1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. Bu yılki Ramazan programım
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu yılki Ramazan programım

A+A-

Ramazan ayının ruhaniyetine uygun geçirebilmek için birkaç Ramazandır davetleri kabul etmeyip sabrı ve sabra maruz kalanları anlamak adına evimde mütevazi iftarlar yapmayı planladım. İşimiz gereği birkaç Ramazan bu programa uyamadık ama bu sene bu programı uygulamaya oldukça kararlıyım. Özellikle siyasi iftarlara ve toplu iftarlara katılmayı hiç düşünmüyorum. Bu tür iftarlar daha çok şova ve reklama yönelik olduğu için orucunda ibadetin de feyzini kaçırıyor. Evlerdeki iftar davetlerini zaten birkaç Ramazandır gündemimizden çıkarmıştık, bu sene de böyle devam edecek inşallah. Hadi toplu iftarlarda yine ortak menü herkes aynı tastan tabaktan yediği için bir nebze günü kurtarıyor da evlerdeki menüler misafirlere göre şekillendiği için evdekilere neredeyse 10 senedir iştirak etmiyorum.

Değişik bir iftar programı değil mi? Merak etmeyin zaten etrafımdaki dostlarımız da alıştı artık davet etmiyorlar. Çok az sayıda bilmeyenler ve eski alışkanlıklarında ısrar edenler hariç. Onlardan da bazılarını kırmama adına evet desem de aslında zorunlu katıldığımı ima ediyorum, sanırım ileriki dönemlerde onlar da alışınca davet etmekten vaz geçerler. Bu ne biçim yazı deyip sıkıldınız mı? Konuyu değiştirelim de rahatlatalım sizleri değil mi? İşte bunu da ben yapamıyorum. Çünkü sabretmek için diye çıktık yola, bunun için ağzımızı, dilimiz, gözümüzü, gönlümüzü, midemizi, bedenimizi bağladık. Rabbimize de söz verdik senin emirlerine uyup en azından Ramazan da şeytanlarımızı bağlayacağız diye. Bağlayacağız ki, açın, kimsesizin, mazlumun, mahzunun, mağdurun, garibin, yoksulun halinden anlayacaktık. Eee şimdi oruç oruç sıkıntıya girmeyelim de nefsimize hoş gelsin diye konuyu mu değiştirelim. Zaten hep böyle ucuz görünen pahalı çözümleri istemiyor mu nefsimiz? Nerede kaldı nefis terbiyesi?
İlk zamanlar belediyelerin açtığı iftar çadırları harbiden bir işe yarıyordu. Yanlış hatırlamıyorsa birileri bunu şikayet etti de çadır tiyatrosu sonlandırılmıştı. Şimdi Trabzon usulü bize her yer tiyatroya dönüştü. Her yer panayır alanları oldu. Toplumsal kaynaşma, birlikte oynaşma iyi bir şey tabi. Öyle kös kös evlerde pinekleyecek miyiz. Çıkalım yar bana bir eğlence deyip akşama kadar bağladığımız midemizle birlikte gönlümüzü de hoş tutalım değil mi yani? Nerede bu mahallenin işsizi, aşsızı, boyunları bükük çatık kaşlısı? Daha bana sormayın niye iftar davetlerine katılmıyorsun diye. Bugüne kadar gittiğim davetlerin hiç birinde yoksulu, fakiri görmedim, göremedim. En alt tabaka orta direkten insanlar vardı, bunu inkar etmeyelim. Onlar bile tanınmamak için kılığını-kıyafetini varsılların yanında ayıp olmasın diye borçla mı dertle mi aldığı belli olmayan giysilerle kamufle etmeye çalışıyor. Yani iftar da yiyeceği iki lokmanın faturası başka yerden acı acı çıkacak kendisinden. Ama ne yapsın bakan gelecek, başkan gelecek ayıp olmasın. Hani oruç nerede ya, bunca koşuşturmada onu da kaybettik. Sadece o olsa yine iyi bağladığımızı sandığımız şeytanlar başka yerlerden avlamış bizi de haberimiz yokmuş. En iyisi ben evimde mütevazi iftarıma devam edeyim. Varın siz meydanlardaki iftarlarınıza devam edin. Benim şeytanım meydanlarda rahat durmuyor zahir.
Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.