1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Gelecek Partisi’nden kadına yönelik şiddete karşı anlamlı kampanya
Gelecek Partisi’nden kadına yönelik şiddete karşı anlamlı kampanya

Gelecek Partisi’nden kadına yönelik şiddete karşı anlamlı kampanya

Gelecek Partisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde ‘Kadınlar ne ister?’ sorusunun cevabının arandığı Türkiye’de toplumun her kesiminden kadınların maruz kaldığı psikolojik ve fiziki şiddete dikkati çekti. 

A+A-

Gelecek Partisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde ‘Kadınlar ne ister?’ sorusunun cevabının arandığı ‘KADINLAR ÖNCE YAŞAMAK’ ister çalışmasıyla Türkiye’de toplumun her kesiminden kadınların maruz kaldığı psikolojik ve fiziki şiddete dikkati çekti. 

Gelecek Partisi Kadın Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Habibe Çiftçioğlu Başer, 25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü'ne ilişkin bir açıklama yaptı.

Habibe Çiftçioğlu Başer,yaptığı açıklamada şunları belirtti:

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle bugün bir aradayız. Gönül isterdi ki, böyle insanlık onurunu yaralayan bir mesele için değil de, kadın haklarında yaşanan güzel gelişmeleri, nasıl daha iyi hale getirebileceğimizi tartışmak için bir araya gelseydik. Fakat, her gün siz değerli basın mensuplarının da toplumu bilgilendirdiği haberlerde, sosyal medyada ne yazık ki kadına karşı şiddetin boyutlarını yansıtan, vicdanlarımızı kanatan olaylarla karşı karşıyayız.

Çok uzağa gitmeye gerek yok. Kadına şiddet hemen yanı başımızda… Belki ailemizde, sosyal çevremizde, yaşadığımız mahallede hatta üst komşumuzda yaşanıyor.

EŞİ TARAFINDAN ÖLDÜRÜLEN GÜL GÜLÜM,17 KEZ ‘N’OLUR ÖLMEME MÜSAADE ETMEYİN’ DEDİ

Gelecek Partisi olarak biz de çok yakın bir zamanda, 11 Ekim’de yanı başımızda acı bir hadise yaşadık. Çatalca’dan partimize gönül veren Gül Gülüm’ün acı haberiyle sarsıldık. 25 yaşında, iki çocuk annesi üyemiz, bu ülke için hayalleri olan, başarılı ve girişken bir kadındı… Ne yazık ki eşi tarafından canına kıyılarak hayatını kaybetti. Taziyeye gittiğimizde annesinin acı feryatlarından öğrendik ki Gül Gülüm eşi tarafından öldürülmekten korktuğu için tam 17 kez kolluk kuvvetlerine başvurmuş, ‘N’olur ölmeme müsaade etmeyin’ diye yalvarmış…

Gül’ü kaybettiğimiz günlerde Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi’nde bilmem ne maddesinin toplum ahlakını bozduğu, sözleşmenin iptal edilmesi gerektiği konuşulup tartışılıyordu. Ne acı… Gül’ün, Güllerin, bu ülkede şiddete maruz kalan kadınların kolluk kuvvetlerine beyanının esas alınması,  hemen koruma altına alınması ne yazık ki temel meselemiz olmadı, olamıyor…

2020 BİTMEDEN 391 KADIN ŞİDDETE KURBAN GİTTİ

Ülkece Kovid-19 salgınıyla mücadele ettiğimiz bugünlerde, kadınlar artı olarak kendilerini korumak, hayatlarını kurtarmak için tek başlarına mücadele etmeye devam ediyor. 2020 yılı sona ermeden cinayete kurban verdiğimiz kadın sayısı 391… Her 3 günde 2 kadın gördüğü şiddet yüzünden hayatını kaybediyor. Geçen hafta bir günde 4, ertesi gün 5 kadının öldürüldüğü haberlerini okuduk…

Ülkemizde her üç kadından birisi fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddete maruz kalıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, tüm dünyada bireysel şiddete en fazla maruz kalan kesimi ülkemizde de olduğu gibi kadınlar oluşturuyor.

