltabilirsiniz.

Ancak ne var ki benim en çok garibime giden Erdoğan’ın da inandığı, inandıklarından çok mağduriyetler yaşayıp bu alanda bir hayli iyileştirme yaptığı sözüm ona dindar kesimden gelen sert eleştiriler.

Bir defa şunun altını kalın çizgilerle çizelim.

Erdoğan peygamber değil, dini lider değil, herhangi bir cemaatin önderi hiç değil. O siyasi bir lider.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi inançlı bir siyasi lider olduğu için önüne çok büyük engeller çıkarılmış, işleri hep zorlaştırılmış. Göreve geldikten sonra da inancın önündeki bu zorlukları nasıl aşabilirizin mücadelesini verdiğine inandığım bir lider.

Bunun yanın da ülkenin daha önceki siyasilerin açtığı bütün vatandaşları ilgilendiren sorunları çözmeye çalıştığına da inandığım bir lider.

Bütün sorunları çözdüğü, başarılı olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu.

Ancak ne var ki, bu ülkenin siyasi rejiminin adı halkın kendi kendini yönettiği cumhuriyet rejimi.

Yani hiç kimse topu taca atmadan, elini vicdanına koyup öyle yorum yapsın. Kimin öncelikli tercihi neyse ona baksın.

İş eleştirmeye kaldıktan sonra kaşının altında gözü olması yeterli.

Türkiye’deki siyasi parti sayısını bilen var mı? Benim bildiği en son 150’lilerin üzerindeydi. Buna yakında Ak partiden kopanlarında kuracağı parti veya partileri de ekleyin.

Sadece genel merkezleri bazında yöneticilerini asgari 50 kişi desek 7500 kişi yapar. Türkiye geneli olarak hesaplarsanız bu sayı 30 binleri buluyor. Bunların seçmenlerini hesapladığınız da bu sayı daha da artacağı bir gerçek.

Bunlara cemaatleri, dernekleri, sendikaları katarsanız ne kadar çok görüş ayrılıklarının olduğunu görürsünüz.

Bu kadar farklı görüşe sahip toplumun her isteğini yerine getirmek o kadar kolay olmasa gerek.

Madem ki kendi kendimizi yönetiyoruz o zaman biraz da çözümlerimizi bireysel olarak üretmek lazım gelmez mi?

Özellikle dindar kesime söylüyorum, amacınız dini değerlerinizi yaşatmaksa bundan daha iyi bir fırsatı daha hiçbir yerde bulamazsınız.

Yok, iktidar nimetlerinden de yararlanmak istiyoruz diyorsanız o zaman kusura bakmayın sizin din diye bir derdiniz yok.

Düşün adamın yakasında da başkalarının umutlarını gölgelemeyin.

 

Bu yazı daha çok uzar da başka başlıklarla devam ederiz inşallah.

 

Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile….

 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.