1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Han Şeyhun'da kimyasal silahlarla yapılan katliamın 4. yılında adalet hala sağlanamadı
Han Şeyhun'da kimyasal silahlarla yapılan katliamın 4. yılında adalet hala sağlanamadı

Han Şeyhun'da kimyasal silahlarla yapılan katliamın 4. yılında adalet hala sağlanamadı

Suriye'deki Beşşar Esed rejiminin Han Şeyhun'da yaptığı kimyasal silahlı katliamın üzerinden geçen 4 yıl geçse de yaşadıkları faciayı unutamayan siviller, sorumluların hala cezalandırılmamasından şikayet ediyor.

A+A-

Han Şeyhun Sivil Savunma Medya Sorumlusu Hamit Kattini  "Yaşadığım anlarını unutamıyorum. Saldırı sonucu oluşan görüntüleri normal bir insan kabullenemez." dedi.

Kattuni, gazdan etkilenen sivillerde şok geçirme, titreme ve boğulma vakalarının görüldüğünü söyledi.

Saldırının 4. yıl dönümünde kurbanlar için adalet istediklerini belirten Kattini, Esed rejiminin saldırılara devam etmesinin yanı sıra binlerce sivili yerinden etmeyi de sürdürdüğüne işaret etti.

Kattini, Esed rejimi ve destekçilerinin kimyasal silahlı saldırıya tanık olan kişileri de hedef aldığını ifade ederek, "Sivil Savunma gönüllüleri Beşşar Diddio ve Ömer Keyyel ile basın çalışanı Enes Diyab gibi isimler farklı bölgelere saldırılarda öldüler." dedi.

Akrabalarından 25 kişiyi yitirdi

Akrabalarından 25 kişiyi Han Şeyhun'daki katliamda kaybettiğini dile getiren Abdülaziz Yusuf da "Çok zor bir gündü. Acısını şu ana dek hissediyorum. Esed rejimi ve Rusya'nın saldırıları sonucu evlerimizi ve arazilerimizi terk etmek zorunda kaldık." diye konuştu.

O güne dair anılarını paylaşan Yusuf, şöyle devam etti:

"Saldırıdan etkilenen kişilerin ağızlarından köpük geliyor, şok geçiriyorlardı. Kurtarmaya gelen herkes etkilenerek bayılıyordu. İnsanlar vücutları herhangi bir yara almadan ölüyorlardı."

Ailesinden geriye kimse kalmadı

Anne ve babası, iki kardeşi, amcası ve iki kuzenini kaybeden ve kendisi de gazdan etkilenen Han Şeyhunlu Ahmet Yusuf da katillerin serbest olduğuna ve rejimin katliamlara devam ettiğine dikkati çekti.

Saldırı sırasında tarlada çalıştığını aktaran Yusuf, "Saldırı yerine intikal ettim. Amcam dükkanda yere yığılmıştı ve ağızından köpük akıyordu. Evimizin salonunda kardeşim de aynı şekilde baygındı, ağzından köpük geliyor ve nefes alamıyordu. Onu kucakladım ve koşmaya başladım ama hastaneye götürecek araba bulamıyordum. Sonra kuzenimi gördüm. O bana yardım etti. Ailemin geri kalanını kurtarmak için olay yerine döndüm ve o sırada kimyasaldan etkilendim." ifadelerini kullandı.

Yusuf, saldırıdan 6 saat sonra gözlerini hastanede açtığını ve ailesinden geriye kimsenin kalmadığını öğrendiği belirtti.

İlçe rejimin kontrolüne geçtiği için ailesinin mezarına dahi gidemediğini ifade eden el Yusuf, zorla yerinden edildiği Han Şeyhun'a dönebilmeyi umduğunu vurguladı.

Yusuf, "Umarım kimyasal silah saldırısı suçunu işleyenler cezalandırılır. 4 yıldır serbestler ve savaş suçu işlemeye devam ediyorlar." dedi.

Han Şeyhun'un durumu

İdlib'in güneyindeki Han Şeyhun ilçesi, 2014'ten bu yana muhalifler ve rejim karşıtı silahlı grupların kontrolündeydi.

İlçe, 4 Nisan 2017'de Esed rejiminin kimyasal silahlı katliamıyla 100 kişiyi öldürmesinin ardından dünya gündemine oturdu.

Bunun üzerine ABD, 7 Nisan'da rejime ait Şayrat Askeri Hava Üssü'nü vurarak rejime sınırlı tepki gösterdi.

Türkiye, Rusya ve İran, 4-5 Mayıs 2017'deki Astana toplantısında Han Şeyhun'u da içeren alanı İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi ilan etti.

Ancak tüm bunlar, Han Şeyhun'u Esed rejimi ve destekçilerinin yoğun saldırılarının hedefi olmaktan kurtaramadı.

Birleşmiş Milletler (BM) ile Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (KSYÖ) ortak soruşturma misyonu (JIM), 27 Ekim 2017'de saldırının rejim tarafından düzenlendiğini doğruladı.

Uluslararası hukuk nezdinde savaş suçu işlediği ortaya koyulmuş olsa da katliamın sorumluları, Rusya'nın engellemesi üzerine Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanamadı.

Esed rejimi güçleri, Ağustos 2019'da ilçeyi Rusya'nın yardımıyla hiç sivil kalmaması pahasına ele geçirdi.

AA

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.