1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. Ketum dilim lanet terör
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

Ketum dilim lanet terör

A+A-

Bazen kelimeler boğazıma düğümleniyor, ne yazacağımı seçmekte zorlanıyorum. İlk yazmaya başladığımdan beri hep eğitici, kültürel makaleler yazmayı planlamışımdır. Ama şartlar hiçbir zaman planıma sadık kalma imkanı vermedi. Cennet vatanımda gün geçmiyor ki güzel yazılara imza atacak olaylar yaşayalım. Yarım yüzyılı aşan yaşımızda hep kan ve gözyaşıyla yatıp kalktık. Bir daha bu millete İstiklal marşı yazdırmaması için Rabbimize dua ettik sabah akşam. Ne var ki düşmanlar uyumuyor, boş da durmuyor. Başbakan’ın Genelkurmay Başkan ile birlikte yaptığı basın açıklamasını izledim. Onun da kelimeler boğazına tıkanıyordu. Kolay değil sorumluluk sahibi olmak. 

Kime ne anlatabilirsiniz ki? Bugün ölmeyecek gibi dünya yarın ölecek gibi ahiret yurdu için yaşayan bir millettik. Dünya hayatı bizim için ahiret yurduna hazırlık çalışmasıydı. Bu çalışmaları yapabilmek için yaşadığımız yer gideceğimiz yer kadar kutsaldı bizim için. Bu yüzden vatanı korumak ibadetti. Toprak bir kara parçası değildi bizim için. Al yıldızlı bayrağımızın özgürce dalgalandığı, ezanların gök kubbeyi inlettiği yerdi vatan. Kars’tan gürleyen sesimiz Edirne’den vururdu Avrupa’nın semalarına. Elimizde Kur’an, kalbimizde iman, en çetin düşman bile dilerdi bizden el eman, el eman. Çocuklarımıza hikaye gibi geliyor bu gerçekler, anlatamıyoruz halimiz oldu duman. İçeride bin bir surat onlarca soytarı, batılı ağabeyleri veriyor silahı, ayarı. Çözemedik hangisi düşman hangisi daha yaman.
Dilim ketum olmadan önce yüreğime kilit vurdular, elimizden manevi değerlerimizi aldılar ses çıkaramadık. Doksan kusur yıldır adam gibi adam yetiştiremedik. Bizim diyemediğimiz evlatlarımızla dolu sokaklar. Gördüğümde tanıyamıyorum bu çocuklar hangi milletten diye garip garip bakıyorum yüzlerine. Hepsi oyunda oynaşta. Altta blue Jean, ayaklarda Adidas- Nike, ellerde iPhone, saçlar renk renk, ton ton, bedenler dövmeli-boyalı karton. Şaşıyorum burası hangi memleket diye. Ankara’da 28 fidan toprağa düşmüş Avrupa’nın, ABD’nin, Rusya’nın umurunda mı? Zaten her şey kontrollerinde. Siyaset mi, o zaten kucağımıza verilen en kutsal oyuncak. Oyunu, oyuncuyu, rolleri de onlar veriyor, kuralları onlar koyuyor bizlere de ağlayıp gözyaşı dökmek kalıyor. Devlet erkanı boynu bükük, ne cevap vereceğim şehit analarına, ne söyleyeceğim kucağında yavrusuyla ağlaşana? Su bulanmış, kurt barıyı dolanmış, kuzular bin bir telaş. Siyaset simsarları mağdur avında, ateş düşmüş kalbimizin ortasına simsarların umurunda mı? Hangi partiden olduğunun önemi var mı, adı ak olmuş, kara olmuş, CHP olmuş, MHP olmuş. HDP’yi saymıyorum bile. O bu ülkenin partisi olamamış. Rant rant rant, hepiniz olmuştunuz Ermeni hepiniz Hrant, şimdi niye hiç biriniz Mehmet değil, Mehmetcik değil? Ketum dilim kelimeleri yutkunamıyor. Terör mü dediniz? Siz devletle uğraşa durun, onlar yeni eylemler peşinde. Göremiyorsunuz değil mi? Görseniz ne olacak ki, sizin suçlunuz hazır, devlet. Sahi en son kapınızın önünü ne zaman temizlediniz?
Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…
  

Önceki ve Sonraki Yazılar