Maalesef Uluslararası hukukun bütün çabalarına rağmen, hem dünyada hem de ülkemizde çığ gibi büyüyen kadına yönelik şiddet, çağımızın bir utanç kaynağıdır. Toplum olarak, siyasi partiler olarak, sivil toplum kuruluşları olarak kadına yönelik şiddetin bir insan hakkı ihlali olduğunu kabul etmeden ve birinci meselemiz haline getirmeden de bu utançtan kurtulmamız mümkün değil.  Bununla birlikte, şiddetin sadece kadınları ilgilendiren bir mesele olmadığını da kavramalı ve şiddetin tanımını doğru yapmalıyız. Fiziksel ya da psikolojik, ekonomik ya da baskı ekseninde ele almalı, toplumun her kesiminden kadınların bu çerçevelerde maruz kaldığı şiddetle mücadele etmeliyiz.

KADINA ŞİDDETE KARŞI HERKESLE AYNI MASADA OTURMAYA HAZIRIZ

Bu konuda toplumu bilinçlendirmek, yasal düzenlemeleri hızla harekete geçirmedikçe kadınların özgürlükleri, yaşam hakkı elinden alınmaya devam edecek ne yazık ki… Kadınların hukuki, ekonomik ve sosyal alanda eşit haklara sahip olmadığı, siyasette hâlâ hak ettiği yeri bulamadıkları bir ortamda biliyoruz ki bunlar zor adımlardır fakat Gelecek Partisi, kadına şiddet konusunda her türlü öncü çalışmayı hayata geçirmeye, hükümetin ve muhalefetin aktörleriyle aynı masada oturmaya ve el birliğiyle bu konuyu çözmek için atılacak bütün adımlarda yer almaya hazırdır. Söz konusu şiddete uğrayan kadınlarımızsa, bizim için gerisinin hiçbir önemi yoktur.  

Çünkü, yasalar yönünden güçlü bir mücadele zeminimiz olmasına rağmen hükümetin kadına şiddetle ilgili samimi bir mücadele vermediğini görüyoruz. Toplumsal zihniyet dönüşümünün sağlanması için günlük, anı kurtaran çalışmalar dışında daha güçlü, kararlı adımlara ihtiyacımız var. Siyasette kadınlara karşı kullanılan dilin kadın hakları bir yana, insan haklarına aykırı olması bir çelişkidir ve toplumsal zihniyet değişikliğine de engeldir. Fakat her şeyden önce Adalet Bakanlığı kadın cinayetlerinde daha caydırıcı cezalar vermeye başlamalıdır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ise yürüttüğü çalışmaları kamuoyuyla paylaşmalı ve daha da fazlasını yapmak için harekete geçmelidir.

Bu çalışmaları yaparken ise, tarih boyunca cevabı aranan ‘Kadın ne ister?’ sorusundan yola çıkmak elzemdir. Kadınların isteklerine kulak verilmeyen, kadınların olmadığı masalarda alınan kararlarının sonuçlarına üzücü bir şekilde tanık oluyoruz, bu yanlıştan vazgeçmedikçe de tanık olmaya devam edeceğiz.

HERKES GİBİ HER ŞEYİ İSTEYEN KADINLARIMIZ ÖNCE YAŞAMAK İSTİYOR

Bu düşünceden hareketle, Gelecek Partisi olarak 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddeti Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde sorunu yaşayanların, kadınlarımızın ne istediğine dikkati çekmek istedik. Videomuzda da göreceğiniz gibi kadınlarımız çok şey istiyor. Eğitim almayı, inancıyla yargılanmamayı, ötelenmemeyi, saygı görmeyi, insanlık onuruna yakışır bir iş ortamında çalışmayı, çocuğunun geleceği için kaygılanmamayı, değer görmeyi, kariyer yapmayı, liyakatiyle anılmayı, alım gücünün artmasını, arkalarında devletin desteğini görmek istiyorlar. Evet, kadınlar da herkes gibi her şeyi istiyorlar. Fakat Türkiye’de kadınlarımız bütün bunlardan önce tek bir şey istiyor. YAŞAMAK… KADINLAR ÖNCE YAŞAMAK İSTİYOR… Çalışmak da onların hakkı, gelecekleri için kaygılanmamak da. Kariyer yapmak da hakları, anne olmak da… Ama bütün bunlardan önce her canlı gibi korkmadan YAŞAMAK en temel insani hakları… Kadınlarımız Türkiye’de yasalarla sözde değil, özde korunmak istiyorlar. Bundan daha doğal bir istek olabilir mi?

KADINA ŞİDDETTE TOPLUMU ÖNCE BASIN BİLİNÇLENDİRİYOR

Değerli basın mensupları… Kadına şiddetle ilgili yaptığınız bütün haberlerin toplumu bilinçlendirmeye ve dönüştürmeye, yani, kadınların hayatta kalma mücadelesine büyük bir katkısı var. Onların verdiği mücadeledeki bu değerli katkınız için hepinize teşekkür ediyoruz. Bugün Gelecek Partisi olarak ortaya koyduğumuz çalışmayı da size emanet ediyoruz. Sizin ellerinizde çok daha kıymetleneceğine inanıyoruz.

Değerli misafirlerimiz, Gelecek Partisi olarak kadına şiddetle ilgili Türkiye’de yapılacak her türlü çalışmaya hazır olduğumuzu bir kez daha yineliyor, muhalefeti, STK’ları, hükümeti kadınlarımızı yaşatmak için birlikte hareket etmeye davet ediyoruz. Önce kadınlarımızı yaşatalım ki Türkiye’miz yaşasın…

25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNÜ’NÜN TARİHİ

Mirabel Kardeşlerin öldürüldüğü gün olan 25 Kasım, 1981 yılında Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü olarak ilan edilmiştir. 25 Kasım 1960’da Dominik Cumhuriyeti’nde faşist Trujillo Hükümet’ine karşı ezilenlerin verdiği bu büyük mücadelede sembol haline gelen Mirabel Kardeşlerin tecavüz edilerek öldürüldüğü gündür.

Trujillo, bugün halka ölüm, baskı, zulüm dayatmış bir diktatör olarak anılıyor. Yönetimi sırasında kendisine karşı çıkanlar ya tutuklanmış ya da faili meçhul bir cinayete kurban gitmiştir. Yetmemiş askeri istihbarat servisine kurdurduğu “40” adlı hapishanede muhaliflerine işkence yaptırmış, birçoğunu elektrikli sandalyede öldürtmüştür.

Mirabal Kardeşler ve eşleri, Trujillo diktatörlüğüne karşı Clandestina isimli gizli bir örgüt kurdu. Trujillo yönetimine karşı insan hakları ve demokrasi için mücadelede simgeleşen kadınlar diktatörlük tarafından defalarca tutuklandı. Mal varlıklarına el konuldu. Bunlarla yetinmeyen Trujillo bir halk konuşmasında “Ülkenin en büyük iki sorunu kilise ve Mirabel Kardeşlerdir” diyerek Mirabel Kardeşleri hedef gösterdi. Bu konuşmadan sadece 23 gün sonra, hapishanedeki eşlerini ziyaretten dönen üç kız kardeş, uçurumdan aşağı atılarak öldürüldü. Bu cinayet resmi kayıtlara “trafik kazası” olarak geçti.

Mirabel Kardeşlerin öldürülmeleri Dominik Cumhuriyeti’nde büyük bir tepki uyandırdı. Direniş güçlendi ve bir yılın sonunda diktatörlük devrildi.

1981 yılında Kolombiya’nın Bogota şehrinde bir araya gelen Latin Amerikalı ve Karaipli Kadınlar Kongresinde, Mirabel Kardeşlerin anısına 25 Kasım tarihi “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak ilan edildi. Latin Amerika’nın ilerici kadınlarının bu kararı, aslında faşist diktatörlüklerin şiddetine karşı kadınlar cephesinden bir mücadele ilanıydı. Mirabel kız kardeşlerden birinin kod adının “Kelebek” olmasından da esinlenerek; o günden sonra üç kız kardeş, gerek Dominik’te gerek dünyada “Kelebekler” adıyla anıldılar.

Bugün, kadına yönelik şiddetin devlet şiddetiyle nasıl iç içe geçtiğini gösteren ve kadın dayanışmasının şiddetle mücadelede en önemli dayanak olduğunu ifade eden bir gün olarak tüm dünya kadınlarının sokaklara çıktığı bir gün. Dünyanın her yerinde kadınlar bugün için eylemler, yürüyüşler ve kongreler düzenliyor. 1999’da ise Birleşmiş Milletler bugünü resmi olarak “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” ilan etti.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.