1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. "Biz Nato’ya Değil, Kato’ya Bakıyoruz"

"Biz Nato’ya Değil, Kato’ya Bakıyoruz"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Biz NATO'ya değil, Kato'ya bakıyoruz, Kandil'i gözümüze kestiyoruz. Canımız kimden isterse silahı ondan alırız, bunun...

A+A-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Biz NATO'ya değil, Kato'ya bakıyoruz, Kandil'i gözümüze kestiyoruz. Canımız kimden isterse silahı ondan alırız, bunun hesabını da NATO'ya matoya vermeyiz, veremeyiz. Herkes yerini yurdunu bilsin" dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Güvence mensubiyetiyle övündüğümüz aziz Türk milletidir. Vazgeçilmez irademiz, vatan ve millet sevgisidir. Terk edilemez ilkemiz, -Ne mutlu Türk'üm Diyene- sözünü seslendirmektir. Üzerine titrediğimiz hassasiyet ise çağa ve insanlığa Türkçe seslenebilmektir. Bütün vatandaşlarımıza çağrımdır: Bunlar yabancı gelmiyorsa, bunlarda bir sıcaklık ve anlam buluyorsanız; gelin bir olalım, diri olalım, iri olalım. Türkiye'nin geleceğini el ele, omuz omuza ve hep birlikte inşa edelim. Şundan eminim ki, Türkiye Cumhuriyeti, egemenliğin asıl sahibi olan Türk milleti sonsuza kadar hür, müstakil ve tam bağımsız bir şekilde yaşayacaktır. Çünkü varlığını onun bekasına adamış sevdalıları vardır, asla, ama asla ülkülerinden, millete sadakatten, meşru ve demokratik çizgiden ayrılmayacak ve sapmayacaklardır. Bu sevdalıların ebedi yuvası ise Milliyetçi Hareket Partisi'dir" ifadelerini kullandı.

"BARZANİ'NİN FİŞİ ÇOKTAN ÇEKİLMİŞ, MİADI DA ÇOKTAN DOLMUŞTUR"

Irak'ın kuzeyinde gerçekleştirilen 25 Eylül korsan referandumunun, Barzani'ye pahalıya patladığını, sonuçlarının doğal ve beklendiği gibi ağır olduğunu kaydeden Bahçeli, "Barzani ısrarının bedelini taksit taksit ödemeye başlamıştır. Atalarımız boşuna söylememiş; "aptal ata binerse bey oldum sanır, şalgam aşa girerse yağ oldum sanır." Barzani'nin durumu da aynısıyla budur. Peşmerge kuru inadının, kötü ve kötürüm iradesinin kurbanı olmuştur. Barzani'nin yardım ve destek alarak inşa ettiği iğrenç komplo bizzat ayağına dolaşmış, sırtını yere getirmiştir. Küresel efendileriyle dar alanda kısa paslaşmaları işe yaramamış, kendi kalesine gol yemekten kurtulamamıştır. Bu Barzani ki, mazlumların ahını ala ala, masumların beddualarını duya duya tahtının altını dinamitlemiştir. Elbette bize düşen, bize yakışan Allah'tan bulsun, fitnesinde boğulsun demektir. Anlaşıldığı kadarıyla, peşmerge başının görev süresi 1 Kasım'da dolacaktır. Görevine devam etmeyeceği, süresinin uzatılma taleplerini kabullenmeyeceği medyaya yansımıştır. Bu arada, yetkilerinin de, hükümet, parlamento ve Adalet Konseyi'ne devredilmesiyle ilgili kararın da parlamentoda oy çokluğuyla kabul edildiği ortaya çıkmıştır. ABD ise bu durumdan memnun olduğunu dün itibariyle açıklamıştır. Barzani ister görevde olsun, ister olmasın; onun defteri çoktan dürülmüş, işi çoktan bitmiş, fişi çoktan çekilmiş, miadı da çoktan dolmuştur. İhanet yapanın yanına bırakılmamış, dökülen kanlar cezasız kalmamıştır. Barzani batmış, kendi bataklığına gömülmüştür" şeklinde konuştu.

