1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. Dinde zorlama yoktur
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

Dinde zorlama yoktur

A+A-

İnsanların yer yüzünde neye inanacaklarına, nasıl yaşayacaklarına karar verme hakkı hiç kimsenin haddi değil. Ne var ki, insanca bir hayat yaşayabilmesi de hayatı en iyi bilen ve o hayatı insana veren yaratıcının bilgisindedir. Onun içinde Rabbimiz kitap ve peygamber göndererek huzurlu ve sağlıklı yaşamanın kurallarını bizlere öğretmektedir. İnanarak uygularsak faydalarını da görürüz, inanmazsak da zararlarını. Bir de inandığımız halde uygulamazsak aynı şekilde zararını çekeriz. Ki bu bağlamda Rabbimiz insan iradesine müdahale etmemiş, peygamberine bile 'sen sadece uyarıcısın' demiştir. Bu noktadan sonra Allah’ın (CC) sözünün üstüne söz söylemekte kimsenin hakkı da değil haddine de değil.

Son zamanlarda sosyal medya üzerinden gereksiz tartışmaların yapıldığını üzülerek izlemekteyiz. Bazı arkadaşlar iman etmiş olmanın verdiği rehavetle başkalarını da kurtarma arzusu onları yanlış bir tutum içerisine itmekte, onları dizayn etme içerisine girmekteler. Hatta bir tanesine dedim ki kardeş Kur’an oku. Okuduğum için böyle yapıyorum dedi. Ne var ki bu davranışların hiçbir Kur’ani referansları da yok aslında. Peygamber efendimiz amcası Ebu Leheb ve karısı hakkında Allah Tarafından şiddetle uyarılmıştır. Hakeza diğer amcası Ebu Talib hakkında da. Başka Peygamberlerin hayatları da kıssa olarak anlatılıp çocuklarının, eşlerinin Peygamber babalarına, Peygamber kocalarına itaat etmediklerine vurgu yaparak onları siz yollarından çeviremezsiniz mesajını da vermiştir. Bu kardeşlerimin dinlerinden imanlarından zerrece şüphem yok. Ancak Kur’an inanıp iman edenlerin uygulayacağı bir kitaptır. Yani en enda şekilde yaşayarak örnek olacağız topluma. Uyarılarımızı da yumuşak bir dille yapacağız. Aksi takdir de kalplerindeki imanın gerçek mi sahte mi olduğunu ne bilme şansımız var ne de sorgulama hakkımız var.

Şurayı bir anekdot olarak kayıt düşebiliriz. Ki bazı uyarıcı arkadaşların bu noktada haklılık payları da vardır. Biz kimseyi zorla dine inandırmayacağız lakin inandım iman ettim diyen kimselerle ortak bir inancı paylaşıyorsak o zaman o paylaştığımız değerlere de ortak sahip çıkacağız. Yani hiç kimse zorla iman etmeyecek ama iman ettiği değerlerini içini de boşaltmayacak. Bu önce kendine zarar verir sonra da o inanca sahip olan herkese ve dinin temel niteliklerine zarar verir. Mesela baş örtüsü Allah’ın kesin bir emridir. Bunu inanarak takan bir kadın sadece baş örtüsü takmaz aynı zamanda bağlı olduğu değerlerin sorumluluğunu da taşır. Bunu yaparken de diğer inan kardeşlerinin hukukuna da riayet etmek bir sorumluluktur. Yine son zamanlarda örtülü kardeşlerimizin başını örtüp diğer mahrem yerlerinin olanca al benisiyle sergilenmesi başta örtüyü ciddiye almamaktır, Allah’ın (CC) emrini hafife almaktır. Ya da parklarda toplumun gözü önünde erkeklerle sarmaş dolaş olmak imanın esaslarını idrak edememektir. Böyle durumdaki kardeşlerimiz eğer istemeyerek başlarını örtüyorsa şunu bilsinler ki bunun ne kendisine ne de zorla taktıranlara hiçbir faydası yoktur. Üstelik kendi şahsında diğer bütün örtülüleri töhmet altında bırakarak onların haklarına tecavüzdür. Herkesin yaşam tarzına saygılı olunması insani bir vecibedir. Herkes de istediği yaşam tarzını kendi özgür iradesiyle tercih edebilir. Zira herkes kendi tarzını yaşadığı zaman aradaki fark anlaşılır. Aksi halde biz Kur’an’a göre değil birbirimize göre yaşamış oluruz ki arada bir fark kalmaz.

Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar