1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. Güvenlik zafiyeti
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

Güvenlik zafiyeti

A+A-

Son zamanlarda büyük şehirlerimizde, sağda-solda bombaların patlatılması, kanlı eylemler emniyet ve mit üzerinden güvenlik zafiyeti tartışmalarını gündeme getirdi. Özellikle muhalefet kanadı MİT’e yüklenerek görevini yapmadığını söylediler. Basında da bu minval üzere yayınlar yapıldı. Belki geçmişte gerek emniyetin gerekse MİT’in bu tür zafiyetleri, hatta keyfiyetleri olmuş olabilir. 

Ancak ne var ki bu tür olaylar arka planında gizli hesaplaşmaları taşıdığı için millete yansıması öyle sanıldığı kadar etkili olmadı. Esas vatandaş kendi yaşadığı güvenlik zafiyetlerinden mustarip oldu.
Nar ki güvenlik zafiyeti sadece MİT’i ve güvenlikçileri ilgilendiren bir konu değil. Kurum ve kuruluşlar dahil bütün toplumun önemle üzerinde durması ve sorumlu davranması gereken bir konu. Lakin toplumsal yapıya baktığınızda bu güven ortamını pek de hissedemiyorsunuz. Çünkü herkesin öncelikli konusu güvenlik değil hayatımı kazasız belasız en güzel şekilde nasıl ikame ederim endişesi. Hal böyle olunca kimse kimsenin güvenliğini değil önce kendi çıkarlarını düşünüyor. Çıkar kavgalarından güvenli bir ortam beklemek de hayal ötesi bir şey olsa gerek. Bu insanın ve eşyanın tabiatına aykırı bir şey.
Yapıldı mı bilmiyorum ama en güvenli kişi ve kuruluş anketi yapılsa eminim emniyetten ve MİT’ten daha güvensiz kişi ve birimler ortaya çıkar. Biz toplumsal izlenimlerimizden bir kaçını sıralayalım isterseniz. Mit ve emniyet zaten çok eleştirilen olduğu için söylemeye bile gerek yok. Kaldı ki kurumsal yapı da birkaç kişinin yaptığı yanlışlar bütün kuruma mal edilemez, edilmemelidir de. Toplumsal güveni kazanmak için onlar önce kendi içlerinde bu güvenliği temin etmeliler. Mesela adalet duygusu. Belki de en güvenilir olması gereken bir kurum. Ancak ne var ki bir mahkemenin verdiği kararın tam zıddını başka bir mahkeme verebilmektedir. Bu da mahkemelere olan güveni sarsan en önemli faktör. Her halde üçüncü sırayı siyaset alıyor diye tahmin ediyorum. Zira onları halk sandıkta bir şekilde test ettiği için güvenmediği siyasetçiye oy vermeyerek güvensizliğini ortaya koyuyor. Hakeza sendikalar da bu anlamda aynı kaderi paylaşıyorlar. Özellikle tanıdığım işçi kesimi arkadaşlarımın çoğunluğu her fırsatta sendikalara ve sendikacılara olan güvensizliği dile getiriyor. Bir başka kurum ise bankalar. Bankalara da vatandaş çok güvenmemesine rağmen başka seçeneği olmadığından yine de bankalara mahkum kalıyor. Zira toplumsal dayanışmanı yok olduğu günümüzde ele güne avuç açmak yerine sadece parayı görüp kimseyle muhatap olmadığı ve fakat ihtiyaçlarını gidermek için gitmek zorunda kaldığı bir bankası var. İş yapmak ve yaptırmak için piyasaya ne kadar güveniliyor dersiniz. Ben bu konuda da çok iyimser tablo göremiyorum. Ya da aynı mahallede aynı bina da oturanlar birbirlerine ne kadar güveniyor? Hani güvenlikten sorumlu diye suçu sadece emniyete veya MİT’e yıkmakla bu sorun çözülmez. Önce herkes kendi güvenliği için başkasının da güvenliğini düşünerek ne yapabiliriz diye kendine soracak. Kendisine yapıldığında hoşlanmadığı bir şeyi başkasına yapmayacak. 
Kendisi için istediği bir şeyi de karşısındakiler içinde isteyecek. Aksi takdir de hiç kimse kamu güvenliğinden ve güvenlik zafiyetinden bahsetmeye hakkı olamaz.
Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar