1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. Benim hırsızım daha iyi
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

Benim hırsızım daha iyi

A+A-

Tencere dibin kara seninki benden kara mukabilinde herkes birbirini hırsızlıkla suçluyor. Özellikle de siyasiler. Birbirlerini suçlayarak neyi çözüyorlar, hiç. Çünkü bu sistemde hırsızlığın tarifi yok. Olsa ne olur ki? Aleni hırsızlar yakalandıktan sonra bir mühlet yatıp çıkıyorlar. Kaldıkları yerden devam ediyorlar hırsızlıklarına. Daha dün haberlerde vatandaşın biri 50 bin lirasını kaptırmış ağlayıp duruyordu gariban. Bunlar birbirlerini niye suçluyorlar dersiniz? Milletten çaktırmadan götürüyorsunuz ama biz biliyoruz çaldıklarınızı. Çünkü onlarda aynı işi yapıyorlar tarifsiz hırsızlığı.

O zaman hırsızlığın tarifini yapmak lazım öncelikle. Hz. Ömer (R.Anh) dan bir kıssa anlatılır. Ş adamının birisi halifeye yanında çalışanı şikayet etmeye gider malımdan çalıyor diye. Hemen çalışan huzura çağırılır. Adam da derki, ben onun yanında çalışıyorum doğru. Lakin benim ve ailemin nafakası olan hakkımı tam olarak vermiyor, beni ele güne muhtaç ediyor. Halifenin kararı, iş verene dönüp eğer bu adam bir daha bu davadan huzura gelirse önce senin elini keserim. Git adama hakkını layıkıyla tam ver der. Evet İslam’da akın teri emek kutsaldır. Ayetle de sabittir ki, yanınızda çalıştırdıklarınızın sırtındaki teri kurumadan onların haklarını verin.

Kapitalist sistemlerde gerek devlet yapılanması olsun gerekse sivil toplum kuruluşları olsun hepsi de kuruluşlarının menfaatlerini koruyup kollamak için var olduklarını söyleseler de genelde toplulukların ortak kazançlarını baştaki adamlar kontrol ettiklerinden birçok kazanımları da kendilerinde hak görürler. Onun içinde harcamalarını kimseye hesap vermeden veya kitabına uydurarak yaparlar. Dernekler, vakıflar, sendikalar vb kuruluşlar hepsi aynı yöntemi kullandıklarından sen yeme ben yiyim suçlamalarında bulunurlar. Buralar da durum böyle de topluma ve vatandaşa yansıması nasıl peki? Valla ne yalan söyleyeyim ben piyasa da iş yaptırmaya korkar oldum. Ya malzemeden çalınıyor ya işçilikten. Kurumsallaşmış iş yerlerinde de durum bunan farksız değil. Bir eleman işini iyi yapmadığı zaman onu daha iyi yapana verilir. Diğerleri de onların yanında geçinir. Yani arkadaşının emeğini çalar. Hak iddia etmeye gelince hepsi aynı ücreti almak isterler.

Aklıma gelmişken burada bir kıssadan daha bahsedelim. İmamı Azam Ebu hanifenin asıl ismi Numan bin Sabittir. İmam daha genç ve bekarken dere kenarında giderken yerde bir elma bulur ve alıp bir diş atar. Sonra aklına gelir, elmanın sahibi acaba helal eder mi diye. Biraz daha gittiğinde elma toplayan birini görür ve hemen helallik ister. Adam kabul etmez helalliği ve şarta bağlar.

Yanımda bir mühlet çalışır, bana yardım edersen helal ederim. Çaresiz kabul eder. Süre dolunca adam yine şartını söyler. Benim kör, sağır, topal bir kızım var onunla evlenmeyi kabul edersen bu sefer helal ederim. İmam çaresiz onu a kabul eder. Zifaf gecesi odaya girer bakar ki tarif ettiği kız değil ay parçası gibi dünyalar güzeli bir bayan. Hemen dışarı çıkar, bir yanlışlık oldu der. Adam değil doğru yerdesin. Ben kör, sağır, topal derken senin gibi helale harama helale riayet eder, başkasının mahremine kör, harama kötü söze sağır, yanlışlara topaldır dedim. Şimdi anlaşıldı mı hırsızlığın mahiyeti? Eskiden et kokmasın diye tuzlarlarmış. Ya tuz kokarsa?

Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar