1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. Cami adabı
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

Cami adabı

A+A-

Geçen hafta medya da yer alan AK Parti gençlik kollarının Çoban Mustafa Paşa Camii’nde sabah namazını müteakip camide kahvaltı haberi üzerine bir arkadaş sosyal medyadan, ‘Camide yiyip içmek caiz mi’ diye bir soru yöneltmiş. Cevabını orada verdik çok şükür. Aynı paylaşımın altına bir bayan arkadaşımız da ‘Cami Allah’ın evi, tabi ki yemek yenilebilir. Ama bir hoca beni camiye almadı’ gibi bir serzenişte bulunmuş. Bunun üzerine artık yazmak bir zorunluluk oldu. 
Allah Resulü Medine’ye hicretinden sonra kendisinin de kerpiç taşıyarak inşa edilen mescidi Nebevi’sini hem ibadethane hem devlet işlerini yürüttüğü idarehane hem askeri kararlarını aldığı karargah hem de misafirhane olarak kullanmıştır. Osmanlı İslam mimarisinde kervansaraylar, külliyeler ibadethanelerle iç içe yapılmış birçok ihtiyacı karşılayan yapılardır. Gebze’mizde bulunan Çoban Mustafa Paşa Camii de bu usulde yapılmış bir camidir. Son yıllarda yapılan camilerde de alt katları çay ocağı, düğün mekanları ve sohbet ortamları şeklinde yapılmış güzel örneklerdir. Hatta bazı camilerimizde Ramazan ayında iftar programları düzenlemek açısında böyle kapalı mekanlarının olması büyük bir kolaylık. Dolayısıyla camilerimizde yemek yenir-içilir, yatıp uyunabilir, düğün merasimleri tertip edilebilir. Dinen hiçbir sakıncası yoktur. Böylesi kapsamlı mekanların hiç mi kuralı, adabı yok? Elbette ki var.
Bu aşamada sorusu olan hanım kardeşimize de cevap vermiş olalım. Her ne kadar çok fonksiyonlu kullanım amacına yönelik de olsa camilerimiz ilk önceliği ibadet etme yeri olduğu için Allah’ın (cc) evi olarak kabul ederiz ki kendisi de bunu ifade ediyor. Dolayısıyla her ne kadar biz Allah’ı (cc) göremiyorsak da O’nun bizi gördüğü inancıyla hareket etmemiz gerekir. Allah’ın huzuruna çıkarken de nasıl bir haleti ruhiye ve edep üzere olmamız gerekiyorsa öyle davranmamız cami adabındandır. Nasıl ki bir üst makama çıkarken kılığımıza kıyafetimize dikkat ediyorsak camiye giderken de aynı hassasiyeti göstermemiz gerekir. Nasıl bir düğüne giderken itina gösterip özene bezene süslenip gidiyorsak en sevgili olan Rabbimizin huzuruna çıkarken de aynı özeni göstermek icap eder. Nasıl ki bir cenazeye giderken mahremiyete önem verip eşarplarını takıp gidiliyorsa camiye de oranın adabına uygun gitmek en güzel ahlaktır. Kaldı ki güzel İstanbul’umuza her sene binlerce turist geliyor ve en çok merak edip gezdikleri camilerimize hanım turistler için kapı girişinde verilen eşarpları takıp saygı göstererek ziyaretlerini gerçekleştiriyorlarsa bizler buna daha fazla hassasiyet göstermemiz gerekir. Haddi zatında Allah bize şah damarımızdan daha yakın ve her an yanımızda her yaptığımızdan haberdardır. Biz kullar olarak edebi olarak ona saygımızdan dolayı bunu yapmak zorundayız. 
Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar