1. HABERLER

  2. KÜLTÜR - SANAT

  3. 'Kodokushi', 'Gelincik' ve 'Koku' 8. Boğaziçi Film Festivali kapsamında gösterildi
'Kodokushi', 'Gelincik' ve 'Koku' 8. Boğaziçi Film Festivali kapsamında gösterildi

'Kodokushi', 'Gelincik' ve 'Koku' 8. Boğaziçi Film Festivali kapsamında gösterildi

Bu yıl sinemaseverlerle 8'inci kez buluşan Boğaziçi Film Festivali, film gösterimleri ve özel etkinliklerle devam ediyor.

A+A-

"#HerŞeyeRağmen" sloganıyla ödüllü yapımları sinemaseverlerle buluşturan Boğaziçi Film Festivali, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün katkıları ve Anadolu Ajansının global iletişim ortaklığında düzenleniyor.

Ensar Altay'ın yazıp yönettiği belgesel film "Kodokushi"nin gösterimi, festivalin dördüncü gününde film ekibinin katılımıyla Beyoğlu Sineması'nda gerçekleştirildi.

Gösterimin ardından yönetmen Altay ile ekibi izleyicilerin sorularını yanıtladı.

Altay, filmin hikayesiyle ilgili şunları kaydetti:

"Bir gazete haberinde gördüm ben. Bir jenerasyon ölümle yüzleşiyor başlığı altında ilginç bir haberdi. Böyle birkaç gün aklımdan çıkmadı o haber. Ozu'nun (Yasujiro Ozu) Tokyo Story filmi vardır. O filmde modern yaşam biçiminde yaşlıların, ebeveynlerin yalnızlığa terk edildiği temasını işliyor. Haberi görünce bu film aklıma geldi. O yalnızlığa terk edilen yaşlılar artık sadece terk edilmekle kalmıyor, yalnız ölüyorlar. Uzun süre bulunamıyorlar, öldükten sonra, çürüyorlar, çürüdükten sonra bir sektör gelişmiş, temizlik sektörü gelişmiş. Sadece Tokyo'da 40-45 civarında, Kodokushi temizliği yapan temizlik şirketi var. Yalnız ölümlere yetişemiyorlar. Ozu'nun vizyonunu paylaşmak, modern yaşam biçiminin vardığı noktayı böyle çok net bir şekilde görmek bizi çok heyecanlandırdı. Bu vesileyle başladık."

"Bu filmi yaptıktan sonra daha iyi, daha fedakar insanlar olduğumuzu düşünüyoruz"

Hikayenin ne kadarının gerçek olduğu sorusunun sıkça kendisine sorulduğunu belirten Altay, tamanının gerçek olduğunu vurguladı.

Altay, meseleye sadece Japonya özelinde bakılmaması gerektiğini, onların yalnız ölümü diğer ülkelerden daha erken tecrübe ettiklerini, ancak bütün ülkelerin ilerleyen yıllarda bu sorunla yüzleşmek zorunda kalacağını ifade ederek, "Buradaki mesele özgür birey kavramının zirveye vardıktan sonra toplumun ne hale geleceği, yani Japonlardan ziyade ki bu yalnız ölümler üzerinde bayağı araştırdık en son Japonya'da karar verdik. Sadece Japonya'da olmuyor yani. Avrupa'da da oluyor. Türkiye'de de zaman zaman oluyor." açıklamasında bulundu.

Yalnız ölümlerin temel sebebinin insanların konforuna düşkün olması olduğuna değinen Altay, "Başka bir sebebi yok yani böyle çok büyük şeyler aramaya lüzum yok. Biz özgür olacağız, rahat yaşayacağız dediğimiz noktada fedakarlık etmediğimiz noktada bu tip sonuçlarla karşılaşabiliyoruz. Ara sıra konuşuyoruz arkadaşlarımızla. Bu filmi yaptıktan sonra daha iyi, daha fedakar insanlar olduğumuzu düşünüyoruz." diye konuştu.

İstanbul Film Festivali'nin hem ulusal hem de uluslararası kategorisinde yarışan "Kodokushi"nin oyuncu kadrosunda Norihito Oikawa, Kuniaki Muramatsu ve Aiko Oshima yer alıyor.

Yapımcılığını da Ensar Altay'ın, görüntü yönetmenliğini ise Kürşat Üresin'in üstlendiği film, yalnız ölenlerin evlerini temizleyen bir şirkette çalışan Norihito ile toplumsal bir tecritte sessizce hayatını yaşayan Muramatsu'nun hayatlarını konu ediniyor.

'Gelincik' 8. Boğaziçi Film Festivali kapsamında sinemaseverlerle buluştu

Orçun Benli'nin uzun metraj filmi "Gelincik"in gösterimi, film ekibinin katılımıyla Beyoğlu Sineması'nda gerçekleştirildi.

Gösteriminin ardından, yönetmen Benli'nin yanı sıra oyuncular Ahmet Mümtaz Taylan, Kaan Yıldırım, İnan Ulaş Torun ile yapımcılar Şükrü Üçpınar ve Bulut Reyhanoğlu soruları yanıtladı.

Benli, projeyi uzun süre önce tasarladığını ve bir üçleme olarak planladığı projenin ikinci filmi için de çalışmaya başladıklarını söyledi.

Filme yapımcı olarak da katkı sunan Kaan Yıldırım, önce oyuncu olarak dahil olduğu filmin kendisi için keyifli bir süreç olduğunu dile getirdi.

"Karadayı" karakterini canlandıran Ahmet Mümtaz Taylan da senaryonun oluşum aşamasında filme dahil olduğunu belirterek, "Senaryo oluştuğunda, Orçun'u ve Şükrü'yü yüreklendirmeye çalıştım. 'Bu iyi bir senaryo, çalışır. Evet imkanlarımız var ama bu tür sinema için genel olarak geniş imkanlar bulmak mümkün değil. O yüzden bir şekilde başlamak lazım.' dedim. Onların da cesareti ve enerjisiyle girildi." diye konuştu.

Senaryosunu Şükrü Üçpınar ile Orçun Benli'nin kaleme aldığı "Gelincik"in müziklerinde Sertaç Özgümüş imzası bulunuyor.

Ahmet Mümtaz Taylan'a 57. Antalya Altın Portakal Film Festivalinde "En İyi Erkek Oyuncu Ödülü"nü getiren filmin görüntü yönetmenliğini Tufan Kılınç üstleniyor. 

Filmin konusu özetle şöyle:

"Görevinden ayrılan genç komiser Ayhan, gittiği orman evinde kızının gelişini beklerken yeni hayatına uyum sağlamaya çalışır. Ormanda avlanırken yanlışlıkla bir gelincik vurur. Ayhan evde geçmişinden gelen anılarla yüzleşirken bir yandan da kendisine musallat olan gelincikle mücadeleye koyulur. Karşısına çıkan yeni ve tuhaf dostu Karadayı’nın hayatına girmesiyle olaylar zaman içinde mantık sınırlarını aşmaya başlar ve onu gerçekle gerçek olmayanı ayıramaz hale getirir."

"Koku" sinemaseverlerle buluştu

Barış Gördağ ve Yasin Çetin'in uzun metraj filmi "Koku"nun gösterimi, film ekibinin katılımıyla Kadıköy Sineması'nda gerçekleştirildi.

Gösteriminin ardından, yönetmenler Gördağ ile Çetin'in yanı sıra oyuncular Yunus Emre Yıldırımer, Eren Yılmaz, Önder Yalçın, görüntü yönetmeni Kaan Çalışkan ile yapımcı Hayati Yılmaz soruları yanıtladı.

Gördağ, karakterlere çok fazla müdahale etmemeye çabaladıklarını dile getirerek, filmde insanın kendi yarasını tanımadan iyileşmesinin ne kadar mümkün olduğunu sorguladıklarını söyledi.

Çetin de 2 yıla yakın proje geliştirme süreci yaşadıklarını belirterek, "Oldukça zorlayıcı bir çekim süreci yaşadık diyebilirim. Filmde geçen çiçeklerin İstanbul'a getirilmesi bile bir meseleydi. Açıkçası 250 saksıyı özel olarak getirdik. Pandeminin başladığı zamanlarda set ortamı kurmak zorunda kaldık, bu durum da zorlayıcı etkenlerden biriydi. " diye konuştu. 

Filmin yapımcılarından Yılmaz ise hikayeyi okuduğunda çok etkilendiğini ifade ederek, "Zahmetli geçen 2 yılın ardından burada olmak mutluluk verici, bu şartlarda film izlemeye geldiğiniz ve salonu doldurarak bize bu onur yaşattığınız için çok teşekkür ediyoruz." dedi.

Filmin konusu özetle şöyle:

"Felsefe profesörü İlhan, menopoza girmek üzere olduğunu öğrenince bir an önce çocuk sahibi olmak ister. Annesinin, erkek kardeşlerine olan düşkünlüğü yüzünden eksik ve yarım sevgilerle büyümüştür. Psikoloji yüksek lisans öğrencisi Mustafa'yla para karşılığında anlaşarak hamile kalır. Sıkıntılı hamilelik sürecini Mustafa’nın ailesinin Malatya’daki köyünde atlatması gerekir. Köyde, ninesini yeni kaybetmiş sağır ve dilsiz bir kızla yolları kesişir. Küçük kız, ninesinin nergis kokusunu anımsatan parfümü nedeniyle İlhan'a bir anda bağlanır. İlhan gerçek ve karşılıksız sevginin ne demek olduğunu Zel'den öğrenecektir."

8. Boğaziçi Film Festivali kapsamında yarın Beyoğlu Sineması'nda "Salınger Yılım", "Odaklan Babaanne", "Güzel Günler Bizi Bekler", "Güneşin Çocukları", Kadıköy Sineması'nda ise "Şeytan Yoktur", "Ölü Ekmeği", "Kumbara" ve "Mavzer" filmleri izlenebilecek. 

30 Ekim'de sona erecek festivalin ayrıntılı programına "www.bogazicifilmfestivali.com" adresinden ulaşılabilir.

 AA

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.