1. YAZARLAR

  2. Hasan KAMİLOĞLU

  3. Kızılelma'ya ulaşmak
Hasan KAMİLOĞLU

Hasan KAMİLOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Kızılelma'ya ulaşmak

A+A-

        Sevgili kardeşlerim son dönemde tarihimizle ilgili çekilen filmlerde dile getirilse de özellikle Afrin operasyunumuz sürecinde genç bir askerimizin muhabirin sorduğu “Nereye gidiyorsunuz” sorusuna “Kızılelma’ya” cevabını vermesi üzerine, Kızılelma kavramı daha fazla gündemimize girdi. Elimden geldiğince yine kısa yazacağım fakat biraz şu meseleyi beraberce irdeleyelim.

        Kızılelma kavramı ile ilgili birkaç farklı rivayet olsa da daha akılda kalıcı olması amacıyla en az iki tanesini ifade etmekte fayda var. Denildi ki Oğuz Atalarımızın Ortaasya’dan henüz bu coğrafyalara gelmemiş olduğu dönemlerde, kendilerine Hazar bölgesi kaanının, çadırının üzerindeki altın topu kızıl bir elmaya benzetmek suretiyle kendilerine Hazar bölgesini ele geçirmeyi hedef koymuşlar ve böylece Türkler için fethedilmesi hedef edinilen her yer ele geçirilecek bir Kızılelma hedefi olmuştur. Bir diğer ve daha yakın dönem ifadeye göre ise Kızılelma, Batı Roma’daki katedralinin üzerindeki altın rengi kubbeyi simgeler. Zira biliyoruz ki Doğu Roma imparatorluğunu yıkan büyük hukümdar Fatih’ten sonraki süreçte ecdadımızın bir sonraki hedefi ise Vatikan’ın da içerisinde bulunduğu Papalığın merkezi olan Roma’ydı. Sultan Fatih’i şehadete yürüten hedef de buydu, Kanuni’yi Viyana’ın kapılarına dayandıran aşkta. Aslında Türkler Müslüman olduktan sonra Kızılelma hayali bir ilâ-i kelimetullah amacına dönüşmüş, devamında ise bu kavram ne sadece Hazar Kaanının ipek çadırının olduğu bölgeleri ele geçirmek ne de Batı Roma’yı elde etmek hedefi olarak kalmıştır. Aslında Kızılelma, güneşin doğup battığı her yere ulaşabilmek, Allah’ın ahkâmını ve islamın adalet anlayışını tüm cihana yaymak amacına dönüşmüştür.

        Şimdi yeniden dilimizde yer bulmaya ve gönlümüzde canlanmaya başlayan bu hayali gerçekleştirmek elbet her Müslüman Türk evladının hedefi olmalıdır. Ancak bunun için yapılması gereken pek fazla şey var. Zira geçmişte o şanlı ecdadımıza baktığımız zaman o kutlu ülkünün o büyük hayalin peşinden koşarken her şeyi ilmek ilmek dokuduklarını görmemek mümkün değil. Zira sadece ülkeleri fethetmek, hedefinize ulaşmanız için kâfi değildir. Hocam burada da mı eğitim diyeceksiniz! Evet eğitim diyorum. Zira öncelikle milli manevi değerleri içselleştirmiş, birbiri ile kaynaşmış ve gelişmeyi özümsemiş bu ülküyü topyekün halinde gerçekleştirebilecek bir nesil yetiştirmek için önce eğitim. Eğitim sistemimizi milli, manevi değerlerle birlikte hızla gelişimi amaçlayan müspet bilim üzerine kurgulamadıktan sonra bırakın Kızlılelma ülküsüne ulaşmayı gelecek nesillerimizin eldeki vatanı koruması daha da zorlaşabilir de. Zira mevcut sistem üzerine kugulanmış eğitim programında, ülkemizin en iyi üniversiteleri olarak gösterilen okullarda onbeş yirmi yıl boyunca emek verilerek mezun olan bir çok öğrencinin bırakın bilimi, müsbet ilmi gelişmeyi filan, ne yazık ki bu ülkenin ve milletin öz kimliklerini aşağılayıcı, mukaddes değerlerine hakaret edici bir nesle dönüşerek mezun olduklarına şahit oluyoruz. Buna mukabil madem hedeflerimiz var ki; Olmalı. Hiç kimsenin olmasa senin, benim, bizim olacak; Öyleyse atalarımızdan aldığımız bu mukaddes emaneti genele yayabilecek, onunla insanlığa umut ışık olabilecek bir gelecek kurgulamalıyız. Unutmamalı ki toplumları kucaklayacak, bizden olmayan kitleleri bile arkamızdan sürükleyecek, başka milletlere kendi kültürünüzü taşıyabilecek cazip bir devlet olabilmemiz için, kültürünüz, diliniz ve ileri gelişmişliğiniz şarttır. Bunun için de eğitimimizi bu kurgu üzerine sistemleştirmek, hem bu ülkenin geleceğini kurtarmak hem de bizi diğer milletlere önder yapacak yeni bir medeniyet kurgusu için elzemdir.     

        Unutmamalı ki Yüce Allah’ın bir ihsanı olarak binyüz yıldır Türkler islamın hizmetkarı ve güneşin doğup battığı her coğrafyaya umut olmuştur. Bu anlayış ve bu umutla birlikte, Bosna’dan Kudüs’e, Üsküp’ten Şam’a, Tuna’dan Kudüs’e, Kosova’dan Medine’ye, Mekke’ye kadar hasretle bizi bekleyen nice coğrafyalar var. Atalarımızın mirasınına ve hayaline sahip çıkarak ulvi değerler ve bilim ile harmanlanan eğitim sürecimizde şüphesiz ki kendi öz değerlerimizden beslenmemizin ana kurallarından bir tanesi de Osmanlıca’nın yani eski Türkçe diye ifade edilen eskimeyen Türkçemizin artık bir lisans, tez yada doktora meselesi olmayıp her Türk evladının Osmanlıcayı okuyabileceği ve atalarından miras kalan milyonlarca esere ulaşabilmesini sağlayarak Osmanlıca derslerinin temel eğitim seviyesinden itibaren evlatlarımıza öğretilmesi ve kendi atalarımızdan miras kalan öz kaynaklarımız ile beslenerek geleceğe taşınmamız icap etmektedir.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum