Bedrettin Naim ARSLAN

Bedrettin Naim ARSLAN

KÖŞE YAZARI
Yazarın Tüm Yazıları >

Elfazı küfür

A+A-

Allahın Rasulü bir hadislerinde şöyle buyurdular;

"Kişi bazen kendisinin sakınca görmediği fakat Allah’ın  öfkesini gerektiren öyle bir kelime söyler ki bu O’nu, yetmiş yıl derinlikteki Cehennemin dibine indirir”.  (Ramuzul-Ehadis 1364)

Elfazı küfür : Dinden çıkaran söz yada işler…

Aylar önce benze bir konuyu işlemiştim. Tarikat, tasavvuf… Ve demiştim ki sonunda, tarikat esasen dini vecibelerimizi disiplinize etmektir.

Son yıllarda milletimizin dine gittikçe artan teveccühü sevindirici olmakla birlikte, okumaktan uzak, rivayetlere dayanan kontrol edilme hissiyle kimi zaman yanlış cümleler kurmaya, fiiller işlemeye itmektedir.

*

Müslüman olarak, ehl-i tarik kimi isimlerin hak dostu olduklarından zerre kadar şüphemiz yoktur. Kendilerini acemi erleri yetiştiren usta er gibi görürüm. Kişiyi disipline sokar…Eyvallah…

Şimdi biri vakıa diğeri menkıbe iki olayı anlatacağım.

*

Evliyadan Mürşid-i Kamil Abdurrahim Reyhan El Erzincani hazretlerine salik’lerden biri (mürit) :” Efendim kerametlerinizi neden göremiyoruz” anlamında bir soru sorar. Makam ve mevkiinin gerektirdiği üslup ile: “Şah-ı Nakşibend hazretlerine bu soruyu sormuşlar. Şah-ı Nakşibend ise bu omuzlarda bu kadar günah yükü var iken ayakta kalabilmek nedir? buyurmuşlar. “ diyerek cevaplar. Bu arada şunu defne yaprağı gibi araya sıkıştırmak isterim. Tasavvuf ehl-i kişiler genellikle soruları silsilenin baş halkasına göre cevaplarlar. Cevap nasıl? Şahane… Var mı sorun ? Yok…

Şimdi gelelim ikinciye… Menkıbe olan kısma… Rivayet odur ki bu olayı yine başka  bir Mürşid-i Kamil’in müritleri ile olan sohbeti sırasında anlattığı rivayet edilir. Ne yalan söyleyeyim internette okudum… Biraz düşündüm. Aktarıyorum:

Efendim anlatılana göre bir mürid rüyasında kıyametin koptuğunu, kendisinin de bir çamur deryası içerisinde kaldığını görür. Çırpınmaktadır. Bakar ki her peygamber kendi ümmetini almış peşine gitmektedir. Bağırır beni de alın diye. Yüzüne bile bakmazlar. Bakar ki Fahr-i Kainat efendimiz de ümmetini almış geçiyor. Bağırmış yine çıkarılmamış çamur deryasından. Evliyalar kendi müridlerini almış gidiyor yüzüne bakmamışlar. Uzun zaman geçmiş. Bakmış biri geliyor. Tek başına. “Seni kurtarayım mı?” demiş. Çekmiş almış. Mürid birazda müteşekkir bir eda ile “Kimsiniz efendim?” diye sormuş.  Şah-ı Nakşibend’im ben demiş. Ama efendim sizi dünyada duymuştum. Çok müridiniz var. Neden teksiniz? Oysa Peygamberler evliyalar peşine takmış inananları gidiyorlardı. Şah-ı Nakşibend cübbesini kaldırır, küçük bir sandık gösterir. “Sofiler bu sandığın içerisindedir.” der….

Not: Efendi hazretlerinin böyle bir menkıbeyi bu şekilde anlattığına inanmıyorum.

*

Şimdi anlatılan menkıbe üzerinden aklıma takılan birkaç soru. Birkaç hoca arkadaşıma sordum, değişik cevaplar da aldım. Tatmin oldum mu? Hayır!...

Bilindiği gibi Fahr-i Kainat efendimiz son peygamber olup, Nebi ve Resul oluşunun yanı sıra Yüce Allah (cc)’ın Habibim (dostum) dediği tek peygamberdir. O’nun gelişi ile diğer dinler İslam dininde tekmil olunmuş, tüm inananlar bundan sonra ümmeti olmuştur… Buna göre çamurda kalan mürid Peygamberimizin ümmeti değil midir? Zira konuşmasında hayatta iken sizi duydum derken, Fahr-i Kainat efendimiz den sonra yaşadığı aşikardır?

Fahr-i Kainat efendimiz bir sandığın içerisine Şah-ı Nakşibend hazretleri ile birlikte tüm ümmetini sığdıramaz mıydı?

Yazımızın başında Abdurrahim Reyhan El Erzincani hazretlerinin keramet sorusuna Şah-ı Nakşibend Hazretleri üzerinden cevaplarını sunmuştuk… Buna göre günah yükü altında ayakta kalabilmenin keramet olduğunu söyleyen ulu bir zata “Sandık dolusu mürid” nasıl yakıştırılır?

*

Fahr-i Kainat efendimiz Hz. Muhammed (SAV)’in ruhunu teslim ederken Azrail (AS) ile konuşmalarını hatırladığımda, günümüz müridlerinin intisaplı olduğu Meşayıh  üzerinden nasıl bir dalalet içerisinde olduklarını görüyor üzülüyorum.

Ne idi konuşmanın özü :

Azrail (AS) tarafından ruhu alınan Fahr_i Kainat efendimiz sorar : Ümmetimin canını da bu şekilde mi alacaksın?” diye. Cevap keskindir. “Sizin canınızı en hafif şekilde alıyorum ya Resulallah.” Acıdan mübarek gözlerinden iki damla yaş akan Peygamber efendimiz “Tüm ümmetimin acısını bana yükle. Ümmetim bu acıyı tatmasın.”  buyururlar…

Şimdi bir başka soru. Henüz ruhu teslim alınırken ümmetinin yaşayacağı gelecekteki acısını dindirmek gayretinde olan Fahr-i Kainat efendimiz sizce bu müride kayıtsız kalmış olabilir mi? Uzayıp gider… Hatta öyle ince bir konu ki, çoğalan bu sorular bizi bile şuracıkta imandan eder.

Velhasıl kelam yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ilk ayeti, Yüce Allah’ın (cc) ilk emri “OKU” dur. Bırakın menkıbeleri!... Peygamberleri, cenneti, cehennemi Kur’an dan öğrenin. Ahiret hayatı dünya hayatı gibi değil zira. Kimse üzerinde “Hamili kart yakınımdır.” yazan kart götüremeyecek. Tek şefaatçi Fahr-i Kainat efendimiz olacak. Sandık mı? Hiç olmayacak… Kurtuluş Kur’an dadır zira. Tarikat’a karşı değilim… Ancak disiplin kuralları içeren bir yönetmelik olarak görürüm. Ve bu yönetmelik hükümleri Kur’an dışında olamaz… Kimse kimsenin tarikatının üstünlüğünü anlatacağım diye Elfazı Küfür işlemesin.

Benden söylemesi !...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.