1. YAZARLAR

  2. Hasan KAMİLOĞLU

  3. BİR ŞEHRİ TEMİZ TUTMAK
Hasan KAMİLOĞLU

Hasan KAMİLOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

BİR ŞEHRİ TEMİZ TUTMAK

A+A-

" İki yüz elli, üç yüz yıl öncesinden bahsedilir ki..... " zamanın Japonya’sından bir heyet İstanbul’a gelmiş. Japon gurup, Türk toplumunun yapısını, dini değerlerini, davranış tarzını, ahlaki yapısını, saygılı kişiliğini, sokaklarının temizliğini, dolayısı ile erdemini öylesine beğenmişler ki, bir toplumu böyle yapan inanç ve değerleri araştırmak ve o toplumla belirli paydaşlar üzerinden etkileşim içerisinde olmaları gerektiği hakkında Japon devletine rapor vermişler. Ancak bu olayın üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen gerek Japonya’nın kendi iç dinamikleri gerekse dış anlamda Çin ile olan karmaşık durumlarına bağlı olarak bu iletişim mümkün olmayıp, günün şartlarında o rapor rafta kaldırılmış. 

Nihayet belki yüz yıl sonra Japonya’da bu dosyayı raftan birileri indirmiş olacak ki bin sekiz yüzlerin ikinci yarısında bir heyet daha İstanbul’a gönderilmiş, ancak gelen heyetin ilk andan edindiği intiba hem geçmişte kazanılan o güzel bakış açısını, hem de belki daha sonra edinilecek nezih intibâyı yıkmış geçmiş. Sabahın ışıkları ile birlikte limana inen Japon heyet, bir önceki raporda yazan o güzel manzara ile karşılaşmayı beklerken yerlerde akşamdan kalma çer çöpü ve sokakta yürürken de yere tüküren bir adamı gördüklerinde, ya bir asra yakın zaman önce kendi ülkelerine verilen raporda bir hata olduğunu ya da bugün yaşayan insanların o zaman ki insanların aynısı olmadığı ve bu toplumda örnek alabilecekleri bir şey olmadığı kanaati oluşmuş kendilerinde.

Oysa ne üzücü ki bu son demleriydi devleti-aliyye’nin. Çünkü geride kalan altı yüz yıllık Osmanlı toplumuna baktığınızda, toplumun her kesimine yayılan bir nezaket ve zerafete şahit olursunuz. Ürettikleri eserler öyle, insanları öyle… 

Bu nezih durum sadece Müslümanlarda değil, toplumun bütün inanç kesimlerinde tezahür etmekte ve tüm katmanlarına dalga dalga yayılmaktaydı. Çevrenin temiz yapısının yanın da İnsanların lisanlarındaki zenginlik de dikkat çekiyor. Bu hassasiyeti insanların sinirli ve gergin olması muhtemel zamanlarında bile verdikleri nazik ve naif tepkilerinde de görüyorsunuz. 

Toplum kendi bünyesinde din anlayışı ve gelenekleri çerçevesinde çok olumlu ve sağlam bir kültür geliştirmiş ve bu kültür de yaşamın her alanında tezahür ediyordu. Bu da ortaya çok yönlü olarak zarif, temiz ve sosyal ilişkilerinde oldukça saygılı bir toplum çıkartıyordu. 

Baktığımızda ise bütün Anadolu ve tüm geniş Osmanlı coğrafyasının, bu olumlu anlayışın menşei olarak da İstanbul’dan beslendiklerini de görüyoruz. 

Öyle ki işte bu medeni anlayış, farklı coğrafyalarda nezaket ve zerafeti ifade bağlamında ortaya “İstanbul beyefendisi, İstanbul hanımefendisi” gibi kavramlar çıkarmıştı. 

Günümüze geldiğimizde ise toplumun çok az bir kısmı bu konuda hassas ve ne yazık ki genel kesim sokağı çöp kutusu olarak kullanmakta. 

Ne abes ki sigarasının izmaritini, hatta aynı sigaranın paketini, elindeki çöpünü, mikroplara kalkan yapmak için ağzına taktığı maskesini, hatta içtiği sodanın şişesini bile sokağa atmakta. Sokağa tüküren bir toplum düşünün. Midemiz kalktı değil mi! Ancak biz millet olarak midemizin kalktığı bu duruma ne yazık ki her gün şahit olmaktayız. 

Çünkü görsel, ne yazık ki bize aynı o ikinci gelen Japon heyetinin şahit olduğu manzarayı sunuyor. 

Peki bu olumsuz durumu ihdas eden kim? 

Yine biz! Öyleyse düzeltmek de bizim elimizde değil mi? Ne yapmalı? 

Sokakların temizliği ve insanların nezaketi, bir medeniyet göstergesidir ve “Sokağını temiz tutan toplum da medeni toplumdur” bilinci ile “Temiz insan, temiz şehir” anlayışı geliştirmeliyiz. 

Ancak bu oluşum, sadece belediyenin çöpleri toplaması, ya da görevlilerin sokağı süpürmesi ile oluşmaz. Belediyeler bunu yaparak sadece kendi temizlik görevini yapmış olur. 

Toplumsal değişim çok yönlü olur ve bu da ancak bir eğitim ve anlayış mantalitesi ile gelişir. 

Hep söylediğim gibi, “Eğitim de sadece okulda yapılan bir organizasyon değildir.“

Bugün toplumun sahip olduğu imkanlar, insana sınırsız dönemli eğitim imkanı tanıyor. Haliyle bu da eğitimi toplum kitlelerinin tamamına çok yönlü bir olarak yayma imkanı sunuyor. 

İşte Osmanlı bunu hem eğitim hem de kültürel aktarımla çok sağlıklı bir şekilde yapmış ve çok yönlü olarak, insani ilişkilerindeki nezaketi ve sokağa yayılan zerafetiyle her yönüyle, temiz ve örnek bir toplum oluşturmuştu. Biz de onların mirasçısı olarak bunun altyapısını oluşturacak çalışmalar yaparak bunu başarabiliriz. 

Zira hem üç kıtaya medeniyet taşımış bir neslin devamı olan bu topluma, hem de yine Osmanlı mirası olan şehrimize bu yakışır.  

Huzur ve sağlıcakla kalın.  




 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.