"BARZANİ'NİN GİTMESİ, BÖLGESEL HESAP VE PLANLARIN ERTELENDİĞİ ANLAMINA GELMEYECEKTİR"

Geçtiğimiz günlerde Barzani'nin, yayımladığı bir mesajdaki, "Kerkük için iyi bir hazırlık yapmıştık. Maalesef 16 Ekim gecesi büyük ihanet gerçekleşti. 16 Ekim gecesi, peşmerge ve halkımıza zehirli bir hançer gibi saplandı. Irak ordusu ve Haşdi Şabi güçleri, ABD'nin gözleri önünde ve onların silahlarıyla saldırdı. ABD buna neden sessiz kaldı?" ifadelerini hatırlatan Bahçeli, "Barzani Türkmenleri katlederken her şey yolunda ve tıkırındaydı. Türkmeneli'ni işgal ederken, Kerkük'ün ruhunu zilletle deşerken de her şey normal ve kıvamındaydı. Bu haydut kendini ne zannetmektedir? Hala konuşacak yüz ve cesareti nereden bulmaktadır? Neyin hazırlığından, ne tür bir ihanetten, hangi hançerden bahsetmektedir. Hançer arıyorsa kendine baksın, hain arıyorsa tavsiyem eliyle yüzünü avuçlasın. Barzani'nin gitmesi, bölgesel hesap ve planların ertelendiği, hatta tamamen rafa kaldırıldığı anlamına gelmeyecektir. Burada dikkat edilmesi gereken, Irak'ın siyasi ve toprak bütünlüğünün korunması ve desteklenmesidir" değerlendirmesinde bulundu.

"TEMASLARIN BÖLGESEL DENGE VE SÜKUNETE HİZMET EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM"

Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

"Geçen hafta ülkemizi ziyaret eden Irak Başbakanı'nın kararlı tutumu, Türkiye'yle kurduğu dostane ve komşuluk hukukuna yaraşır ilişkileri bölgesel huzur ve istikrar açısından önemli bir kazançtır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Irak Başbakanı İbadi arasındaki temasların bölgesel denge ve sükunete hizmet edeceğini düşünüyor, yapılan açıklamalardan bu sonucu çıkardığımızı da özellikle vurgulamak istiyorum. Irak hükümetinin, havaalanı ve hudut kapılarının peşmergeden alınarak kendi kontrolüne geçmesi için başlattığı çalışmalar ve buna Türkiye'nin desteği kayda değer önemdedir. Peşmergenin referandumu dondurma teklifini, Bağdat yönetiminin iptal et çağrısıyla reddetmesi bize göre müspet gelişmelerdir. Unutmayalım ki, komşu komşunun külüne muhtaçtır. Irak'la Türkiye arasına kara kedi gibi giren Barzani kızağa çekilmiş, hakkında tasfiye işlemleri başlatılmıştır. Irak Türkmenlerinin tarihi haklarının savunulması, kültürel miras ve zenginliklerinin muhafazası iki ülke arasındaki hassas konuların başında gelmektedir. Kerkük; peşmerge ve PKK'nın tasallutundan arındırıldıktan sonra, sırayı soydaşlarımızın haklı taleplerini karşılamak almalıdır. Kerkük'ün tarihsel derinliğine, kültürel dokusuna, huzur ve kardeşlik iklimine bağlı kalmak kaydıyla, özel bir statüye kavuşturulması acilen sağlanmalıdır. Türkiye ve Irak arasındaki sağlıklı ve sağlam diyalogların Irak Türkmenleri için ümit verici gelişmelere kapı aralaması, demografik dengenin işgalden önceki dönemlere göre yeniden teşekkülü temennimiz, beklentimizdir. Türkmen yurdu Kerkük'ün istilacı canilerden kurtarılması, ardından Barzani'nin istifası, daha sonra da Irak'la kurulan tutarlı, karşılıklı saygıya dayalı ve anlamlı ilişkiler milletimiz nezdinde sevindirici gelişmelerdir. Türkiye'nin yükselen Irak politikası, sınır ötemizde körüklenen ihanet ateşinin söndürülmesinde önemli ve tarihi bir görev icra etmiştir. Bu politikayı tasvip ediyor, takdir ediyor, muhataplarımıza da şüphe yok ki teşekkür ediyoruz. Hem bölgesel hem de küresel olaylara başkent Ankara'dan bakabildiğimiz sürece, belagat belahata dönmediği, hamaset gerçekleri perdelemediği müddetçe Türkiye'yi hiçbir güç tutamayacaktır. Caydırıcı olduğumuz kadar saygın olmalı, saygı görmeliyiz. Bilinmelidir ki, Türkiye'nin dostluğu kucaklanmalı, düşmanlığından da korkulmalıdır. Cesaretimizi tarihten, gücümüzü milletimizden, ilhamımızı ecdadımızdan aldıktan sonra, inanıyorum ki, karşımızda hiç kimse, hiçbir kuvvet duramayacaktır. Varsayalım duran oldu; bu durum karşısında ya yenilecek ya da zoru görünce kenara çekilmekten başka şansı olmayacaktır."

"IRAK VE SURİYE SINIRLARIMIZ TAM OLARAK EMNİYETE ALINMALIDIR"

Astana Süreci kapsamında, Gerginliği Azaltma Bölgelerinden biri olarak belirlenen İdlib'te, Türk askerinin üstlendiği görevi layıkıyla yerine getirdiğine dikkat çeken Bahçeli, "Ateşkesin etkinliğinin artırılması, çatışmaların sona erdirilmesi, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, yerlerinden edilenlerin evlerine dönüşü için uygun şartların sağlanması ve ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi konusunda Türkiye lazım gelen desteğini göstermektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Gerginliği Azaltma Kontrol Gücü olarak kahramanca duruş ve mücadelesini sürdürmektedir. Türk askeri, 8 Ekim'den itibaren gözlem noktaları tesis etmek için çalışmalarına başlamıştı. 13 Ekim'de 1 Numaralı Gözlem Noktası, 23 Ekim'de de 2 Numaralı Gözlem Noktası oluşturulmuştur. Yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır ki, Türkiye, Batı Halep ve Afrin yakınlarında 9 askeri nokta daha kuracaktır. Bab bölgesinde patlayıcı ve mayın arama-temizleme çalışmaları devam etmektedir. PKK-PYD terör örgütünün Afrin'den doğuya, Münbiç'ten batıya doğru muhtemel saldırı ve tahriklerine karşı her tedbir yerinde ve zamanında alınmaktadır. Kahraman Türk askerinin, beka mücadelemizde eşsiz ve emsalsiz fedakarlıklar yaptığını iftiharla ifade ediyor, hepsine üstün başarılar diliyorum. Teröristler, Azez-Mare bölgesiyle Münbiç bölgesinden belirli aralıklarla yaptıkları taciz atışıyla Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırmaktadır. Ne var ki, bu eşkıyalık, bu kana susamışlık hainlerin son çırpınışlarıdır. Türkiye Cumhuriyeti, zulmün başını ezecek güçtedir. Türk milleti varlığını ve güvenliğini tehdit eden odakların kökünü kurutacak cesaret ve inanmışlıktadır. Terör belası ya bitecek ya bitecektir; artık başka yol ve çare kalmamıştır. İdlib'ten sonra Afrin'e çöreklenmiş hainlerin başına ateş topu gibi düşmeli, Irak ve Suriye sınırlarımız tam olarak emniyete alınmalıdır. Allah'ın izniyle bunu yapar, bunu başarır, hıyanetin hakkından geliriz. Hepsinden mühimi Türk askerinde aşılmaz iman vardır, korkusuz yürek vardır, yüksek bir fazilet vardır" diye konuştu.

"KİMDEN NE ALACAĞIMIZI NATO'YA MI SORACAKTIK?"

16 Ekim 2017'de başlayan Zap operasyonuyla Irak'ın kuzeyinden 3 kilometre içeri girildiğini anımsatan Bahçeli, "PKK'nın vatan topraklarına sızdığı alanlar kesilmiş, terör hattı kapatılmıştır. Hakkari Çukurca ilçe kırsalının karşısında Irak'ın Dahuk kentine bağlı olan bölgeye adeta set çekilmiştir. Sonunda da bu bölgedeki Kokozer Dağı'na çok şükür şanlı Türk bayrağı dikilmiştir. Merhum şairimiz Arif Nihat Asya Bayrak Şiirinde ne diyordu: "Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:Yeryüzünde yer beğen! Nereye dikilmek istersen, Söyle, seni oraya dikeyim!" Nerede Türk milletine kurşun atan, namlu doğrultan, ölüm yağdıran, saldırı hazırlığında olan varsa ya direkte sallandırılmalı, ya da bayrağımız ibreti alem için heybetli bir şekilde oralara dikilmelidir. Elbette Kandil Dağı'nın doruğunda al bayrağımızı nazlı nazlı dalgalandırmanın, insan görünümlü canavarların girdikleri inleri tümden ateşe vermenin vakti de gelmiştir" açıklamasında bulundu. Bahçeli, şunları kaydetti:

"Türkiye, çok yoğun beka mücadelesi verirken, müttefiklerinden, müttefiklik bağlarıyla bağlı olduğu uluslararası örgütlerden ne hikmetse aleyhe devamlı beyanatlar duymaktayız. NATO Askeri Komite Başkanı, ağzından baklayı sonunda çıkarmış, Türkiye'nin Rusya'dan hava savunma sistemi satın almasının sonuçları olacağını söylemiştir. Tehditvari üslupla konuşan bu zat, "ülkelerin, karar almakta bağımsız olduğu gibi, aldıkları kararın sonuçlarıyla yüzleşmekte de bağımsız olduklarını" yüzü kızarmadan hatırlatma gereği duymuştur. Kimden ne alacağımızı NATO'ya mı soracaktık? Türkiye'nin milli güvenliği korkunç saldırılarla kuşatmaya alınırken, bu NATO neredeydi, ne yapıyordu, hangi kumpasın peşindeydi? Ülkemiz NATO'ya 1952'de üye olmuştur. Her zaman sorumluluğunun gereğini yapmıştır. Ancak NATO bugüne kadar, huzur ve milli bekamız için hangi fedakarlık ve faaliyetlerde bulunmuştur? NATO, 15 Temmuz FETÖ işgal girişimine karşı hangi tedbirleri almış, hangi önleyici hamleleri hayata geçirmiştir? Nerede kirli ve örtülü bir ilişki ağı varsa altında NATO'nun parmağı olduğu yıllarca iddia edilmiştir. Nerede kapalı devre bir faaliyet varsa ucunda kıyısında NATO'nun izi olduğu söylenegelmiştir. Askeri darbelerdeki payını ise sağır sultan bile duymuştur. Peki NATO, Türkiye'yi nasıl tehdit edebilmektedir? Türkiye kumdan, çakıldan, çadırdan, eften, püften bir devlet midir ki, bir NATO bürokratı çıkıp azarlamaya, tepeden bakmaya teşebbüs ve tevessül edebilecektir? NATO bürokratlarına soruyorum, nedir sizin zorunuz? Nedir asıl gayeniz? Ne yapmaya çalışıyor, Türkiye'de neyi hedefliyor, neyin alt yapısını kurmaya çalışıyorsunuz? Siz kendinizi ne zannediyorsunuz? Türkiye bağımsız bir ülkedir, zoruna giden varsa kendi meselesidir. Türkiye, kendi ihtiyaçları doğrultusunda istediği silahı, istediği ülkelerden bedeli mukabilince alabilecektir. Keyfi kaçan, canı sıkılan, hesabı karışan, pusulası şaşan varsa ya gitsin komedi filmi izleyip kahkalarla gülsün, ya da kendi haline yanıp iki göz iki çeşme ağlamaya koyulsun. Aslımız neyse neslimiz de odur. Aslını inkar eden haramzadedir. Türk milleti haramzade değildir, tarihin hiçbir döneminde olmamıştır."

"BİZ NATO'YA DEĞİL, KATO'YA BAKIYORUZ"

"Biz NATO'ya değil, Kato'ya bakıyoruz, Kandil'i gözümüze kestiyoruz, akıllarınca katlimizin fermanını imzalayan katillerle ölüm kalım mücadelesi veriyoruz" diyen Bahçeli, "Canımız kimden isterse silahı ondan alırız, bunun hesabını da NATO'ya matoya vermeyiz, veremeyiz. Herkes yerini yurdunu bilsin. Brüksel'den bize parmak sallamaktan vazgeçsin. O parmak sahibini eninde sonunda mahcup edecektir. Onlar varsın şatoda oturup NATO'nun düdüğünü çalsınlar. Biz Ankara'dan 29 Ekim 1923 ruhuyla dünyaya bakacağız; onurlu, imanlı, milli, ahlaklı, cesur ve elbette tam bağımsız bir şekilde sonsuza kadar yaşayacağız. Bunu çekemeyenler, tuzak kurmak için fırsat kollayanlar, yeni saldırılar için ortam açanlar varsa, ki bu güçlü bir ihtimaldir, Allah'ın izniyle gerekirse göğüs göğüse, gerekirse de kıran kırana istiklalimizi ve istikbalimizi son nefesimize kadar savunacağız. İşler sarpa sarar, ülkemize zarar gelirse, NATO'yu falan bilmeyiz, NATO'cuları hiç takmaz, tanımayız; önümüze takoz koymak isteyenleri de yıkar geçeriz. 1940'lı yıllarda başbakanlık yapan, Çanakkale Savaşı'nı anılarında anlatan dönemin İngiltere Deniz Bakanı aynısıyla şunları yazmıştı: "Türkler öyle bir savunmaya girişmişlerdi ki, canlarını veriyorlar, ama topraklarından bir karış yer bile vermiyorlardı. Herkesin bilgisi ve haberi olsun ki, bu ruh, bu asalet, bu kahramanlık şuuru ölmedi, milli vicdanlarda yaşıyor ve yaşatılıyor" ifadelerini kullandı.

"ÇEKİLDİĞİMİZ TOPRAKLAR ADETA CAN ÇEKİŞMEKTEDİR"

Bahçeli, tarih şuurundan mahrum kişi ve toplumların; kendilerini, ancak bir vasıta, bir alet, bir gölge, nasıl ortaya çıktıklarını bilmeyen bir parça sanacaklarını söyleyerek, "Bundan dolayı da kendi varlıklarının devamını, hatta mutluluklarını başka yerlerde, başka milletlerin coğrafyalarında arayacaklardır. Bugün yaşadığımız an, yüzyıllar boyunca sürmüş mücadelelerin, heyecanla ve bedel ödeyerek çizilmiş olan haritaların, yeni bir geleceğe açılan eşiğidir. Bu itibarla, tarih sadece keşfolunan ve yalnızca seyredilen kuru olaylar resmigeçidi değildir. Aynı zamanda önümüze konan ve bir bakıma hala tekemmül etmemiş yaşayan bir hayattır. Bizi köksüzlükten kurtarıp, ebediyete akıp giden coşkun bir nehre dönüştüren, aynı kaderi paylaşan diğer milletlerin arasında bize varlığımızı duyuran sahip olduğumuz tarih şuurudur. İstikbali, istiklalimizden zerre kadar taviz vermeden planlayıp hayata geçirmemiz için de tarih şuuruna çok ihtiyacımız vardır. Türk tarihi geleceğimizin rotasını çizmektedir. Bugün Avrupa'ya bakınız, başınızı çevirip Asya'yı izleyiniz, oradan Orta Doğu ve Afrika'yı baştan ayağa süzünüz; karşınıza hep bir sorun, hep bir kanayan yara çıkacaktır. Ecdadımızın hakimiyetinde iken huzur ve adaletle yönetilmiş toplum ve coğrafyalar bugün inim inim inlemektedir. Çünkü Türk demek adalet demektir. Türk demek vicdan demektir. Türk demek muzaffer bir ruhun müşfik bir bakışla kucaklaşma halidir. Osmanlı sarığının kardinal külahına tercih edilmesi şanımızı asırlara kazımıştır. Çekildiğimiz topraklar adeta can çekişmektedir. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşüyle kurulan, kurdurulan devletler şimdi perişan halde, kavga ve kaos içindedir. Gelişmeler karşısında ecdadımızın ahı tuttu dersek abartı olmayacaktır" açıklamasında bulundu.

"KAYNAYAN KAZAN KAPAK TUTMAYACAKTIR"

Orta Doğu volkan gibi patlarken, Irak'ın kuzeyindeki gayri meşru referandumun sonuçlarına uluslararası toplum kilitlenmişken Avrupa'nın kaynamaya başladığını bildiren Bahçeli, "Malumlarınız olacağı üzere, kaynayan kazan kapak tutmayacaktır. İspanya, Katalonya Özerk Bölgesi'nin bağımsızlık ilanından sonra diken üstündedir. Karşılıklı restleşmeler had safhadadır. İnsanlar sokaklardadır. Avrupa tedirgin ve korku içindedir. Diğer yandan Bask bölgesiyle ilgili endişeler de yoğunlaşmaktadır. İtalya'nın kuzey bölgeleri olan Lombardiya ve Veneto'nun kopuşu gündemdedir. Güney Tirol ise tartışmaların odağındadır. Belçika; Flaman, Valon ve Brüksel bölgeleri olmak üzere fiilen üç parçaya uzun süre önce ayrılmıştır. Fransa'nın Korsika sorunu, ardından Bretonya ve Alsas meselesi de ufukta belirmiştir. Almanya'nın 14 milyonluk nüfusuyla Bavyera eyaleti ise kıpır kıpırdır, her gelişmeye yakın ve yatkındır. İskoçya, Kanada, İngiltere ve ABD'deki ayrılıkçı eğilimler yabana atılmayacak kadar ciddidir. Güney Sudan ve Kosova'da yaşananlar ise unutulmuş değildir. Yeni dünya düzeni teorisi tersine dönmüş, yeni dünya düzensizliği şekline bürünmüştür. Bir asır önce kim bizim altımızı oymuş, gizli veya açık anlaşmalarla topraklarımızı paylaşmışsa; ne paylaşana, ne paylaşılana bir şey sağlamamış, herhangi bir şey kazandırmamıştır. Ecdadımızın kılıcın yanında duayla aldığı, inançla baktığı, Allah'ın bir emaneti gördüğü toprakları zorla üzerine geçiren, çalan ve gasp edenler dünya üzerinde rahat ve huzur yüzü göremeyeceklerdir. Bu itibarla, Avrupa'da başlayan çözülmenin, insanlığı yeni bir arayışa, devletleri de yeniden bir muhasebe yapmaya sevk edeceğini düşünüyorum. Bölünmeyi dilemeyiz, bölücülüğü hoş görmeyiz, burası kesindir. Ancak gelişmiş ülkelerin Anadolu coğrafyasına ve mücavir coğrafyalara da aynı tutarlılıkla bakmasını ister, bunu bekleriz" değerlendirmesinde bulundu. Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ülkemin her güzel insanına sesleniyorum: Kim olursanız olunuz, Türkiye'nin neresinde doğarsanız doğunuz, kökünüz, kökeniniz, mezhebiniz ne olursa olsun, vatanım, bayrağım, milletim, kardeşliğim ve mukaddesatım diyorsanız, biliniz ki beraberiz, aynı saftayız, biriz, kucaklaşmaktan kıvanç duyarız. Başkaları paldır küldür bölünme korkusu yaşarken, biz bin yıllık kardeşliğimizi daha da sağlama alalım, karşımızdaki düşmana ve içteki kollarına zemin ve fırsat vermeyelim. Birlik olursak, beraber durursak aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Yolumuz sağduyu ve milli birlik yoludur; gaflet, dalalet ve bölücülüğe kapalıdır. Bu yoldan sapanları tarih ve millet affetmeyecek, bunlar milli vicdanda da ebediyen mahkum olacaklardır."

Bahçeli, konuşmasının sonunda TBMM'de görüşülen 2018 yılı bütçesinin hayırlı olmasını dileyerek, milletvekili arkadaşlarının bütçe sürecini ilgili komisyonlarda yakından takip etmelerini istediğini ifade etti.

Konuşmasının ardından Bahçeli'ye MHP Gaziantep Şehitkamil İlçe Başkanı Aziz Yücel, üzerinde Bahçeli'nin resminin olduğu bakır işleme hediye etti.

Bahçeli'ye ayrıca Elezığspor atkısı ve forması da hediye edildi.

 

Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.