1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. IHH Gebze’den Suriye’ye yardım
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

IHH Gebze’den Suriye’ye yardım

A+A-

Bülent Yıldırım ve IHH’yı kurulduğu günden beri tanır ve takip ederim.  Sayın Yıldırım’ı Türkiyeli ilk Bosna şehidi Selami Yurdan’ın Kadıköy Cafer Ağa kapalı spor salonunda yapılan gecede tanımıştım. Geçtiğimiz Cumartesi günü IHH Gebze temsilciliği ve Kentin Kadınları platformunun organize ettiği Suriye savaşın mağdurları için toplanan yardımların gönderildiği etkinlikte gördüm sayın Bülent Yıldırımı. Bir hayli yıpranmış ve yaşlanmış gördüm. Anlattıklarını dinledikten sonra hak vermemek elde değil. 
GKM de düzenlenen etkinlik Suriyeli küçük bir kız çocuğun mektubunun okunmasıyla başladı.  "Bu benim vasiyetimdir. Canım annecim! Senden benim güzel gülüşlerimi hatırlamanı ve yatağımı olduğu gibi bırakmanı istiyorum. Ve sen ablacığım! Arkadaşlarıma de ki: ’O açlıktan öldü...’ Ve sen abiciğim! Üzülme; ama, ikimiz birlikte, ’Biz açız!..’ dediğimizi hatırla. Ey Ölüm meleği! Acele et ve ruhumu al ki artık cennette yemek yiyeyim. Ben çok açım. Ve ey ailem! Benim için korkmayın. Ben sizin yerinize de cennete yiyebildiğim kadar çok yiyeceğim" Allah hiç kimseye ve çocuğuna böyle acılar yaşatmasın. Bizler çocuklarımıza yemek beğendiremezken, kıyafet beğendiremezken orada çocuklar açlıktan öldüğünü dünyanın sağır kulaklarına bu sessiz çığlıkları atıyorlar. Bülent Yıldırım daha bunların nicelerine şahit olmuştu geçen 25-30 yılda. 
Çok çarpıcı ifadeler de bulundu sayın Yıldırım. Geçmişte Kürtlere yanlış yapılmış olabilir, yapıldı da. Ama bugün doğuda yaşadığımız bu terörün hiçbir haklı gerekçesi yok. Çünkü 13 yıldır bir sürü yardımlar ve kalkınması için imkanlar verildi ama onlar bu imkanları Kürt halkının yararına kullanmak yerine onları bölgeden kaçırıcı eylemlere baş vurdular. Çünkü bunun Kürt halkı hiçbir alakası yok. ABD ve İsrail bölgemizde bir milyar insanı kirli bir savaşın içine çekmeye çalışıyor. PKK’lıların keskin nişancıları bile ya Sırp, ya Ermeni (bütün Ermenileri değil tabi ki) ya da Rus ajanları. Hedef İslam coğrafyasının ve Müslümanların parçalanması diyor sayın Yıldırım. Bir anneden bahsetti bütün evlatlarını ve kocasını şehit vermiş. Ellerini açmış beddua ediyor. Diyemedim anacağım beddua etme. Çünkü elinde bir tek o kalmış. Acımasızlık ve merhametsizliğin almış başını gittiği bu coğrafyayı Allah bir an önce kurtarsın. Bu anlamda Allah’ın bize yardım etmesi için iyilik ve takvada birbirimizle  yarışmamız lazım. Çünkü bu insanlar açlığa mahkum edilerek esir alınmaya çalışılıyor. Bülent Yıldırım bunları anlatırken uyduruk bahanelerle halinden şikayet eden insanlar canlandı gözümde. Ellerinde bir sürü imkan varken haline şükretmeyip daha fazlasını kazanmak, daha fazlasını isteyen insanlar. Kim bilir belki savaştan önce Suriye’dekiler de böyle bir rehavet içindeydiler. Bosna savaşından sonra ülkemize gelen Boşnaklar bunu itiraf etmişlerdi. Sırplar bize saldırana kadar onlarla aynı barları paylaşır, aynı kafeler de yer içerdik. Ne zaman ki onlar saldırıp genç erkeklerimizi gözlerimizin önünde öldürmeye başladık biz o zaman kim olduğumuzu çok iyi anladık. Hani derler ya “bir musibet bin nasihatten hayırlıdır”.  O musibetler bizleri bulmadan biz dersimizi alalım. Zaman kardeşlik zamanı. 
Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar