1. YAZARLAR

  2. Ahmet BEYZADE

  3. Alzheimer hasta yakınlarına seminer
Ahmet BEYZADE

Ahmet BEYZADE

Yazarın Tüm Yazıları >

Alzheimer hasta yakınlarına seminer

A+A-

Geçen hafta perşembe günü Gebze Kültür Merkezi’nde Darıca Yaşlılar ve Dayanışma Derneği’nin öncülüğünde, Gebze Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe katıldım. Semineri Yrd. Doç. Dr. Sevda Sarıkaya hanımefendi veriyordu. Alzheimer hastası değilim ve yakınımda da böyle bir hasta yok. Bir arkadaşımın kayınvalidesinde bu hastalık vardı. Kayınvalidesiyle yakından ilgilendiği için bu hastalığa karşı bir hassasiyeti de vardı. Sürekli Alzheimer hastaları derneği kurmak istediğinden bahsetti. Seminer duyurusunu görüce bir hafta öncesinden arkadaşı bilgilendirdim ve mutlaka katılalım dedim. 
Beklenti yüksekti.
Demans diyerek Alzheimer hastalığını anlatmaya başladı sayın Sarıkaya. Tabi tığ uzmanı değiliz, ne olduğunu anlayamadık Demans’ın. Seminer boyunca da sık sık vurgu yaptı Demans’a. İşin gerçeği biraz içim sıkıldı bu Demans’a. Kendi kendime söylemeyen başladım, akademik bir semineri halk nasıl anlasın diye. Yaklaşık kırk beş dakika süren seminerin ardından sorulara geçildi. Ne arkadaşım ne de ben soru sorabildik. Zira hasta yakınları çoğunluktaydı ve onlar daha çok şey öğrenmek istiyorlardı. Bizde onlara saygı gösterip soru soramadık. Oturdum internetten araştırdım artık nedir bu Demans diye. Öğrenince de sayın Sarıkaya’yı tebrik etmek geldi içimden. Gerçekten çok nazik ve seviyeli bir davranış sergilediği için. Meğer Deman halk arasında “Bunama” olarak bildiğimiz hastalığın tıptaki adıymış. Hasta yakınların rencide olmasın diye açıklamak istemedi sanırım. Ama olsun sonuçta hastalık hastalıktır, ayıplanacak bir yani yok. Kimse böyle bir duruma düşmek istemez. İşin kötü yani bir Demans türü olan Alzheimer’ın hiçbir şekilde tedavisi olmaması, ilaçla sadece ötelenebiliyor olması. Tabi en iyi ilaç ise sevgi. 
Kısaca hastalıktan bahsedecek olursak, beynin içe doğru büzüşmesiyle bazı hücrelerin fonksiyonlarını yerine getirememesinden dolayı geçmişi unutmak şeklinde tarif ediliyor. Bu noktada bizde bir katkı sunmak isteriz. Eskilerin tabiriyle “işleyen demir ışıldar” sözü çok anlamlı bu hastalığa yakalanmamak adına benim için. Zira yine bilim adamlarının araştırmalarına göre beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar kapasitesi artar. Hatta Türkiye de beynin % 10’nun kullanıldığı da söylenenler arasında. İnsanın da böyle bir elastik bir yapısı var, ne kadar çok okur, yazar ve çalışırsa vücut fonksiyonları o kadar etkili ve faal oluyor. İki günü birbirine eşit olan bizden değildir buyuruyor İslam Peygamberi. Yani değişiklik insan için kaçınılmaz bir gerçek. Hayatta değişmeyen tek şey değişim. Sayın Sarıkaya da buna vurgu yaparak rutin hayat akışının dışında bir şeyler yapmanın hastalığa iyi geldiğini söyledi. Aslına bakarsanız Kur’an insana hayatın formüllerini veriyor. Hastalık bu illa ki olacak ve istinasız herkesin başına gelebilir. Ne var ki Sarıkaya’nın da ifade ettiği gibi en aza indirmek ve hafif atlamanın diğer bir formülü de rabbimizin emrettiği gibi bir hayat yaşamaya çalışmaktır. Derdi veren Allah hiç şüphesiz şifasını da verecektir. 
Haydi kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar