1. YAZARLAR

  2. Bedrettin Naim ARSLAN

  3. Kentsel düşünüm…
Bedrettin Naim ARSLAN

Bedrettin Naim ARSLAN

KÖŞE YAZARI
Yazarın Tüm Yazıları >

Kentsel düşünüm…

A+A-

Gittikçe artan dünya nüfusu, buna bağlı olarak artan yeni yerleşim yerleri ihtiyacı…
Ve bunun sonucunda ihata duvarlar arasına inşa edilmiş devasa siteler…
Modern yaşam denilen,  toplum olabilmenin engeli, belki de düşmanı kentsel dönüşüm…

Yazımızın ilk paragrafını okuyan değerli okurum başlık yanlış diyecek belki de. Hayır yanlış değil.
En azından benim düşünceme göre değil. Eh yazının sonlarına doğru katılır mısınız; katılmaz mısınız bilmem… Şöyle ki…

Mahallelerimiz vardı… Sağlı sollu değişik kat ve mimarilerde konuşlanmış evlerden oluşan… Çoğu Arnavut kaldırımı döşeli… Pencerelerde zilli Ayşeler, begonyalar, güller… Rengarenk…
Birkaç sokak ta bir bakkalımız vardı… Herkesi postacıdan iyi tanıyan… Hatta çoğu bu mesleğin yanında muhtar olarak seçilirlerdi… Fakirinden zenginine herkesin tanıdığı… Hatta sevdaların mimarlarıydı çoğu kez… Kim kim ile sevdalıdır bilirlerdi… Babalar, analar bilmese de…  Özlenecekler, hem de daha çok…

Berberlerimiz vardı… Hani iki kelime ile anılan… Berber Hamit, Berber Zeki gibi… Kimseye sormazdı saç mı sakal mı diye… Çünkü kimin ne olacağını zaten bilirdi… 15 gün önce yine kendisi traş etmişti yine. Neden bilmesindi ki?  Kasabada olup bitenden haberdar olurduk… Ve bir saat öncesinde ayrıldığımız insanlar Berber Hamit’in, ya da berber Zeki’nin yanından geldiğimizi bilirdi… Çünkü başa bakardı herkes ayağa değil…

Kahvehaneler vardı… Köşesine konulan belki elli adeti geçmeyecek kitaplardan ötürü kıraathane olarak anılırdı bir dönem… Ha işte burası ülkenin gündeminin takip edildiği tek yerdi… Yoktu çünkü öyle her iş yerinde televizyon…Kahveci Seyfo’ya sorardı millet başbakan ne dedi diye… Zamları ilk ondan öğrenirdi ahali…Çöğ konteynerlerı yoktu. 200 litrelik ağzı açık variller di mahallenin çöp toplama yerleri… Kapakları olan varsa biraz daha lüks yerdesiniz demektir. Evet çok şey yoktu o zamanlar… Peki ama ne vardı o günleri özleten…

Mahalleli birbirini tanırdı… Lakaplarına varana kadar… Dede nine anne baba evlat torun her birinin ismiyle cismiyle…Şimdi öyle mi? Bir aparman düşünün. 20 Katlı… Her katta 10 daire. 200 aile… Asansörler de karşılaşıldığında günaydın , iyi akşamlar sözlerinin kullanıldığı. Ve evde konu. 76 numarayla karşılaştım. Adı yoktur artık. Numarası vardır sadece…Bir elin parmak sayısını geçmez bir birlerini tanıyanlar… 
Bakkal yerini market almıştır… Kasiyer vardır sadece… Görevi almak, sadece almak. Kimseyi tanımazlar genelde. Mahalle kültürü yok, noksan çünkü… Berberin yerini kuaför almıştır. Onu da Türkçe okunuşuyla yazmazlar genelde… Erkek tipinde , her kelimesinin başında ay kız diye hitap eden
İki arada bir derede yaşayan canlılar diyeyim. Ne erkeğe benzerler ne kadına… İşleri bellidir genelde… Saç yapmanın yanında ailevi meseleler… Eh millet mahalle kültüründen uzaklaştı ya,  boşluk doldulmalı… İşte o yüzden kuaför Hayriş var… Sevdalar da değişti… O kentsel dönüşüm adlı, insanları müsafahalaşmadan uzaklaştıran oluşum var ya,  çekirdek aile kültürünü de değiştirdi… Eskiden gençler ebeveynler aracılığı ile tanıştırılır evlenir ya da evlenemezlerdi… Gençlerin hiç sorumluluğu yoktu… Ahirette ecrini de, mükafatlarını da görecekler ebeveynlerdi…  Bir çoğumuzun başında değil mi?
Evet benim sevgili okurum !... Ne dersin, yazımızın başlığı yanlış mı?

Sonuç olarak :  Binalarda kentsel dönüşümden önce insanlar da değerlere bağlı kalabilmeyi öğretebilirsek  o zaman modern bir millet oluruz… Aksi takdirde daha çok cenazesi koktuğu için kapısı kırılan, bu daire dede şu adam yaşıyormuş dedirtilen vakıa yaşarız…

Benden söylemesi!...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.