1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. Hayat kime güzel?
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

Hayat kime güzel?

A+A-

3 Aralık’ta oynadığımız tiyatro oyunundan sonra 5 Aralık’ta tiyatro grubumuzla Kartepe’de akşam yemeğiyle yorgunluğumuzu atıp mutluluğumuzu paylaştık. Bayan oyuncularımızdan bir arkadaşımız ellerimize birer küçük kağıt parçaları dağıtarak o an ki düşüncelerimizi soru olarak yazmamızı istedi. Sonrasında fötr bir şapka içine bu kağıtları topladı. Yemek sonrası sırayla bu kağıtlardan birer tane seçmemizi istedi. Kim hangi soruyu aldıysa cevabını da verecekti. Benim sorum ‘hayat kime güzel’di. Yine bir bayan arkadaşa düştü bu soru ve verdiği cevap herkesin bildiği tarzda “parası olana” idi. Şaşırmadım ama bana göre yanlış bir cevaptı.
Evet belki para bir çok sorunun üstesinde geliyordu ama para her şey değildi, olmaması da gerekir. İnsanlar genelde kendilerinde olmayıp başkalarında olana imrenirler. Parası olan olmayan herkeste az çok var olan bir duygudur bu imrenmek. Ya da hayata sadece maddi pencereden bakanlarda görünen psikolojik bir hastalık ta diyebiliriz. Öyle ki çoğu zaman parası olanların kendi aralarında rekabet ettikleri, paralarıyla her istediklerini almalarına rağmen halen tatmin olmayan egoları onları başka çılgınlıklara sürükler. Parası olmayan hep paranın hayalini kurar. Oysa mutluluk var olmaktır, varlığın tadını çıkarabilmektir. Nefsi tatmin etmektir mutluluk. Bu da elindekilerden mutlu olmayı gerektirir. Eğer nefis aklın ve imanın önüne geçiyorsa o nefse ne yapsanız tatmin ettiremezsiniz. Hep daha fazlasını ister. İmanın süzgecinden geçen akıl ise nefse tatmin olmayı öğretir, elindeki başka varlıkların paha biçilmez değerler olduğunu kabullendirir nefse. İman ve akıl ile tatmin olan nefse dünyaları verseniz gözüne gelmez, yetinmesini bilir. 
Merhum Sakıp Sabancı ülkemizin ultra zenginlerindendi rahmetli. Ama o da şu acı gerçeği itiraf etmek zorunda kalacaktır;  “Araba fabrikam var, binlerce araba üretiyorum. Herkes de ürettiğim arabalardan yararlanıyor. Ama benim çocuğum yararlanamıyor.” Çünkü rahmetli Sabancı’nın bir oğlu engellidir ve babasının parası onun engeline hiçbir faydası dokunmuyor. Tekerlekli sandalyeye ve bakıma muhtaç bir hayat yaşamak zorunda. Aslında bu acınacak bir durum değil, belki ders çıkarılacak bir durum. Nitekim merhum Sabancı da bundan dersini çok iyi almış ki çocuğuna yapamasa da çocuğu gibi engellilere faydası olması için oğlunun adına özel okullar, rehabilitasyon merkezleri kurarak hem faydalı bir iş yapmış hem de nefsini bu yolla tatmin etmiş oldu. Şimdi hayat parası olana güzel diyen bayan arkadaşa sormak lazım; bir çift göz mü para mı? Bir çift kulak mı para mı? Veya önce sağlıklı bir hayat mı yoksa bol paralı bir hayat mı?  Eminin olayları bu perspektiften değerlendirdiğin de onun da bakış açısı değişecektir. Çünkü yukarıdaki örnekte olduğu gibi öyle çok örnekler var ki yaşadığımız toplumda. Bir de bunların haricinde sırf iyi bir hayat yaşayayım diye gece gündüz çalışıp sonra da kazandığını sağlık sorunları için harcayan insanlar. Evet paramız olsun ama diğer varlıklarımızı kaybetmeyecek kadar olsun. 
Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar